Atatürk’ün Eskişehir’e gelişinin 106. yıl dönümünde, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Elemanı ve Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat ile Atatürk’ün Eskişehir ziyaretinin tarihsel önemini, kentin Millî Mücadele’deki rolünü ve Cumhuriyet Tarihi Müzesinde yaşatılan mirası konuştuk.
“21 Haziran 1920: Millî Mücadele’nin kritik günlerinde Eskişehir buluşması”
Atatürk'ün 21 Haziran 1920'de Eskişehir'e gelişi Millî Mücadele süreci açısından neden kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir?
Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında antlaşmada yer alan bazı muğlak ifadeler nedeniyle ülke işgale açık hâle gelmişti. Özellikle 7. madde, işgallerin önünü açan bir unsur olarak öne çıkıyordu. Nitekim kısa süre içerisinde yurdun dört bir yanı İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetleri tarafından işgal edildi. Başlangıçta bu işgallerin geçici olduğuna inanılıyordu. Ancak İtilaf Devletleri'nin desteğini alan Yunanistan, 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etti. Yunanistan'ın İzmir'i işgali, onların "Megali İdea" olarak adlandırdıkları Büyük Yunanistan ülküsünün bir adımı olarak görülüyordu. Bu işgal, tüm yurtta büyük tepkiyle karşılandı. İzmir'in ardından Yunan kuvvetleri Batı Anadolu'da ilerleyerek Manisa, Aydın, Turgutlu ve Ayvalık'ı işgal etti. Ancak Kuvayı Milliye birlikleri bu ilerleyişe karşı önemli bir direniş gösterdi ve Yunan kuvvetlerinin önünde bir set oluşturdu. Yunan ilerleyişi Kasım 1919'a kadar sürdü. Bu süreçte Avrupalı devletlerin de devreye girmesiyle Milne Hattı oluşturuldu ve Haziran 1920'ye kadar, küçük değişiklikler dışında bu hattın korunduğunu görüyoruz. Diğer taraftan Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştı. Bu tarihten sonra Anadolu'nun farklı bölgelerinde ortaya çıkan direniş hareketlerinin birleştirilmesi süreci başladı. Özellikle Sivas Kongresi sonrasında, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde savunma dernekleri tek çatı altında toplandı. Ardından İstanbul Hükûmeti Anadolu hareketini resmen tanıdı ve taraflar arasında ilk temaslar kuruldu. Bu süreçte Temsil Heyeti'nin en önemli taleplerinden biri, halk iradesini temsil edecek bir parlamentonun yeniden açılmasıydı. Bunun sonucunda seçimler yapıldı ve 1920 yılının başında Osmanlı Mebusan Meclisi çalışmalarına başladı. Meclisin aldığı en önemli kararlardan biri Misak-ı Milli oldu. Ancak bu kararlar İtilaf Devletleri'ni rahatsız etti; İstanbul işgal edildi ve Mebusan Meclisi dağıtıldı. Mebusan Meclisi'nin dağıtılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması için gerekli girişimleri başlattı ve TBMM 23 Nisan 1920'de açıldı. Aynı dönemde Avrupa'da gerçekleştirilen San Remo Konferansı'nda Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının şartları belirlendi. Bu şartların Türklere kabul ettirilebilmesi amacıyla Yunanistan'a Anadolu içlerine doğru ilerleme emri verildi ve Haziran 1920 itibarıyla Milne Hattı geçerliliğini yitirdi. Yunan kuvvetlerinin Bursa, Uşak ve Nazilli yönünde ilerlediği bu kritik dönemde Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile durum değerlendirmesi yapmak üzere 21 Haziran 1920'de Eskişehir'e geldi. Mustafa Kemal Paşa'ya Milli Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet Bey de eşlik etti. Heyet, Eskişehir Garı'ndaki mektep binasında harita üzerinde incelemelerde bulunarak Yunan harekâtına karşı izlenecek stratejileri değerlendirdi. Bu görüşmeler sırasında Mustafa Kemal Paşa, ordunun düzenli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Nitekim 1920 yılının sonlarında düzenli orduya geçilmiş, 1921 yılında önemli zaferler kazanılmış ve 1922'de Büyük Taarruz ile Anadolu'daki işgal sona erdirilmiştir. Böylece Cumhuriyet'e giden yol da açılmıştır.
“Eskişehir, Millî Mücadele’nin lojistik ve stratejik merkezlerinden biriydi”
Eskişehir'in Millî Mücadele yıllarında hem stratejik hem de lojistik açıdan üstlendiği rolü tarihsel bağlamda nasıl değerlendirirsiniz?
Eskişehir, ilk çağlardan itibaren önemli yolları birbirine bağlayan bir kavşak noktasında yer alır. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren demiryolunun şehre ulaşmasıyla birlikte Eskişehir’in önemi daha da arttı. Bu durum şehre ekonomik, askeri, kültürel, idari ve siyasi anlamda önemli katkılar sağladı. Millî Mücadele sürecine baktığımızda ise Eskişehir demiryolu, İstanbul ile Ankara’yı birbirine bağlayan kritik bir hat konumundaydı. Bu nedenle demiryoluna sahip olmak, aslında Anadolu’ya hâkim olmak anlamına geliyordu. Mart 1920’de İngilizlerin Eskişehir’i terk etmesiyle birlikte demiryolunun kontrolü millî kuvvetlere geçti. Demiryolu hem iaşe hem de asker sevkiyatı açısından son derece stratejik bir öneme sahipti. Bununla birlikte Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda eski raylar eritilerek top kamaları üretildi. Bilindiği üzere toplar, ancak kamalarıyla birlikte işlevsel hâle gelebiliyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında İtilaf Devletleri, topların kamalarını alarak onları kullanılamaz duruma getirmişti. Ayrıca Anadolu’ya kaçırılan topların önemli bir kısmında da bu parçalar bulunmuyordu. Eskişehir’deki fabrikalarda bu toplar için yeni kamalar döküldü, nişangâhlar üretildi ve çeşitli top ile silahların onarımları gerçekleştirildi. Böylece şehir, savaşın lojistik altyapısına önemli katkılar sundu. Eskişehir halkı da kurdukları millî müfrezelerle Millî Mücadele’ye destek verdi. Tekâlif-i Milliye Emirleri’ne büyük bir duyarlılıkla katkı sağlayan halk, savaşın doğrudan bu coğrafyada yaşanmasına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, orduya ve Mustafa Kemal Paşa’ya desteğini sürdürdü.
“Atatürk’ün Eskişehir ziyaretleri Cumhuriyet’e giden sürecin izlerini taşıyor”
Atatürk'ün Eskişehir ziyaretine verdiği mesajlar ve temasları Cumhuriyet'in kuruluş sürecine dair nasıl bir yön kazandırmıştır?
Mustafa Kemal Atatürk, Eskişehir’i toplam 22 kez ziyaret etmiştir. İlk ziyaretini ise daha önce de belirttiğimiz gibi 21 Haziran 1920 tarihinde gerçekleştirmiştir. Aynı yıl içerisinde Batı Cephesi Karargâhı’nı teftiş etmek ve yürütülen çalışmaları yerinde incelemek amacıyla Temmuz, Ağustos ve Aralık aylarında da Eskişehir’e gelmiştir. Atatürk’ün Eskişehir’e gerçekleştirdiği önemli ziyaretlerden biri de Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından çıktığı Batı Anadolu gezisidir. Bu gezinin ilk durağı 15 Ocak 1923 tarihinde Eskişehir olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın Eskişehir’e geldiği gün şehirde büyük bir coşku yaşanmıştır. İstasyondan Hükümet Konağı’na kadar olan güzergâha taklar kurulmuş, caddeler bayraklarla süslenmiştir. Gazi Mustafa Kemal’i görmek isteyen Eskişehirliler ise sabahın erken saatlerinden itibaren istasyonda toplanmıştır. Bu ziyaret sırasında Atatürk, Eskişehir halkına hitaben bir konuşma yapmış ve Eskişehirlilerin Millî Mücadele boyunca gösterdiği vatanseverlik ve kahramanlığı özellikle vurgulamıştır. Mustafa Kemal Atatürk ilerleyen yıllarda da çeşitli vesilelerle Eskişehir’i ziyaret etmeyi sürdürmüştür. Son ziyaretini ise 20 Ocak 1938 tarihinde gerçekleştirmiştir. Ankara’dan İzmit’e giderken Eskişehir Garı’nda mülkî ve askerî yetkililerle bir araya gelen Atatürk, soğuk bir kış akşamı olmasına rağmen kendisini karşılamak için istasyonda toplanan çok sayıda Eskişehirli tarafından büyük bir sevgi ve coşkuyla karşılanmıştır.
“Cumhuriyet Tarihi Müzesinde Atatürk’ün Eskişehir izleri yaşatılıyor”
Cumhuriyet Tarihi Müzesinde Atatürk'ün Eskişehir ile ilişkisini yansıtan hangi belge, obje ve görseller öne çıkıyor?
Cumhuriyet Tarihi Müzesi; Türk Tarihi Salonu, Millî Mücadele Salonu, Cumhuriyet Dönemi Salonu ve Eskişehir Tarihi Salonu olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde, isimleriyle uyumlu olarak ilgili dönemlere ait gelişmeler kronolojik bir düzen içerisinde ziyaretçilere sunulmaktadır. Müzemizde Mustafa Kemal Atatürk’e ilişkin pek çok eser ve materyal yer almaktadır. Konumuzla bağlantılı olarak özellikle Atatürk’ün 15 Ocak 1923 tarihinde Eskişehir’e gerçekleştirdiği ziyareti yansıtan büyük bir pano öne çıkmaktadır. Bu pano, söz konusu ziyaret sırasında çekilen bir fotoğrafın illüstrasyonundan oluşmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün Eskişehir’de yaptığı konuşmanın metni de bu bölümde ziyaretçilerin ilgisine sunulmaktadır. Bununla birlikte ressam Yaşar Çallı tarafından yapılan Mustafa Kemal Atatürk portresi, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından müzemize hediye edilmiştir. Söz konusu eser, Atatürk’ün hayatında önemli bir yere sahip olan Bandırma Vapuru ve Savarona Yatı arasında konumlandırılarak sergilenmektedir. Müzemizde ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’e ait özel eşyaların yer aldığı bir bölüm bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Atatürk’ün farklı dönemlerine ait çeşitli tablo ve görseller de ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Anadolu Üniversitesi’nin ilk özel müzesidir. 1994 yılında açılan müzemiz, bu yıl 32. faaliyet yılını sürdürmektedir. Yediden yetmişe her kesimden ziyaretçinin ilgi gösterdiği müzemiz, özellikle Cumhuriyetimizin önemli günlerinde ve millî bayramlarda yoğun ziyaretçi ağırlamaktadır. Okullar, müfredatlarıyla bağlantılı olarak derslerinin bir bölümünü müzemizde gerçekleştirmekte ve öğrenciler burada tarihî süreci yerinde deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Haftanın altı günü ziyarete açık olan müzemiz, hafta içi olduğu kadar hafta sonları da yoğun ilgi görmektedir. Bu vesileyle herkesi Cumhuriyet Tarihi Müzesini ziyaret etmeye davet ediyoruz.
Müze ziyaretçilerini bekliyor
Anadolu Üniversitesi’nin ilk özel müzesi olan Cumhuriyet Tarihi Müzesi, 1994 yılından bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu yıl 32. faaliyet yılını sürdüren Müze Türk Tarihi, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi ve Eskişehir Tarihi’ne ilişkin zengin koleksiyonuyla her yaştan ziyaretçiye tarih yolculuğu sunuyor. Özellikle milli bayramlarda ve özel günlerde öğrencilerden yoğun ilgi gören müze, eğitim faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyor. Okullar, müfredatlarıyla bağlantılı derslerinin bir bölümünü müzede gerçekleştirerek öğrencilerin tarihi yerinde deneyimlemelerine olanak tanıyor. Haftanın altı günü ziyarete açık olan Cumhuriyet Tarihi Müzesi, hafta içi ve hafta sonu ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.
