Eskişehirspor’un Efsane Kaptanı İsmail Arca, Haberes Dergisi’nin 46’ncı sayısına konuk oldu.

 Genel Yayın Yönetmenimiz Ayhan Aydıner’e son yıllarda Eskişehirspor yönetiminin vefasızlığından yakınan Arca; “Bugün keşke zamanında İstanbul takımlarına gitseydim diyorum. Çünkü Eskişehirspor’un yönetimi bizi tanımıyor. Ne çağırıyor, ne görüyor. Saygısızlık yapıyorlar.  İstanbul takımları eski oyuncularına vefa gösteriyor. Onları hatırlıyor. Ben 17 sene oynadım. Hizmet ettim. Oğlumu gömüp, aynı gün Göztepe maçına çıktım” dedi.

 1945 yılında Bursa İnegöl’de doğdunuz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

5 kardeştik. En küçükleri bendim. Çocukluğumda her türlü macerayı yaşadım. Zengin değildik. Normal bir aile çocuğuydum. Yalın ayak gezerdik. İki abimin elinden tutarak Kalbrut diye deremiz var. Oraya gider yüzerdik. Şimdiki İnegöl stadı olan çayırda arkadaşlarla maç yapardık. İnegöl İdman Yurdu köklü kulüplerden büyüklerimiz gelip bizle maç yapalım derlerdi. O maçlarla beraber İnegöl İdman Yurdunda 1963-1964 senesinde lisansım çıkarıldı. Okul maçlarında seyreden İdman Yurdu idarecileri beni takıma aldılar. Babam berberdi o zamanlar. Oğlum bu işi yapacaksan ya tam yap ya da hiç yapma dedi. Beni karar vermeye sevk etti. Babam bana hep destek oldu.

Futboldan önce atletizm, yüksek atlama, hentbol, voleybol, disk ve gülle atma gibi branşlarda önemli başarılar elde etti. Ortaokullararası yüksek atlama müsabakalarında yaptığı 1.46’ metrelik rekor uzun yıllar kırılamadı. Spor tutkunuz nasıl başladı?

Evet bu sporların hepsini yaptım. Ortaokullararası Yüksek Atlama rekoru 1,45 metreydi. 1,46 atlayarak rekoru kırmıştım. İyi bir koşucuydum.  Süratliydim. Yaptığım atletizm sayesinde uzun yıllar futbol oynadım. Futbolu sevmeseydim. İyi bir atlet olurdum. Çok madalya kazanırdım.

Eskişehirspor’a nasıl transfer oldunuz? İlk geldiğinizde Eskişehirspor’un bu kadar başarılı olacağını düşünüyor muydunuz? Bu başarıda en önemli etkenler nelerdi?

Ben önce Eskişehir Fatihspor’a geldim. Burada 1 sene oynadıktan sonra Fatihspor yöneticileri beni Eskişehirspor’a teklif ettiler. Eskişehirspor yöneticileri de bana ‘seni almak istiyoruz’ dediler. Eskişehirspor’daki ilk özel maçta Şekerspor maçında oynadım. Maç sonrasında ‘İsmail bu takımda nasıl oynar? Oynayamaz’ diye laflar duydum. Ben hırslı biriydi.  Bu laflar beni daha çok hırslandırdı. Özel maçlarda seçmeler yapıldıktan sonra takıma girdim. Galatasaray ve PTT ile yapılan özel maçlarında görev aldım. 1965 yılının Eylül’ünde 2. Ligdeki ilk Kasımpaşa maçında oynadım. Bu maç Eskişehirspor’daki 17 senenin başlangıcı oldu. Futbol hayatımda stoper ve libero mevkilerinde oynadım. Biz Eskişehirspor’un efsane olacağını düşünmüyorduk. Normal grup maçlarında sekizlere kalalım diye düşünüyorduk. Eskişehirspor taraftarı sezon sonuna kadar maçlarımızı izlesinler diye. 2 Nisan 1966’da Bursa da Bursaspor ile oynadık. Onları 3-1 yendik. 1. Lige (Bugünün Süper Ligi) talip olduğumuzu herkese gösterdik. Sondan bir hafta önce Mersin İdman Yurdu’nu 2-1 yenerek, şampiyonluğumuzu ilan ettik.

Bu şampiyonlukla şaşalı yıllar başlamış oldu. Takımda en önemli şey arkadaşlıktı. Her cumartesi akşamları müsabakadan önce yarınki maçın önemini konuşup, kendimizi maça önceden hazırlardık. Salı günü antrenmana çıkmada önce neden nasıl maçın sonucu böyle oldu diye kritik yapardık. Önümüzdeki maçta hatalarımızı yapmamak için dikkat ederdik.

Bursaspor’u 3-1 yendiğiniz maçta Eskişehir’de olaylar çıkmış. Eskişehirspor taraftarlarında ölü var diye  kentte söylenti çıkmış. Eskişehir’de 16 plakalı araçlar Porsuk’a atılırken, Bursalı işyerleri taşlanmış. Bursa’daki maç gergin miydi?

Bursaspor o maça kadar namağlup idi. Biz 1’inci dakikada gol atıp, 3-1 kazandık. Bursaspor sukutu hayale uğradı. Maç gergindi. Ama sahaya giren olmadı. Maçtan önce bazı Eskişehirspor taraftarlarına saldırılar olmuş. Rövanş maçında Orduevinde maça hazırlanırken, bazı Bursaspor yöneticileri, burada muayenesi olan abim rahmetli Sadettin Heper’in yanına gitmişler. “İsmail bu maçta oynamasın 30 bin lira şimdi. 30 bin lirada transferde vereceğiz. Onu Bursaspor’a alacağız” demişler. Abim çılgına dönmüş. İsmail sizin dediklerini duymasın diye onları kovmuş.  1975 yılında rahmetli Metin Oktay beni Bursaspor’a istedi. Kabul etmedim.

O efsane kadro neden şampiyon olamadı?

Şampiyon olamamamızın nedeni masada kaybetmemizdir.  İstanbul üç büyükleri bize karşı birlik oldular. Anadolu’dan bir takımın şampiyon olmasını istemediler. Bunların yanında Bursaspor’da bizim rakibimizdi onlarda istemiyordu.  O yıllardaki maçlar canlı yayınlansaydı, aleyhimize yapılan hakem hataları o kadar olmazdı. İddia ediyorum. Maçlarımız naklen yayınlansaydı. ‘Oynat Uğurcuğum’ veya şimdiki ‘VAR’  sistemi olsaydı. Eskişehirspor’un en az 3 şampiyonluğu olurdu. 1982 yılında hükmen yenilerek, küme düştüğümüz maçta yan hakemin başına bir cisim gelmişti. Bu maç İstanbul’da olsaydı. Beşiktaş hükmen kaybetmezdi. Yan hakemsiz maç oynatılırdı. İstanbul seyircisi Eskişehirspor’un maçlarını beklerdi. Çünkü Eskişehirspor içeride olsun, deplasmanda olsun hep güzel futbol oynuyordu.

ES ES Efsanesinin Mimarı Abdullah Gegiç nasıl bir Teknik Direktördü?

Abdullah Gegiç çok disiplinli ve akıllı teknik adamdı. O zaman ki Türkiye’deki antrenman sisteminden çok değişik antrenman sistemleri vardı. Salı gününden (maçtan 3-4 gün önce) kampa girerdik. Ben bekardım. Bizim için sıkıntı yoktu. Evli futbolcular çok kızardı. Salı günden kampa mı girilir diye. Evlendikten sonra ben de kızmaya başladım. Gegiç’in Fenerbahçe’den uzun kamp sistemi yüzünden gönderildiğini düşünüyorum.

A Milli Formayı da yıllarca giydiniz. Cemil Turan, Fatih Terim, Şenol Güneş gibi isimlerin olduğu takımda kaptanlık yaptınız. O zamanki dönemi bize anlatır mısınız?

1975 senesinde rahmetli Coşkun Özarı bana A milli takım kaptanlığı verdi. İstanbul takımlarına bizim kaptan olmamız biraz ters geldi.  Üç sene sonra o zamanki milli takım teknik Direktörü Metin Türel Ankara’da Finlandiya özel maçından önce beni odasına çağırdı. Cemil Turan’a bu sıralar taraftarların aleyhte tezahürat yaptığını,  ona moral vermek için kaptanlığı bu maçta ona verelim dedi.  Sonra ki maçta sen yine kaptan çıkarsın dedi.  Cemil önde ben arkada o maça çıktık. İlk devreyi 1-0 önde kapattık. İkinci devre beni çıkarıp, Erol Togay’ı oyuna soktu. Maçı 2-1 kaybettik. Ardından Avrupa Şampiyonası elemeleri maçı için Avusturya’ya gittik. Orada yedek bırakıldım. Ondan sonra beni çağırmadı. Sabri Kiraz Milli Takım Teknik Direktörü olduktan sonra Endonezya’da özel turnuvaya beni çağırdı. 48 defa milli formayı giymiştim. Burada 5 maçta görev aldım. 53 kere milli formayı giymiş oldum.  50’den fazla milli formayı giyenlere Altın Madalya veriliyordu. Ben de Altın Madalya aldım.

İstanbul’un 3 büyüklerinden teklif aldınız mı? Niye İstanbul’a gitmediniz?

1966’da Cihat Arman beni Fenerbahçe’ye götürmek istedi. Kabul etmedim. 1966 Mayıs’ında Genç Milli Takımdan İstanbul’a döndüğümde beni Beşiktaş Akaretlere götürdüler. Başkan Hakkı ‘Yeten seni almak istiyoruz. Ne kadar istersin?’ dedi. Bende Eskişehirspor’da kalmak istediğim için 200 bin lira istedim. Bu çok astronomik bir rakamdı. Hakkı Yeten; “Biz Sanlı ile Yusuf’a 80’er bin lira ödüyoruz. Sana nasıl bu rakamı veririz?” dedi. Bende ‘Kulübe para vermeyeceksiniz. Bu rakamı veriyorsanız gelirim” dedim. Tabi kabul etmedi. Eskişehirspor’a döndüm. Bir yıl sonra Eskişehir’de Fenerbahçe’ye gideceğim diye söylenti yayıldı. Amigo Orhan beni 1967’nin 17 Haziran’ından 1 Temmuz’a kadar çiftliğinde sakladı. 1 Temmuz gibi Eskişehirspor’a imza attıktan sonra  da ‘git nereye istiyorsan’ dedi. Ben çiftlikte zorla değil, gönüllü olarak kaldım. 1975 yılında Fenerbahçe yine beni istedi. Gitmedim. Bugün keşke İstanbul takımlarına gitseydim diyorum. Eskişehirspor’un yönetimi bizi tanımıyor. Ne çağırıyor, ne görüyor. Saygısızlık yapıyorlar.  İstanbul takımları eski oyuncularına vefa gösteriyor. Onları hatırlıyor. Ben 17 sene oynadım. Hizmet ettim. Ama vefa yok.  Oğlumu gömüp, aynı gün maça çıktım.  1969 Ekim ayında Salı günü eşimi hastaneye götürdüm. Perşembe günü oğlum oldu. Adını ‘Uğur’ koyduk. Cumartesi günü eski otogarın karşısındaki otelde kamptayız. Beni aradılar. Hanım ve annesi hastanedeydi. 3 günlük çocuğumuz vefat etti. 3 gün yaşadığı için cenaze namazı kılınıp gömülmesi gerekiyordu. Daha sonra öğrendim ki çocuğum kuvözdeymiş. Kuvözün pili bitmiş. Çocuğum havasızlıktan ölmüş. Öğle imamla beraber oğlumu çocuk mezarlığına gömdük. Kampa geliyorum. Herkes, “Ölenle ölünmez. Arkadaşlarını yalnız bırakma. Bu işin mesleğin maça çık. Gençsin ileride yine çocuğun olur” diyor. O acılı ortamda Göztepe ile oynadığımız maça çıktım. 1-0 yendik. İsmail Arca nasıl oynadı bilemiyorum. Kazandığımıza göre hata yapmamışım.

SEVİLLA ZAFERİ KADROSU

Sevilla Zaferi nasıl oldu? Maçtan önce turu geçeceğinize inanıyor muydunuz?

Birinci maçta İspanyollar bizi hafif gördüler. “İspanya’da 1-0 yendik onları orada yeneriz” düşüncesiydiler. Buradaki maça biraz havalı geldiler. 76’ncı dakika golü atınca bu iş bitti diye düşündüler.  Ama sağ bek İlhan ortalarıyla Fethi’ye pozisyonlar yarattı.  Fethi Heper bunları değerlendirerek, önce 1-1 yaptı. Sonra 2-1 oldu. Bu iki golden sonra stadı erken terk eden taraftarlar geri döndü. 3’ncü golden sonra tüm tribün ayağa kalktı. Şehir bu zaferi coşkuyla kutladı.

Futbolun İmparatoru Franz Beckenbauer  7 Ocak’ta vefat etti. Siz iki kaptan olarak onunla seremoniye çıktınız. Onunla o maçta diyaloğunuz nasıldı?

Seremonide konuştuk. Çok beyefendi ve kibardı. Dünya da Pele’den sonra gelen ikinci adamdı. Maçtan sonra formalarımızı değiştirdik. Dünya çok büyük bir futbol adamını kaybetti.

İsmail Arca şimdi futbol oynasaydı, piyasa değeri ne kadar olurdu?

Atletico Madrid’den Fenerbahçe’ye gelen Çağlar Söyüncü’den çok daha iyiyim. Çağlar benden süratli değil, ağır bir futbolcu. Benim kadar yetenekli değil. Ondan daha fazla para alır ve Avrupa’da oynardım.

Eskişehirspor’un şu anki durumunu nasıl görüyorsun?

Eskişehirspor’un şu anki hali rezalet. Koskoca Eskişehirspor’un bu duruma düşmesi üzücü. Dışarıda soranlara bir türlü anlatamıyoruz. Takım nasıl neden bu hale geldi?  Tekrar eski günlerine döner mi diyorlar. Cevap veremiyoruz.

Eskişehirspor’da ve milli takımda birlikte oynadığın en iyi futbolcu kimdi?

Büyük Burhan (ipek) en iyi futbolcuydu

Messi mi Ronaldo mu?

Messi daha iyi.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu kim?

Pele

Futbolcu olmayı düşünen gençlere neyi tavsiye edersiniz?

Mesleklerini sevsinler.  Futbolu yaşayacaklarsa kendilerine bakmalarını taraftarlarından saygıyı ve sevgiyi esirgememelerini tavsiye ederim.