Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi dışarıdan gelen saldırıya alışkındır.
Bu parti darbeler gördü…
Kapatma tehditleri gördü…
Operasyonlar gördü…
Manşetlerle, yargıyla, baskıyla kuşatıldı…
Ama yine ayakta kaldı.
Çünkü CHP’nin mücadele hafızası vardır.
Bugün de iktidarın bütün gücüyle CHP’ye saldırması kimseyi şaşırtmıyor.
Neden?
Çünkü korkuyorlar.
Yıllardır ilk kez halkın yön değiştirdiğini görüyorlar.
Yıllardır ilk kez CHP’nin sadece muhalefet eden değil, iktidara yürüyen bir parti olduğunu görüyorlar.
O yüzden saldırıyorlar.
Televizyonlarla…
Anketlerle…
Yargı tartışmalarıyla…
Siyasi mühendislik hesaplarıyla…
Ama insanın canını yakan dışarıdaki saldırı değil.
İçeriden yapılan ihanettir.
Açık konuşalım.
Bugün çıkıp “mutlak butlan”, “kurultay tartışması” üzerinden CHP’yi içeriden karıştırmaya çalışanlar,
sadece parti içinde muhalefet yaptıklarını sanıyorsa ya çok saftırlar…
Ya da neye hizmet ettiklerini gayet iyi biliyorlardır.
Çünkü memleket yangın yeri.
Emekli perişan.
Genç umutsuz.
Çiftçi borç içinde.
İnsanlar pazarda tane hesabı yapıyor.
Böyle bir dönemde CHP’nin büyüyen halk desteğini kesmeye çalışmanın,
örgütün moralini bozmaya çalışmanın,
iktidarın ekmeğine yağ sürmenin adı siyaset değildir.
Bu düpedüz sorumsuzluktur.
Hatta daha ağırıdır.
Çünkü bugün mesele kişisel hırs meselesi değildir.
Bugün mesele,
halkın değişim umududur.
Ve bazıları kendi egosunu,
milyonların umudunun önüne koyuyor.
Kusura bakmasınlar…
Bu parti kimsenin kişisel kariyer ajansı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi,
ülke yanarken içeriden hesap görülecek bir yapı hiç değildir.
Hele hele iktidarın CHP’yi parçalamak için fırsat kolladığı bir dönemde içeriden gedik açmak…
Tarih boyunca bunun adı hep aynı olmuştur.
İhanet.
Çünkü bugün susulacak gün değil,
birlik olma günüdür.
Bugün kişisel hesap günü değil,
iktidar yürüyüşünü büyütme günüdür.
Ve herkes safını ona göre belirlemelidir.
Çünkü tarih çok nettir:
Dışarıdan saldıranı yazar bir kenara…
Ama içeriden kapıyı açanı asla affetmez.