Geçmişteki evlere nazaran şimdilerde betonarmeden örülü ruhsuz yapılar gibi görünse de her ev canlı bir şahittir aslında; tarihe ve de insana… Evler aile bireylerinin hayat tarzını yansıtır. Ve şimdilerdeki apartman dairelerinden farklı olarak Osmanlı’da ki ev mimarisi de o dönemin ruhunu ve kültürünü yansıtması bakımından çok önemlidir.
Peki geleneksel Türk mimarisine ait konutlarda hangi özellikler mevcuttu? Öncelikle bu evler içe dönük aile yapısının bir yansımasıdır. Ev planları; hayatlar, eyvanlar (eyvan; üstü genellikle tonozla örtülü, üç tarafı duvarlarla kapalı, bir cephesi ise tamamen avluya veya sofaya açılan yarı açık bir yaşam alanıdır.), balkon ve sundurmalardan oluşurdu. Tüm bunlar genellikle iç avluya ya da bahçeye açılan yapılardı. Türk evlerinde en küçük ayrıntısına kadar düşünülmüş tüm özellikler evin günlük eylemlerinin fonksiyonel verilerine cevap veren tamamen spontane şekilde gelişmiştir. Bu sebepten dolayı da yaşamı kolaylaştıran unsurları içinde barındırır, o zamanın genel özelliklerini yansıtırdı.
Osmanlı’nın İlk dönemlerinde genellikle tek katlı mütevazı evler inşa edilmiştir. Bu anlayış evlerin daha gösterişli biçimde tasarlandığı zamanlar içinde söz konusudur. Şimdiki zamana kıyasla pencerelerin dış süslemeleri daha özenli, boyutları da olabildiğince küçüktür. Bu durum kapılar içinde geçerlidir. Her bir detayında bir zarafet söz konusudur. Bu da o zamanlarda estetik kaygıların olduğunu ve insanların yaşadıkları alanlara verdiği özeni göstermektedir.
Osmanlı konutlarında dikkati en çok çeken özellik; evlerde mahremiyetin gözetiliyor oluşudur. Sokaktan baktığınızda gayet sade yapıdadır bu evler. Ancak içeri girildiğinde rengârenk bir dünyaya açılır. Ve bu dünya sadece orada yaşayan insanlara ait mahrem bir alandır artık. Bunun en güzel örneği de; dış dünya ile ilişkisi kesilmiş olan bahçelerdir.
Bahçelere evlerin arka kapılarından çıkılır, bahçelerin etrafı ise duvarlarla çevrilidir. Bu bahçe duvarları bir nevi; sınırlayıcı, koruyucu, kapatıcı konumdadır. Sokaklar ile bağlantının sağlandığı yer ise daha çok çıkmalardır. Çıkmalar; ikinci katlarda bulunan üst katı daha geniş ve kullanışlı hale getiren yerlerdir. Ve sokakla iletişim ise daha çok buradan sağlanırdı. Çıkmaların ikinci katlarda bulunma sebebi de alt katların daha içe kapanık olarak tasarlanmış oluşundandır. Mesela alt kattaki pencereler üst kattaki pencerelere nazaran daha küçüktür.
Odalar çok fonksiyoneldir. Bu odalarda, yeme, içme, yatma, oturma, çalışma eylemleri gerçekleşmiştir. Her odada bir banyo mevcuttur. Bu banyolar yüklük olarak da kullanılmıştır.
Kısaca özelliklerini verdiğimiz bu tür geleneksel evler Türkiye’nin birçok şehrinde varlığını sürdürmekte, Eskişehir Odunpazarı bölgesinde de bulunmaktadır. Tarihimizin canlı şahitleri olması bakımından da büyük önem arz ederler. Odunpazarı evleri Osmanlı’nın son dönemlerinde varlıklı aileler tarafından oluşturulmuştur daha çok.
Halen daha bu evler kullanılmakta ve gidip görülme, tarihimiz hakkında fikir sahibi olma imkânı sunmaktadır bizlere. Şehrimizde halen korunmakta olan bu tarihi doku ne zaman bu masalsı, rengârenk evlerin arasında gezsek aslında geçmişin hikâyelerini sessiz sessiz fısıldar… Bir sonraki yazımızda ise bu evlerin özelliklerinden daha ayrıntılı şekilde bahsedeceğiz…