Arslan konuyla ilgili şunları söyledi; "Ancak devlet okulları tüm öğrencilerin eşit olduğu, hiçbir inanç ya da mezhep ritüelinin dayatılmadığı kamusal alanlardır.
Yaşanan acılar ortaktır. Ancak yasın ifade edilme biçimi pedagojik ve bilimsel ilkelere uygun olmalıdır. Eğitim ortamlarında yapılması gereken travmayı derinleştirecek uygulamalar değil, iyileştirici ve kapsayıcı adımlardır.
Bugün yapılması gereken algı yaratmak değil, çözüm üretmektir.
Milli Eğitim Bakanlığına çağrımızdır:
Okullarda rehber öğretmen sayısı artırılmalı, psikolojik destek güçlendirilmelidir.
Okullarda Sosyal Hizmet ve çok disiplinli destek birimleri kurulmalıdır.
Öğretmenlerin bürokratik yükü azaltılmalı, mesleki özerkliği güvence altına alınmalıdır.
Kalabalık sınıflar azaltılmalı, tam gün eğitime geçilmelidir.
Öğretmenin itibarı güçlendirilmeli, eğitim süreçlerindeki rolü esas alınmalıdır.
Okullarda sağlık ve psikolojik destek hizmetleri güçlendirilmelidir.
Dışlayıcı, etiketleyici ve ayrıştırıcı uygulamalara son verilmelidir.
Unutulmamalıdır ki bu çocuklar hepimizin. Onları korumak hepimizin sorumluluğudur.
Acılar ortaktır, yas ortaktır.
Ama eğitim algıyla değil, bilimle yönetilir.
Devlet okulu herkesin kendini eşit ve güvende hissettiği bir alan olmak zorundadır."