CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde görüştüğü  Ajans Muhbir kurucuları  100 gündür tutuklu Süha Çardaklı ile 65 gündür tutuklu Serkan Kafkas, “Bizim yaptığımız bal gibi gazetecilik, vatandaş gazeteciliği! Bizim üzerimizden hem basına, hem topluma gözdağı veriyorlar” dedi. 8 aydır cezaevinde tutulan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Başkanı Dicle Müftüoğlu ise, “Onlar için kimse gazeteci değil zaten. Sadece her şeyi pembe gösteren gazetecileri makbul gazeteci sayıyorlar” dedi.

SİNCAN’DAKİ GAZETECİLERDEN ADALET BAKANINA YANIT

CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Sincan Cezaevi’nde tutuklu ile Ajans Muhbir editörleri gazeteciler Süha Çardaklı ve Serkan Kafkas ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu’nu ziyaret etti. Gazeteciler TBMM’deki bütçe görüşmelerinde “Gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde tutuklu gazeteci yok” diyen Adalet Bakanı  Yılmaz Tunç’a Çakırözer aracılığıyla gönderdikleri mesajlarla yanıt verdi.

“HER ŞEYİ PEMBE GÖSTEREN GAZETECİLERİ MAKBUL SAYIYORLAR!”

29 Nisan’da gözaltına alınan ve 3 Mayıs’ta tutuklanarak cezaevine konulan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu Çakırözer aracılığıyla gönderdiği mesajında şunları söyledi:

“15 yıllık gazeteciyim. Beni ‘örgüt kurmak ve örgüt yönetmekle’ suçluyorlar. Hakkımdaki iddiaların hiçbir tutarlılığı yok. 15, 20 yıl önce benim öğrencilik döneminde ailemin bana gönderdiği parayı bile 'örgütsel yardım faaliyet'i sayıyorlar. İnternet fenomenlerinin nasıl kara para akladığının peşine düşmeyenler çıkmışlar benim 15, 20 yıl önceki okul harçlıklarımın peşine düşmüşler. Adalet Bakanı ‘cezaevinde gazeteci yok’ diyor. Onlar için kimse gazeteci değil zaten, sadece her şeyi pembe gösteren makbul gazetecileri gazeteci sayıyorlar. ”

“BİZİM ÜZERİMİZDEN BASINA GÖZDAĞI VERMEK İSTİYORLAR”

Ajans Muhbir kurucuları 100 gündür tutuklu Süha Çardaklı ile 65 gündür tutuklu Serkan Kafkas da Çakırözer aracılığıyla göderdiği mesajlarda yaptıklarının gazetecilik faaliyeti olduğunu belirtti.

Süha Çardaklı, “Serkan da, ben de İletişim Fakültesi mezunuyuz.  Ben yıllarca Yeniçağ Gazetesi’nde çalıştım. Sonra Serkan ile ikimiz Ajans Muhbir twetter hesabını kurduk. Paylaşımlarımızda yalan yok. Anadolu Ajansı’nın, Valiliğin, Kaymakamlığın yaptığı açıklamaları kullanıyoruz. İddianamede de önümüze yine 41 haberimiz konuldu. Yılmaz Özdil yazısı, TRT’de, AA’da yayınlanan haberler var. Tamamen siyasi yönlendirme ile buradayız. Çünkü Türkiye’nin en büyük kanayan yarası olan Suriyeliler meselesini sıklıkla işliyoruz. İktidar hem Suriyelileri burada tutmak ve bu sayede dışarıdan para almak istiyor; hem de bu nedenle oy kaybetmek istemiyor. Yaptığımız haberlerin kendilerine oy kaybettireceklerini düşündükleri için bizi buraya koydular. Bizi üzeremizden basına, topluma gözdağı vermek, susturmak istiyorlar. Suriyeliler konusunda haber yapılmasını istemiyorlar. Yaptığımız iş gazetecilik. En anlı şanlı gazeteler bile 10 bin, 20 bin tiraj yaparken bizim hesabımız ayda 500 milyon kez görüntüleniyor. Yine bu davada tutuklanan ve sonradan tahliye olan Batuhan Çolak’ın Aykırı sitesinin 800 milyon izlenmesi var. Takipçilerimiz arasında gençler çoğunlukta. Bu yüzden de bizi susturmak da istiyorlar” dedi.

 “YAPTIĞIMIZ BAL GİBİ GAZETECİLİK, VATANDAŞ GAZETECİLİĞİ!”

Serkan Kafkas: “Bizim yaptığımız bal gibi gazeteciliktir. Adı da vatandaş gazeteciliğidir. Bütün dünyada da bu böyle bilinir. Ajans Muhbir’i kuralı üç buçuk yıl oldu. Ayda 500 milyon görüntülünme var. Ayrıca geçen yıl çıkan sansür yasası olarak bilinen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alanen yayma’ suçu gerekçe gösterilerek en uzun tutukluluğu bize yaşatıyorlar. Yatarı olmayan bir suç ama yine de inatla bizi burada tutuyorlar. Sadece biz de değil, davada lise, üniversite öğrencileri, ev hanımlarının  aralarında olduğu 30 sanık var. Hiçbirimiz birbirimizi tanımıyoruz. Ama suçlanma gerekçemiz ortak: Milliyetçi paylaşımlar yapıyoruz, Suriyeliler rezaletini anlatıyoruz diye özgürlüğümüzü çalıyorlar. Sadece sığınmacılar konusu değil, deprem felaketi sonrası iktidarının eksiklerini, ihmallerini ortaya koyan yayınlarımız ve seçimde ortaklık yaptıkları Hüda Par’ın geçmişteki söylemlerini bulup çıkaran yayınlarımız Erdoğan ve çevresini çok rahatsız ettti. Ama yaptığımız haberlerin tümü gerçek. Bazen AA’da, bazen TRT’de, bazen de iktidar basınında çıkan, bazen de üstü örtülmeye çalışılan haberler” mesajını gönderdi. 

Geçmişe Güven Geleceğe İnan Geçmişe Güven Geleceğe İnan

 “230 TAKİPÇİM VAR, 7 TWEETLE YARGILANIYORUM”

Çakırözer, sosyal medya paylaşımları nedeniyle aynı davadan tutuklu yargılanan üniversite öğrencisi Murat Erkek, Suriyeliler Suriyeye Platformu yöneticisi Eray Artürk’ü de ziyaret etti. 

25 yaşındaki Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türkoloji bölümü öğrencisi Murat Erkek, “7 tweetim nedeniyle yargılanıyorum ve üç aydır cezaevindeyim. Bir tanesi 2018, bir tanesi 2020 yılından. Kişisel hesabımı sadece 230 kişi takip ediyor. Türkoloji okuduğum için sosyal medyada kendimi ‘diplomalı Türkçü’ şeklinde tanıtmam bile iddianamede suç gibi önüme konuyor. Arkadaşım Adem Enes Gezer  de sadece 3 tweeti nedeniyle cezaevinde tutuklu. Bizim paylaşımlarımızın tek bir amacı var Suriyelilerin ülkesine dönmesini istiyoruz” dedi.

“ ‘HUDUT KEVGİR’ DEDİK, TUTUKLANDIK!”

Suriyeliler Suriyeye Platformu yöneticisi ve Zafer Partisi üyesi Eray Ertürk ise, “ ‘Hudut kevgir’ dedik diye, sığınmacılar konusunda yanlış yapılanları eleştirdik diye bizi tutukladılar. Yaklaşık 3 aydır tutukluyum. Milli vicdanı kanatıyorlar. Yatarı olmayan bir suçtan bizi burada tutuyorlar” mesajnı gönderdi.

“DÜŞÜNCEYİ HAPSETME AYIBI ARTIK BİTMELİ”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise ziyaretleri sonrasında Sincan Cezaevi önünden şu açıklamalarda bulundu:

“Bütçe görüşmelerinde Adalet Bakanı ‘gazetecilik faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutuklu gazeteci yok’ dedi. Sincan Cezaevi’nde Süha Çardaklı, Serkan Kafkas ve Dicle Müftüoğlu ile görüştüm. Her üçünün de yaptığı gazetecilik. Suriyeliler konusunu, ülkede yaşanan hak ihallerini, yanlışları değerlendirdikleri, paylaştıkları için yeni yıla özgürlüklerinden mahrum cezaevinde girmek zorunda bırakılıyorlar. Sadece onlar değil, öğrenciler, ev hanımları, sıradan vatandaşlar da eleştirel paylaşım yaptıkları için yargılanıyor cezaevine konuyor. Gerekçesi de bizim çok eleştirdiğimiz düşünceyi, ifadeyi hapsedecek dediğimiz sansür maddesi dediğimiz geçen yıl çıkarılan TCK 217/A maddesi nedeniyle tutuklu. Hepsinin duruşmaları Ocak ayında bu adaletsizlik, bu hukuksuzluk bir an önce bitmeli ve özgürlüklerine kavuşmalılar. Düşünceyi hapsetme ayıbı artık bitmeli. Sansür yasası dediğimiz düzenlemenin kaldırılması yönündeki mücedelemiz de sürecek.”

Editör: Ayhan Aydıner