Tıbbi Müdahalelerde Kişinin Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı

Kişinin kendi kaderini tayin etme hakkı, hem hukuksal bağlamda hem de etik anlamda korunmaktadır. Bu kavram, bireyin kendi hayatına dair kararları dış etkenlerden ve baskılardan bağımsız olarak alma yetkisini ifade etmektedir. Ayrıca kişinin kendi kaderini tayin etme hakkı, insan onuru kavramıyla da doğrudan ilişkili olup bireyin bir nesne değil; kendi yaşamının öznesi olduğu gerçeğine dayanmaktadır.

Kişinin kendi kaderini tayin hakkının en çok somutlaştığı alan tıp alanı olup bu hak, aydınlatılmış onam ile kendisini göstermektedir. Ayrıca aydınlatılmış onam, vücut dokunulmazlığı hakkının bir parçasıdır.

Özel üstün yarar ya da üstün kamu yararına dayalı, onam yerine geçen bazı hukuka uygunluk sebeplerinin (örn. acil müdahaleyi gerektiren durumlar) istisna teşkil ettiğini belirtmekte fayda vardır.

Aydınlatılmış Onam Nedir?

Aydınlatılmış onam, hastanın kendisine uygulanacak tıbbi işlem hakkında tam olarak bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirme sonucunda kendi hür iradesiyle işleme onay vermesi sürecidir. Bir onamın hukuken geçerli ve etik olarak kabul edilebilir olması için şu üç şartın birlikte bulunması gerekir;

1-) Bilgilendirme (Aydınlatma): Hekim, hastanın anlayabileceği bir dille hastaya uygulanacak tıbbi müdahaleyi anlatmalıdır. Bilgilendirme; teşhisi, tedavinin amacını, tedavi yöntemini, alternatif tedavi seçeneklerini, başarı olasılığını, olası yan etkileri(komplikasyonları) ve tedavinin reddi halinde neler olabileceğini içermelidir.

2-) Anlaşılırlık: Hekimin hastaya yapacağı bilgilendirme, tıbbi terminolojiden uzak; hastanın eğitim düzeyine uygun, anlaşılabilir ve net olmalıdır. Kişinin, anlayamadığı bir şeye rıza gösterdiği kabul edilemeyecektir.

3-) Gönüllülük: Hastanın hiçbir baskı altında kalmadan kendisine yapılan bilgilendirme neticesinde özgür iradesiyle kendi kararını vermesidir.

Matbu Formlar Yeterli Midir?

Hastane koridorlarında çoğu zaman aceleyle uzatılan ve "şurayı imzalayın” denilerek geçiştirilen matbu formlar ile gerçek bir aydınlanmadan bahsedilebilecek midir?

Hastanelerde bir prosedür olarak hastaya imzalaması için uzatılan kağıtlar hekim için bir güvence, hasta içinse formalite sanılmaktadır. Oysa aydınlatılmış onam, doğru bir şekilde yapılmamışsa herhangi bir koruyuculuğu bulunmayan bir kağıt parçasından başkaca bir şey değildir. Aydınlatılmış onam kişiye özel düzenlenmelidir.

Aydınlatılmış Onam Hekimin Sorumluluğunu Tamamen Ortadan Kaldırır mı?

Aydınlatılmış onam, kişinin kendisine uygulanacak tedavinin riskleri hakkında bilgiye sahip olmasını, komplikasyon riskinin bulunduğunu bilmesini sağlamaktadır. Doğru bir şekilde aydınlatılmış onam alan hekim, hasta riskleri bilerek açık rıza gösterdiğinden dolayı komplikasyondan sorumlu tutulamayacaktır. Fakat aydınlatılmış onam, hekimi, haksız fiile ilişkin olan malpraktis sorumluluğundan kurtarmayacaktır. Dolayısıyla doğru bir şekilde alınmış aydınlatılmış onam hekimi komplikasyona karşı korurken malpraktise karşı korumayacaktır.

Sonuç: Gerekli unsurları taşıyan bir aydınlatılmış onam formu, hekimi hukuki sorumluluklardan koruyan bir zırh olmanın ötesinde hastanın vücut bütünlüğü üzerindeki söz hakkını temsil etmektedir. Hastalar, kendilerine uygulanacak tıbbi işlem hakkında hekim tarafından bilgilendirilme hakkına sahipken hekimler ise bilgilendirme yükümlülüğü altındadır. Hastalar, öncelikle uygulanacak tıbbi işlem hakkında hekim tarafından bilgilendirilmeli; sonrasında ise kendisine uygulanacak işleme onam verip vermeme konusunda karar vermelidir.