Kazanan Eskişehir Bursa Dostluğu Oldu

Geçtiğimiz Pazar günü Eskişehir Prof. Dr Fethi Heper Stadı gene tarihi günlerinden birini yaşadı. Dost ve kardeş takım Bursaspor, 2. Lig maçında Ankara Demirspor’la karşılaştı. Yaklaşık 35 bin taraftarın coşku içinde izlediği maç Bursaspor’un 1-0 galibiyetiyle bitti. Bu maç beni aldı 1965 yılına yani Eskişehirspor’un kurulduğu ve 2. Lig ile tanıştığı günlere götürdü...

İki takım tarihlerinde ilk kez Eskişehir Atatürk Stadı’nda 3 Ekim 1965 Pazar günü karşılaşmıştı.

O gün henüz 15 yaşında bir çocuğun bütün heyecanıyla tribündeydim.

Karşılaşma Nihat Atacan’ın ve Mesut Şen’in penaltıdan attığı gollerle 1-1 sonuçlanmıştı...

O günden sonra Türk futbolunda büyük izler bırakan Anadolu’nun bu iki güzide kulübü defalarca karşı karşıya geldi...

Yalnız, hayatımda hâlâ unutamadığım maçların ilki yine aynı sezonda 3 Nisan 1966 tarihinde Bursa Atatürk Stadı’nda oynanan Bursaspor- Eskişehirspor maçı oldu...

2. Lig o sezon (1965-1966) kırmızı ve beyaz olmak üzere 2 ayrı grupta oynanıyordu. Grup maçlarını Bursaspor lider, Eskişehirspor’da ikinci sırada bitirmiş ve her iki grupta ilk dört sırayı alan takımlar yani 8 takım yeniden çift devreli play-off maçları oynayacaktı...

Beyaz Gruptan “Bursaspor, Eskişehirspor, Adana Demirspor, Ankara Güneşspor, Kırmızı Gruptan ise “Altınordu, Mersin İ. Yurdu, Beyoğluspor ve Sakaryaspor” olmak üzere 8 takım büyük bir mücadele içine girecekti...

Bir anlamda 2. lig tekrar başlıyordu...

Ve play-off’un iki takım arasındaki ilk karşılaşması bu kez 3 Nisan 1966 tarihinde Bursa Atatürk Stadı’nda oynanacaktı..

10 bin Eskişehirspor taraftarının Bursa Açık tribününü doldurduğu maç son derece gergin başladı.

Hakem Tarık Yamaç’ın yönettiği, karşılıklı tezahüratlar altında başlayan maçın henüz 1. dakikası yeni dolmuştu ki Eskişehirspor’un unutulmaz golcüsü Fethi Heper ilk atakta kaleci Yıldız’ı avlayarak EsEs’in ilk golünü attı.

Bu gol ev sahibi Bursaspor tribünlerinde büyük şok yaratmıştı.

Çünkü EsEs’in ligdeki ilk sezonu, Bursaspor’un ise şampiyonluk parolasıyla başladığı 3’üncü sezondu.

Bütün Bursa şampiyonluğuğa inanmış ve takımına büyük destek veriyordu...

Ve zorlu maçın ikinci yarısında Nihat Atacan Es-Es’in ikinci golünü attı. O andan itibaren açık tribünün dışından stada giremeyen fanatik taraftarlar Eskişehirli’lerin oturduğu tribünlere taş yağmuru başlattı...

Tribünler giderek tehlikeli olmaya ve atılan taşlarla yaralanmalar başlayınca Eskişehirspor taraftarları da yavaş yavaş stadı terk ederek çeşitli yerlerde park eden otobüslerine binerek Eskişehir’e hareket etmek zorunda kaldı...

Maçın son yarım saati boşalan tribünler önünde oynandı. Karşılaşmanın sonucunu çok sonra öğrendik. Maçın sonraki bölümlerinde Eskişehirspor’dan Kamuran ve Bursasporlu B. Mustafa’nın golleriyle karşılaşma 3-1 Eskişehirspor’un galibiyetiyle bitmişti...

Maç bu sonuçla bitti ama izleri yıllarca unutulmadı...

Şunu da belirteyim; yollarda biriken Bursa taraftarlarının yolarda arabaları taşladığı haberinin gelmesi üzerine bizimde bulunduğumuz birçok otobüs Karamürsel-İzmit yolunu tercih ederek Eskişehir’e ulaştı...

Tabi olayların Eskişehir'de duyulması öfke patlamasına yol açtı.

Bazı Bursa levhası taşıyan işyerlerinin camları kırıldı.

Hatta ne dereceye kadar doğru bilemiyorum 16 plakalı bir volkswagen arabanın Porsuk nehrine atıldığı falan konuşuldu...

Fazla detaya girmek istemiyorum ama asıl amacı dostluk, barış ve kardeşlik olan spor müsabakalarının fanatizmin etkisinde kalarak çeşitli olayların fitilini ateşlediği üzücü yıllara ve olaylara tanık olduk...

Anadolu’da futbolun öncülüğünü yapan iki komşu kent yıllarca bu olayların etkisinde kalarak hasımhane tutumlarını sürdürdüler..

Nihayet 2010’lu yılların başlarından itibaren her iki takımın taraftar liderlerinin çabalarıyla bir detand süreci (Yumuşama) başlatıldı...

Ve iki tarafta maziye sünger çekerek karşılıklı yakınlaşmalar, dostluklar dahası kardeş ilişkileri hızlandı. İşte bu güzelliklerin çoğuna Pazar günü bizzat yakından tanık olduk...

Eskişehir stadı biraz uzak olmasına rağmen maça özellikle yürüyerek gittim.

Ve yollarda o gergin yılları yaşayan biri olarak karşılıklı büyük sevgi gösterilerini dostluğun adeta zirve yaptığını gördüm...

Bursaspor formalı ve Eskişehirspor formalı genç taraftarların kol kola birlikte stada gelmeleri tribünlerde birlikte yan yana tezahürat yapmaları futbol adına bütün güzellikleri yansıtan kardeşlik ve dostluk fragmanları gibiydi..

Yıllardır görmeyi arzu ettiğimiz bu görüntülere tanık olmak bizi ziyadesiyle mutlu etti...

Anlatmaya çalıştığım benim için duygu dolu bu harika görüntüler, sahada oynanan maçın ve skorun çok çok önüne geçti...

Pazar günü maçı kazanan Bursaspor oldu, şampiyonluk yolunda zorlansa da bir engeli daha aştı...

Ama asıl kazanan dostluk birlik ve beraberlik dahası kardeşlik oldu...

Asıl kazanan hiç bir galibiyetle ölçülemeyecek kadar değerli olan dostluk oldu...

Yazımın bu son bölümünde Yüce Atatürk’ün gençliğe hitabesi geldi...

Büyük önder büyük nutkunun başında Türk gençliğine şöyle sesleniyordu;

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir...”

Ve şu sözlerle tamamlıyordu;

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur...”

Bu nasıl bir vizyondu?

Nasıl bir öngörüydü?

Yüce önder, cumhuriyeti demekki gençlere boşuna emanet etmemişti...

Demem o ki; Yıllar önce bizim başaramadığımızı iki kentin genç jenerasyonu fevkalade başarmıştı...

Bu güzelliklerin, dostluğun ve kardeşliliğin ilelebet sürmesi dileğiyle ben de bir kez daha haykırıyorum!

Hangi liglerde olursa olsun, hangi yarışta olursa olsun Eskişehir-Bursa dostluğu daima büyüsün, gelişsin ve sonsuza kadar yaşasın!

NE MUTLU BURSALI’YIM VE ESKİŞEHİRLİ’YİM DİYENE...