Türk Müziğinin son yıllardaki genç yeteneklerinden Derya Özer Haberes Dergisi Yazarı Cem Aksu ile müzik dolu keyifli sohbet etti. Özer; “Günümüzde Türk müziğine hele ki sanat müziği ve halk müziğine ilgi olması gerekenin çok altında. Ama ben ve benim gibi genç sanatçılar içimizde bir umutla ve büyük bir aşkla sahip çıkmaya hazırız. Bizi dinleyen, desteğini hissettiğimiz insanların geri dönüşleri özverimize olumlu anlamda daha da güçlü kılıyor” dedi.

Bir sonraki şarkıyı merak etme heyecanı asla eskimiyor Bir sonraki şarkıyı merak etme heyecanı asla eskimiyor

Derya Hanım bize kendinizden bahseder misiniz? Nerede doğdunuz? nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

1996 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı Kasrik köyünde doğdum ve lise yıllarına kadar burada yaşadım. İlk ve ortaokul yıllarımı köyümde geçirdim, 6 kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldim. Aslında çocukluğuma dair hatırladığım en unutulmaz ve önemli anlarımdan biri okula başladığım ilk gün çünkü bu gerçekleşmesi imkansız bir hayaldi benim için. Babam başlarda okula göndermek istemedi beni ve kardeşlerimi, yaşıtlarım ilkokul 3. sınıfa başlarken henüz okula gitmiyordum ama bir gün o an geldi ve babam elinde iki mavi önlükle kapıda belirdi ve işte o an, en heyecan duyduğum, en mutlu olduğum gündü çocukluğumda. Çok şanslıydım çünkü fedakâr annem, okula gitmediğimiz o dönemde bana ve kardeşime okuma yazma öğretti, hem de sokaklardan topladığı kitap ve defter sayfalarını birleştirerek. Bunu gururla anlatıyorum çünkü annemin sayesinde okuma yazma öğrendik ve okula başladığım ilk gün, beni direk 3. sınıftan okula başlattılar ve sene kaybı yaşamadım bu sayede.

Müziğe olan ilginiz ne zaman başladı? Sizi keşfeden ya da yönlendiren oldu mu?

Müziğe olan ilgim daha minik bir bebekken başladı, anlattıklarına göre çok ağladığım zamanlar beni bir tek babamın eline bağlamasını alıp çalmaya başladığı anlar susturuyormuş. Babam her ne kadar başlarda okula göndermek istemediyse de aslında eğitime karşı değildi ve beni müziğe yönlendiren o oldu. Bir gün utana sıkıla bana bağlama çalmayı öğretmesini istedim ve o gece bana ders vermeye başladı. Hemen ilk türkümü çalmıştım bile, içimde öyle bir heves ve müzik aşkı vardı ki neredeyse her anım şarkı, türkü söyleyerek, bağlama öğrenmeye çalışarak geçti ve nihayet okulda da yeteneğimi keşfeden hocalarım beni güzel sanatlar lisesine yönlendirdi. Siirt'te Güzel Sanatlar Lise‘sini okudum ve hem bölüm hem okul 1’ncsi olarak mezun oldum, ardından Gazi üniversitesi Müzik Öğretmenliğini kazandım, daha sonra 1 sene Farabi öğrenimi hak kazanarak Marmara Üniversitesi Müzik Bölümünde de bir sene eğitim aldım ve Gazi Üniversitesi‘sinden 2019 yılında mezun oldum. Lisede sesimi daha da keşfeden öğretmenlerimin desteğiyle birçok ses yarışmalarına katıldım ve Malatya'da Türk Halk Müziği Ses yarışmasında Türkiye Birinciliğine layık görüldüm. Üniversite yıllarımda da Türk Sanat Müziği'ne çok büyük bir ilgi duymaya başladım ve çok kıymetli hocaların öğrencisi oldum, çeşitli korolarda repertuvar ve nazariyat eğitimi gördüm, birçok ses yarışmasına katıldım, 2017 yılında Çorlu'da TÜMFED'in düzenlediği Türk Sanat Müziği yarışmasında ikincilik ödülüne, kadın sesleri arasında birinciliğe layık görüldüm. Yine İstanbul'da Dragos Musikisi Derneği'nin düzenlediği Türk Halk Müziği Ses Yarışmasında Taşkın Doğanışık Albüm Özel Ödülüne layık görüldüm. Çeşitli TV programlarında Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği programları yaptım ve halen devam etmekteyim. Şu an hem Ses sanatçısı olarak hem müzik öğretmeni hem de koro şefi olarak çalışmalar yürütüyorum.

Hem Türk Sanat Müziği hem de Türk Halk Müziği yorumcususunuz. Hangi dalda ilerlemek istiyorsunuz?

Ben hem Türk Halk Müziği'ni hem Türk Sanat Müziği'ni çok seviyor ve icra ediyorum. İkisi arasında bir ayrım yapmam oldukça zor çünkü türkü geçmişim çocukluğumdan geliyor ama sesimin, hislerimin Türk Sanat Müziği söylerken bana yaşattığı his tıpkı türkülerde olduğu gibi çok güçlü.

