banner8
banner47

Bu haber kez okundu.

"Ritim hayatın özüdür"

Merhabalar değerli dostlar, herkese güzel bir hafta diliyorum. Sanat köşemizde bugün çok değerli dostum ve ülkemizin önde gelen perküsyon sanatçısı Soner Özer ile sohbetimize yer vermek istedim. Kendisi sazında iyi olduğu kadar sohbetinde de fevkalade harika bir insan. Eskişehir aşığı biri. Şehrimizde güzel işler yapıyor. Bence takip edilmesi gereken özel biri. Haydi sohbetimize başlayalım. Sorduğum sorulara tüm içtenliği ile cevap verdi. Tekrar buradan kendisine teşekkür ederim.

Soner Özer bize kendinizden bahseder misiniz lütfen?

1969 Ankara doğumluyum. Aslen Erzurumluyum. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Vurmalı Çalgılar Bölümü mezunuyum. Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda 30 yıl çalıştıktan sonra 2016 yılında emekli oldum. Bu sürede 5 kıtada 23 ülkede ve Türkiye'nin birçok şehrinde önemli festivallerde konserler verdim. Halen kendi 'Ritim Eğitimi Sistemimi' ülkemizdeki müzik öğretmenlerine öğretebilmek için "Başucumda Müzik “platformu kurucusu Müge Şenyıldız ile atölye çalışmaları yapmaktayız.

Müziğe nasıl başladınız? Sizi etkileyen sanatçı var mı? Müziğin hayatınızdaki yerini sormak isterim?

Müzik Öğretmeni Babam Erdem Özer’in eğitimi ve yönlendirmesi ile müziğe başladım. Beğenerek takip ettiğim birçok sanatçı, müzisyen var ama açıkçası kimseden etkilendiğimi veya örnek aldığımı söyleyemem. Ben tamamen kendini geliştirme yolunda ilerleyen bir müzik insanıyım.

Neden vurmalı çalgılar?

Konservatuvar sınavlarında Bale ve Müzik Bölümlerini kazanmıştım. Babamın ‘Hangisini istiyorsun?’ sorusuna iyi ki Müzik (Vurmalı Çalgılar) demişim.

Ritim nedir sizce?

Hayatın özü desem yanlış olmaz sanırım çünkü; kalp atışımız, gece-gündüz, mevsimler. Kısacası her şey aslında titreşim ve ritimden oluşuyor.

Sahnedeyken kendinizi nasıl hissedersiniz?

Çok rahat ve mutlu hissederim.

Vurmalı çalgıların Türk müziğinde kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konu ile ilgili söylenecek çok şey var ama Türk Müziği'nde günümüzde geçmişe göre popüler vurmalı çalgıların (bendir, cajon, bateri, shaker vs.) kullanılması müziğimize ayrı bir zenginlik katıyor.

Genelde vurmalı çalgılar dendiğinde akla ilk gelen Arap kültürüdür. Bunu nasıl yorumlarsınız? Sizce bu enstrüman hak ettiği yerde mi?

Türkiye'de yoğun bir Arap Müziği ve kültürüne maruz kaldığımız için olabilir. Dünya'da kullanılan birçok vurmalı enstrümanın çıkış noktası Mezopotamya Bölgesi ve Afrika Kıtası'dır. Birçok ülkede hak ettiği yerde diyebiliriz... Ancak bizim kendi vurmalı enstrümanlarımıza sahip çıktığımız ritim ve ezgilerimizi Dünya'ya tanıttığımız maalesef söylenemez.

Müzikte kimleri dinlersiniz?

Kendi ritim ve ezgilerimizi çok severim türküler (Musa Eroğlu) sanat müziği ( Zeki Müren) Latin, Etnik ve Klasik Müzik tarzlarında birçok müzisyen ve grup dinlemekteyim.

Müzik ile ilgili kariyer planınız nedir?

Daha çok öğrenci yetiştirmek olabilir.

Eskişehir’e geldiniz mi? Sizce nasıl bir şehir?

Daha önce tabii ki geldim, çok konser verdim. Türkiye'de kültür, sanat, doğal güzellikler, şehircilik vs. anlamında keyifle yaşanılacak şehirlerden bir tanesi. Bu açıdan çok şanslısınız.

Herkese sevgilerimi gönderiyorum

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol