Okulda art arda yaşanan skandalları kaleme aldım. Hem Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü hem de Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okulda disiplin, huzur ve çalışma barışını yerle bir eden bu iddialarla ilgili soruşturma açtı. Hiçbir sınav kazanmadan, bir gün bile yöneticilik görevinde bulunmadan bol kepçeden verilen puanlarla okul müdürü yapılan Tarık Güven PTT aracılığıyla bize ihtarname göndermiş. 4 Ocak 2026’da kaleme aldığım “Eskişehir’in Skandallar Lisesi” haberinin kişilik haklarını zedelediğini belirtmiş. Bu haberin 24 saat içerisinden yayından kaldırılmasını, aksi takdirde maddi ve manevi tazminat davası açacağını ifade etmiş. Ayrıca Türk Ceza Kanunu kapsamında ‘İftira’ ve ‘Hakaret’ suçlarından suç duyurusunda bulunacağını da eklemiş. Sanki açacağı davayı kazanması kesinmiş gibi yargılama ve vekalet giderlerinin benden tahsil edileceğini de üstüne basa basa(!) vurgulamış
Sayın Müdür Güven, İhtarnamenin 2. Maddesinde şu ifadeleri kullanmış; “Söz konusu haberde yer alan iddiaların tamamı ile ilgili hakkımda soruşturmalar başlatılmış ve ilgili makamlarca titizlikle incelenmiş; hakkımda yürütülen adli ve idari soruşturmalar neticesinde herhangi bir usulsüzlük saptanmamış ve şahsimin suçsuzluğu sübut bularak aklanmış bulunmaktayım” demiş.
“YALAN DÖRT NALA GİDER HAKİKAT İSE ADIM ADIM YÜRÜR, FAKAT YİNE DE VAKTİNDE YETİŞİR”
Tarık Güven ve okulda yaşanan skandallarla ilgili açılan tüm soruşturmaların çok hızlı bir şekilde tamamlanmasına bir hayli şaşırdım. Çünkü bir eğitimcinin bir okul müdürünün PTT ile gönderdiği ihtarnamede yalan söyleyeceğine ihtimal vermedim. Ancak gazetecilikte şöyle bir kural vardır. “Annen seni seviyorum’ dese bile şüphe et, araştır. Eskişehir İl Milli Eğitim ve Tepebaşı İlçe Milli Eğitim’e sordum. Soruşturmaların hala devam ettiğini ve biten bir şeyin olmadığını öğrendim. Tarık Güven ile ilgili bir tane bile soruşturma bitmemiş. “Hakkımda yürütülen adli ve idari soruşturmalar neticesinde herhangi bir usulsüzlük saptanmamış ve şahsimin suçsuzluğu sübut bularak aklanmış bulunmaktayım” diyen Tarık Güven ne yazık ki doğru söylememiş. Soruşturmalarla ilgili alınan hiçbir karar ve aklanma olmadan bu ihtarnameyi göndererek, beni yanıltmak mı istemiş? Yoksa suç duyurusu, mahkeme diyerek, benim gözümü korkutmak mı istemiş? Eskişehir’de yaptığı haberlerle en çok yargılanan ve en çok yayın yasağı gelen bir gazeteciyi düzmece bir ihtarnameyle korkutacağını(!) sanması bir hayli komik! “Yalan dört nala gider hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.” Bu Japon Atasözünde olduğu gibi Tarık Güven’in yalanı dört nala gitmesine rağmen hakikat karşısında çaresiz kalmış.
MUAMMER KARAMAN’A KÜFREDEREK ONA SEÇİM KAZANDIRDI
Zaten Tarık Güven, yalan söyleme, insanları aldatma konusunda marifetli olduğunu Eğitim Bir Sen Eskişehir Şubesi'nin 9 Kasım 2014’te yapılan kongresinde kanıtlamıştı. Muammer Karaman ve dönemin Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürü Bülent Üzmez’in başkanlık için yarıştığı seçimlerde ajanlık yapmıştı. Karaman’ın talimatıyla Bülent Üzmez’in ekibine sızan Güven, orada yapılan toplantılara kimler geldi? Ne dediler? Kimlerle görüşüyorlar? Karaman’ın ekibinden kimleri ikna etmeye çalışıyorlar? AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Ertuğrul Dindar kimleri aradı? Bu konularda Karaman’ı bilgilendirdi. O’nun önlem almasını sağladı. O zaman Üzmez ekibindeki bazı isimlere; “Tarık Güven’e soyadı ‘Güven’ olduğu için fazla güvenmeyin. O Muammer Karaman’ın adamı” dediğimde; “Olur mu? Karaman’ın adını duyunca ona galiz şekilde hep küfrediyor? Ondan nefret ediyor. Tarık bizim yanımızda” diye yanıt vermişlerdi. Seçime birkaç gün kala Tarık Güven, Karaman’ın yanına geçtiğinde onun kendilerine yalan söylediğini ve Karaman’a rol icabı en galiz küfürler ederek, kendilerini aldattıklarının farkına vardılar. Ama iş işten çoktan geçmişti. Muammer Karaman 90 oy alarak seçimi kazanmıştı. Diğer aday Bülent Üzmez 59 oy toplamıştı. Tarık Güven Muammer Karaman’a küfrederek, ona seçimi kazandırmıştı.