Sanat yolunda hedefiniz nedir?

Hedeflerim çocukluğumdan beri değişmedi. Hep Ses Sanatçısı olmak istedim. Kendimi en çok şarkı, türkü söylerken iyi hissediyorum, bunun için doğmuşum gibi hissediyorum ve elimden geldiğince içimdeki bu aşkı daha çok kitleye ulaştırmak istiyorum. Şu an koro şefi olarak, müzik öğretmeni olarak da görevlerim var ve çalışıyorum, çok da severek yapıyorum işimi. Ama bir eser icra ederken bir nebze olsa duygumu karşı tarafa geçirebiliyorsam, işte sanat hedefime ulaştığım an o andır diyorum.

Ses sanatçılığı ile sanat hayatınızda kariyer planlarınız var mı? Buna akademik kariyer de dahil olabilir?

Akademik kariyer planlarım da var, tüm bunları içimdeki söyleme isteğini köreltmeden, birbirini destekler nitelikte ve birlikte yürütmeye çalışıyorum. Ve bu sene nihayet kariyerim için çok önemli ve güzel gelişmeler oldu, yeni yılda şubat ayında ilk tekli klip çalışmam yayınlanacak, aynı ay içerisinde şefliğini yaptığım Halk Müziği Koro'mun ilk konserini gerçekleştireceğiz ve 5 Mart'ta da ilk solo konserimi vereceğim, çok heyecanlı ve gururluyum tüm sanatseverleri konserime bekliyorum.

Türk Müziğinin şimdiki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aklıma yakın dönemde kaybettiğimiz çok kıymetli hocamız Alaeddin Yavaşça hocamızın bir cümlesi geliyor "Bir toplumu köküne ait olan kültür yaşatır" demişti izlediğim bir programında. O kadar hissettim ki söylediği cümledeki doğruluğu. Bize ait olan müziğimizi, kültürümüzü yaşatmak zorundayız. Günümüzde Türk müziğine hele ki sanat müziği ve halk müziğine ilgi olması gerekenin çok altında bana göre ama ben ve benim gibi genç sanatçılar içimizde bir umutla ve büyük bir aşkla sahip çıkmaya hazırız. Bizi dinleyen, desteğini hissettiğimiz insanların geri dönüşleri özverimize olumlu anlamda daha da güçlü kılıyor.

Repertuar seçerken nelere dikkat edersiniz?

Repertuar seçerken açıkçası dinlediğim eserin bende uyandırdığı ilk hisse çok önem veririm, bana göre tıpkı iki insanın ilk bakışta aşk diye yaşadığı şey gibidir bir şarkıya çalışma isteğini bizde uyandıran o ilk an, ona karşı çok güçlü bir sevgi ve söyleme isteği oluşuyorsa muhakkak repertuavarıma kazandırıyorum. Elbette işin akademik ve teroik kısımları da var, eserin makamı, ölçüsü, tavrı ve tarzı da çok önemli benim için. Ama her zaman söylediğim gibi ne söylersen söyle aşk ile söyle, işte o zaman en basit eseri bile müthiş bir yorumla çok sevebilir ve sevdirebilirsin

Tarz ve tavır olarak örnek aldığınız sanatçılar kimlerdir?

Eski sesleri çok severim özellikle ve eser çalıştırın muhakkak önce eski kayıt ararım, orijinal ve kaliteli bir yorumdan geçmeye çalışırım eserleri. Türk Sanat Müziği'nde Sabite Tür Gülerman, Perihan Altındağ Sözleri, Radife Erten, Münir Nurettin Selçuk ve daha ismi aklıma gelmeyen ama dinlemeyi çok sevdiğim kıymetli sanatçılardan geçiyorum eserleri. Selahattin Pınar, Saadetin Kaynak, Alaeddin Yavaşça, Artaki Candan, Münir Nurettin Selçuk, Neveser Kökdeş ve sayısız kıymetli bestekarların eserlerini geçmeyi seviyorum.  Halk Müziği'nde Neriman Altındağ Tüfekçi, Nida Tüfekçi, Muzaffer Sarısözen hocalarımızın derleyip söylediği eserleri dinler ve icra ederim, günümüzde Gülşen Kutlu, Aysun Gültekin, Emel Taşçıoğlu dinlemeyi çok severim.

Eskişehir’e geldiniz mi? Nasıl budunuz şehrimizi?

Eskişehir'e 2016 yılında TRT Okul için çekimleri yapılan "Geleneğin Genç Sesleri" adlı programın konuğu olarak gelmiştim ilk kez. Eskişehir'i, insanlarını ve programı çok sevmiştim, yakın dönemde tekrar gelmeyi hedefliyorum. Bu güzel röportaj için Cem Aksu ve tüm Haberes ekibine çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle.