Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı dolayısıyla Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Elemanı ve Cumhuriyet Tarihi Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat kentin işgal sürecinden kurtuluşa uzanan tarihsel yolculuğunu, Büyük Taarruz içerisindeki yerini ve 2 Eylül’ün genç kuşaklara aktarılmasının önemini değerlendirdi.

Eskişehir’in işgalden kurtuluşa uzanan mücadelesi

2 Eylül 1922, Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşu açısından nasıl bir tarihsel öneme sahiptir? Eskişehir’in işgal sürecini ve kurtuluşa giden süreci ana hatlarıyla değerlendirebilir misiniz?

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ardından İngiliz kuvvetleri, İstanbul-Ankara demiryolu hattını denetim altında tutmak ve stratejik kavşak noktası olan kenti kontrol etmek amacıyla 22 Ocak 1919’da Eskişehir’i işgal etmişti. Şehrin işgal tecrübesi bu ilk adımla başlamış ancak Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da başlattığı Millî Mücadele hareketi ve bölgedeki Kuvayı Milliye unsurlarının başlattığı mücadele dengeleri kısa sürede değiştirmiştir. Ali Fuat Paşa komutasındaki 20. Kolordu’nun kararlı tutumu ve sivil halkın Müdafaa-i Hukuk çatısı altındaki örgütlenmesi neticesinde İngiliz birlikleri Mart 1920’de Eskişehir’i terk etmişti.

İngilizlerin çekilmesiyle Temsil Heyetinin kontrolüne giren ve Millî Mücadele’nin ana ikmal üslerinden birine dönüşen Eskişehir bu kez Yunan ordusunun hedefi haline gelmiştir. Batı Cephesi’nde TBMM’nin düzenli ordusu I. ve II. İnönü Savaşlarında kazandığı zaferler Yunan ilerleyişini Eskişehir önlerinde durdurmuştur. Ancak Ankara’yı ele geçirerek Meclis’i dağıtmak isteyen Yunan ordusu, Temmuz 1921’de geniş çaplı bir taarruz başlatarak Kütahya-Eskişehir Savaşlarını başlatmıştır.

Temmuz 1921’de gerçekleşen Kütahya-Eskişehir Savaşları sırasında Türk ordusunun imha olmasını önlemek isteyen TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa orduyu Sakarya’nın doğusuna çekme kararını vermiştir. Bu stratejik kararın ardından Eskişehir 20 Temmuz 1921’de Yunan işgaline uğramış; demiryolu ağı ve cer atölyesi gibi imkânlarıyla düşman ordusunun Ankara’ya yönelik harekatının ana lojistik üssü haline gelmiştir. Kentin işgali Ankara üzerindeki baskıyı artırsa da Mustafa Kemal Paşa’nın bu hamlesi Türk ordusuna toparlanma zamanı kazandırmış ve cephenin kaderini belirleyecek yeni stratejinin temelini atmıştır.

Sakarya Meydan Savaşı sürecinde ise Yunan ordusu Ankara’ya uzanan harekâtını Eskişehir merkezli ikmal hatlarıyla yürütürken; Başkomutan sıfatıyla ordunun başına geçen Mustafa Kemal Paşa, "Hatt-ı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz" direktifiyle Yunan taarruzunu kırmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın sevk ve idaresindeki Türk ordusunun kazandığı Sakarya Zaferi sonrası Yunan kuvvetleri Eskişehir-Afyon hattındaki savunma mevzilerine çekilmiştir. Yunan ordusunun Eskişehir’deki varlığı bir süre daha devam etmişse de Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya’da uyguladığı strateji, kentin 2 Eylül 1922’deki nihai kurtuluşuna giden süreci hazırlayan temel etken olmuştur.

Büyük Taarruzun ardından Eskişehir’e uzanan takip harekâtı

Eskişehir’in kurtuluşu, Büyük Taarruz ve Türk ordusunun ilerleyişi içerisinde nasıl bir yerde durmaktadır?

Eskişehir’in 2 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtarılması, Büyük Taarruzun genel stratejisi ve Türk ordusunun takip harekâtı içerisinde önemli bir yere sahiptir. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.30’da topçu ateşiyle başladı. Kocatepe’den başlatılan taarruz, yalnızca Afyonkarahisar cephesinin yarılmasıyla sınırlı kalmamış; Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki savunma hatlarını tamamen parçalamıştır. 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat sevk ve idare ettiği Dumlupınar Savaşı ile düşman ana kuvvetlerinin imha edilmesinin ardından, "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!" emriyle büyük takip harekâtı başlamıştır. Kuzeybatı yönüne ilerleyen Türk birlikleri, kaçan Yunan kuvvetlerini Eskişehir hattında çembere almıştır. Eskişehir’deki Yunan birlikleri 31 Ağustos’ta dağınık bir şekilde Bursa yönünde şehirden çekilmeye başlamıştı. Yunan birlikleri çekilirken demiryolu altyapısını, erzak depolarını ateşe vermekte ve şehri tahrip etmekteydi. 41. Fırkanın 16. Alayına bağlı 41. Süvari bölüğünü bir takımı 2 Eylül 1922 sabahı Eskişehir’e girdi. 14 aydır süren işgal sona erdi.

2 Eylül’ün genç kuşaklara aktarılan tarihsel mirası

Cumhuriyet Tarihi Müzesi’nin Müdürü olarak, Eskişehir’in kurtuluşunun ve Millî Mücadele hafızasının genç kuşaklara aktarılması konusunda neler söylemek istersiniz? Bu tarihi günü bugün nasıl anlamlandırmalıyız?

Eskişehir’in 2 Eylül 1922’de ulaştığı kurtuluş ve Millî Mücadele dönemi hafızası, günümüzde yalnızca yıldönümlerinde anılan tarihsel bir takvim yaprağı değil genç kuşakların tarih bilincini, vatana aidiyetini ve cumhuriyet değerlerini pekiştiren dinamik bir miras olarak ele alınmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesini gençliğe emanet etme vizyonu doğrultusunda, bu tarihi günü ve dönemin sunduğu birikimi bugün yeniden anlamlandırmak büyük bir önem taşımaktadır.

Fırçanın Sırdaki İzi Sanat Sokağı’nda Hayat Bulacak
Fırçanın Sırdaki İzi Sanat Sokağı’nda Hayat Bulacak
İçeriği Görüntüle

2 Eylül’ü bugün anlamlandırırken öncelikle kentin işgal yıllarında yaşadığı ağır yıkımı, halkın gösterdiği toplumsal dayanışmayı ve Mustafa Kemal Paşa liderliğinde yürütülen stratejik aklı genç zihinlere aktarmak gerekir. Eskişehir, işgal esnasında ateşe verilmiş, yakılmış ve lojistik altyapısı tahrip edilmiş bir kent olarak küllerinden yeniden doğmuştur. Genç kuşaklara aktarılması gereken asıl hafıza 2 Eylül’ün sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda yıkıma uğramış bir kentin azimle, eğitimle ve üretimle yeniden inşasına imkân tanıyan bir cumhuriyet ivmesi olduğudur. İstanbul-Ankara demiryolunun kilit noktası ve Cer Atölyeleri gibi erken dönem sanayi birikiminin merkezi olan Eskişehir, Millî Mücadele’nin askeri safhası bittikten sonra da Atatürk’ün çağdaşlaşma ve iktisadi bağımsızlık hamlelerinin öncü şehirlerinden biri haline gelmiştir.

Millî Mücadele hafızası Cumhuriyet Tarihi Müzesinde yaşatılıyor

Eskişehir’in 2 Eylül 1922’de yeniden özgürlüğüne kavuşması, yalnızca bir kentin düşman işgalinden kurtuluşunu değil, Millî Mücadele’nin bağımsızlıkla sonuçlanan büyük tarihsel yürüyüşünde Eskişehir’in üstlendiği önemli rolü de simgelemektedir. Aradan geçen 104 yıla rağmen 2 Eylül’ün taşıdığı bağımsızlık, dayanışma ve yeniden inşa ruhu, geçmişi anlamak ve geleceğe aktarmak açısından önemini korumaktadır. Eskişehir’in Millî Mücadele ve Cumhuriyet tarihindeki yerini daha yakından görmek isteyenler Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesini ziyaret edebilir.

Kaynak: AnaHaber