Sandık mı Gündem mi?

Eskişehir’de CHP örgütünde milletvekilliği için önseçim tartışması yeniden ısınıyor. Önseçim, parti içi demokrasinin en önemli araçlarından biridir. Üyenin söz hakkıdır, örgüt iradesidir, meşruiyet üretir. Bu yönüyle değerlidir. Ancak siyaset sadece yöntem meselesi değildir; aynı zamanda öncelik meselesidir.

Bugün halkın gündemi nedir?
Geçim sıkıntısı, yüksek kiralar, faturalar, işsizlik, gençlerin gelecek kaygısı… Sokakta konuşulan başlıklar bunlar. Üniversite mezunu gençler şehir değiştirmeyi, hatta ülke değiştirmeyi tartışıyor. Aileler ay sonunu hesaplıyor.

Böyle bir tabloda bir partinin en sık “kim milletvekili olacak?” tartışmasıyla gündeme gelmesi seçmen nezdinde nasıl karşılık bulur?

CHP’nin en güçlü seçmen kitlesi sadece parti üyeleri değildir. Hatta en geniş tabanı, üye olmayan ama CHP’ye oy veren seçmendir. Bu seçmen parti içi dengelerle değil, ülkenin gidişatıyla ilgilenir. İç yarıştan çok dış mücadeleye bakar. İsimlerden çok çözüm görmek ister.

Önseçim talebi demokratiktir. Ancak katılım zayıf olursa, bloklaşmalar belirleyici hale gelirse, süreç örgüt içi kırılmalar üretirse; ortaya çıkan tablo partiye güç değil yük getirebilir. Kazanan bir aday olur, kaybeden birlik olur.

Öte yandan doğru zamanda, güçlü katılımla ve kapsayıcı bir dil ile yapılan önseçim; örgütü canlandırabilir, gençleri sürece dahil edebilir, sahayı hareketlendirebilir. Mesele önseçimin kendisi değil, nasıl ve ne zaman yapıldığıdır.

Bugün asıl ihtiyaç; gençliğe daha fazla alan açmak, sahada daha görünür olmak, ekonomik sıkıntılar karşısında somut ve güçlü bir siyaset üretmektir. CHP’nin kamuoyunda en çok iç tartışmalarıyla değil, halkın sorunlarına dönük çözüm önerileriyle anılması gerekir.

Seçmen şuna bakar:
Bu parti kendi gündemiyle mi meşgul, yoksa benim derdimle mi?

Demokrasi cesaret ister. Ama siyaset aynı zamanda sorumluluk ister. Önseçim güzel bir araçtır; sonuçları iyi hesaplanmadığında ise beklenen faydayı üretmeyebilir.

Eskişehir gibi siyasi bilinci yüksek bir şehirde esas soru şudur:
CHP nasıl daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha çözüm odaklı bir çizgiye taşınır?

Yöntemler bu hedefe hizmet ettiği ölçüde anlam kazanır.