HER GÜN İNÖNÜ’YE GİDİP GELMEK BEYİMİZE ZOR GELDİ
Dönemin Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen’in kente yeni gelmesi ve ilimizi tanımaması, o yıllarda AK Parti Yönetiminin müdahil olmamasını fırsat bilen Muammer Karaman Aralık 2014’te Eskişehir’de büyük bir okul müdürü kıyımı yapılmasını sağlamıştı. İktidarın gücünü kullanarak, başarılı müdürleri koltuklarından eden Karaman o günlerde televizyon ekranlarında “AK Parti’ye hiç oy vermedim” diye de övünüyordu. Karaman ES TV'de katıldığı programda; "Bugüne kadar Rahmetli Necmettin Erbakan'ın partilerine, o öldükten sonra ise Numan Kurtulmuş ve Mehmet Bekaroğlu'nun partilerine oy verdim" demişti. Büyük çoğunluğu ülkücü olmak üzere çok başarılı okul müdürünün yöneticilik görevleri bir gecede üzerlerinden alınmıştı. “Bizde liyakat değil, biat esastır” diyen Karaman onların yerlerine kendisine biat edenleri okul müdürü yaptı. Karaman, kongrede ikili oynayarak; seçimde Bülent Üzmez’i alt etmesinde kendisine yardımcı olan Tarık Güven’i ödüllendirerek; okul müdürü yaptı. Ancak bugüne hiçbir yöneticilik görevinde bulunmayan Güven’in puanı çok düşük olduğu için İnönü Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne Müdür olabildi. ‘Beni buraya işe sok. Yüzünü karar çıkarmam’ diyen birini işe yerleştirirsiniz. Ondan sonra işe aldırdığınız şahıs, yerini beğenmez, başka birimde çalışmak ister. ‘Burada çalışanlar daha fazla maaş alıyor’ ‘Burada çalışanlar daha az yoruluyor’, ‘Maaşlar geç ödeniyor. Arasanız da benim maaşımı erken ödesinler’ diye yüzsüzlükte sınır tanımazlar. Sanki onu işe aldıran biri değil de okula kaydettiren velisiymiş gibi muamele ile karşılaşırsınız. Hak etmeden okul müdürü olan Tarık Güven Beyimize İnönü’ye her gün gelip gitmek çok zor geldi. Kendisi Eskişehir eğitim camiasında bulunmaz Hint kumaşı(!) olduğu için kent merkezinde okullarda çalışmalıydı.
NERDE BOŞ OKUL MÜDÜRÜ KOLTUĞU VAR ORADA (!)
Kendisini okul müdürü yapan ve birlikte çekildikleri Rabialı fotoğraflarıyla sosyal medyada hep bağlılığını gösterdiği şu anda Eğitim Bir Sen Genel Başkan Yardımcısı olan Muammer Karaman için bu kolay bir iş olmalıydı. Artık Karaman onu müdür yaptıran birisi değil, okula kaydettiren velisiydi. Allah’tan Şube Müdürü olmak için sınav gerekiyor. Yoksa Güven, ‘şube müdürü olacağım’ diye tuttururdu. Sonra bir baktık. İnönü Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi okul müdürü olmadan idare ediliyor. Peki okul müdürü nerede? Kent merkezinde nerde boş okul müdürü koltuğu var orada. Tarık Beyimiz, her yıl göçebe gibi başka bir okulda müdürlük yapıyor. “İnönü’ye gitmeyeyim de kent merkezinde okul okul gezeyim” diyen Tarık Güven’in bu mutluluğu ‘Ballı Nöbetçi Müdür’ haberimle son bulmuştu. Bu yazım sonrasında yıllar sonra asil kadrosunun olduğu İnönü’ye, eski okuluna postalanmıştı. Sayın Güven sonra ‘obezite raporu’ alarak Tayfur Bayar Anadolu Lisesi’ne geldi. Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özcan; “Yazma bu adamı. Zaten merdivenleri dinlene dinlene zor çıkıyor. Bırak burada çalışsın” diye rica etti. Özcan’a hak vererek; Tayfur Bayar Anadolu Lisesi’nde vekil müdür olarak çalışmasıyla ilgili hiçbir şey yazmadım. Sonra rotasyonla Muzaffer Çil Anadolu Lisesi’ne geldi. Tarık Güven’in bu okulda gönderdiği haberleri sitemizde yer verdim. Kendisi de bana çok çok teşekkür ediyordu. Artık o ballı nöbetçi müdür değildi. Rotasyonla gelen kadrolu okul müdürüydü. Sonra bu okul ile ilgili art arda yaşanan skandallar ortaya çıktı. Tabi ki gazeteci olarak bunları görmezden gelmem asla beklenilemezdi. Bu haberleri art arda yazdım. Beni yalanlayamayan Tarık Güven arkamdan hep dedikodu yaptı. Benimle ilgili kendi uydurduğu yalanlara kendi inandı. Ankara’daki ajanlık yaptığı ağababasından öğrendiği taktikle belden aşağıya vurmaya çalıştı. Ama kendi okulu dışında her gittiği yerde büyük tepki aldı. Çünkü Eskişehir eğitim camiası kimin ne olduğunu çok biliyordu. Yazımın son satırlarında nedense aklıma Sevgili Seda Gürel’in şarkı dizeleri geldi; “Seni lapacı/Seni lapacı/Seni lapacı/Seni yıkamacı yağlamacı/Seni lapacı Seni yıkamacı yağlamacı”