Cadde hem araç hem de insan trafiğine kapandı
Yıkım esnasında oluşan inşaat atığı sebebiyle normalde şehrin en işlek caddelerinden biri olan İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi'nde trafik tamamen durdu. Bu durum sadece yıkım bölgesinde olan esnafı değil, cadde üzerinde bulunan tüm esnafı etkiledi. Ayrıca bu durum çevre bölgelerde insan ve araç trafiğinin artmasına sebep oldu.
"Bana 'Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın' dediler"
"Üç gündür yıkım ekibiyle beraber gerçekten ciddi bir mücadele veriyorum. Az önce dükkânımın resmen yıkılışını ve enkaz oluşunu gözlerimin önünde izledim. Gerçekten bütün ürünler zarar gördü ve hâlâ kendime bir muhatap bulamıyorum. Yıkım ekibi olsun, yeni yapılacak binanın müteahhitleri olsun; sadece 'Duvarı örelim, tekrar devam edelim' derdindeler. Allah rızası için sesimizi duymanızı istiyorum. Ben kimseden sadaka istemiyorum; ben bu dükkânı emek emek var ettim. Bu dükkânda çocuğumu elektrikli battaniyeye sarıp oturttum. Ben bir kadınım ve bu dükkânı tırnaklarımla kazıdım. Şu an enkazını izlemek beni gerçekten çok yıpratıyor. Onları defalarca uyardım ama yıkım ekibi bana hep gülerek cevap verdi. Beni muhatap almadılar, emeklerimi önemsemediler. Üç gündür dükkânım kapalı olduğu için zaten çok ciddi bir ciro kaybım var. Ben burada küçük bir esnafım ve tırnaklarımla kazıdığım emeklerim şu anda yok oldu. Üstelik hâlâ bana 'Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın' diyorlar. Böyle bir şey olamaz. Üç gündür dükkânımı açamadığım gibi bu enkazın gözlerimin önünde oluşması çok acı bir durum. Yıkım ekibine defalarca söyledim; sanki bu kaçınılmaz sonu hissetmiş gibi 'Yavaş girin, dikkatli olun' dememe rağmen, kepçenin üzerindeki adam dükkânın yıkıldığını görmesine rağmen 'Ben bu kepçeden inemem' dedi. Hâlâ dertleri 'Duvarı örelim, devam edin' demek. Ben bu kutulu ürünlerin tozunu alıp nasıl satabilirim. Ben ikinci elci değilim ki. Bu ürünleri bu şekilde satamam. Kendilerinin Allah korkusu veya kuldan utanması yok belki ama ben yapamam; bu vebaldir. Müşteriye bu ürünleri bu şekilde satamam."
"Bir Allah'ın kulu bizimle iletişime geçmedi"
"Yeni evlendim, evime ekmek götüremiyorum"
"Bana 'Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın' dediler"
Yıkımın olduğu alanda iki dükkânı olan ve bunlardan birinin zarar görmesi sonucu yetkililerle iletişime geçtiğinde kendisine gülerek cevap verildiğini anlatan Kübra Ceylan şu ifadeleri kullandı:
"Üç gündür yıkım ekibiyle beraber gerçekten ciddi bir mücadele veriyorum. Az önce dükkânımın resmen yıkılışını ve enkaz oluşunu gözlerimin önünde izledim. Gerçekten bütün ürünler zarar gördü ve hâlâ kendime bir muhatap bulamıyorum. Yıkım ekibi olsun, yeni yapılacak binanın müteahhitleri olsun; sadece 'Duvarı örelim, tekrar devam edelim' derdindeler. Allah rızası için sesimizi duymanızı istiyorum. Ben kimseden sadaka istemiyorum; ben bu dükkânı emek emek var ettim. Bu dükkânda çocuğumu elektrikli battaniyeye sarıp oturttum. Ben bir kadınım ve bu dükkânı tırnaklarımla kazıdım. Şu an enkazını izlemek beni gerçekten çok yıpratıyor. Onları defalarca uyardım ama yıkım ekibi bana hep gülerek cevap verdi. Beni muhatap almadılar, emeklerimi önemsemediler. Üç gündür dükkânım kapalı olduğu için zaten çok ciddi bir ciro kaybım var. Ben burada küçük bir esnafım ve tırnaklarımla kazıdığım emeklerim şu anda yok oldu. Üstelik hâlâ bana 'Kutulu ürünlerin tozunu alalım, yine satın' diyorlar. Böyle bir şey olamaz. Üç gündür dükkânımı açamadığım gibi bu enkazın gözlerimin önünde oluşması çok acı bir durum. Yıkım ekibine defalarca söyledim; sanki bu kaçınılmaz sonu hissetmiş gibi 'Yavaş girin, dikkatli olun' dememe rağmen, kepçenin üzerindeki adam dükkânın yıkıldığını görmesine rağmen 'Ben bu kepçeden inemem' dedi. Hâlâ dertleri 'Duvarı örelim, devam edin' demek. Ben bu kutulu ürünlerin tozunu alıp nasıl satabilirim. Ben ikinci elci değilim ki. Bu ürünleri bu şekilde satamam. Kendilerinin Allah korkusu veya kuldan utanması yok belki ama ben yapamam; bu vebaldir. Müşteriye bu ürünleri bu şekilde satamam."