Osmanlı Türkçesi yaklaşık 600 yıl boyunca aynı şekilde kullanılmamıştır. Bunlar; Eski Osmanlı Türkçesi, Klasik Osmanlı Türkçesi ve Geç Osmanlı Türkçesidir. Özellikle 15. ve 16. Yüzyıllarda yani Osmanlı Devleti'nin klasik çağında Arapça ve Farsça unsurlar çok fazla dikkat çekerken, Tanzimat ile birlikte dilde sadeleşmeye gidilmiştir. Ve zamanla Türkçe dışındaki diğer unsurlardan arındırılmış "sade" bir Türkçe günümüze kadar gelmiştir... Bir açıdan bu durumu olağan karşılamak mümkün. Lakin bu sadeleşme ile zengin bir alt yapısı olan Osmanlı Türkçesindeki özellikle günlük hayatta kullanılan ifadelerde de bir azalma olmuştur. Hatta ve hatta günümüzde o dönemde kullanılan zarif ifadeleri artık kullanmıyoruz. Oysa çok da olumlu bir anlam ifade etmeyen tabirler o dönemde nasıl da nezaketli olarak ifade edilmektedir. Mesela "Şeb-i yeldâda görüşürüz" cümlesi"En uzun gecede görüşürüz" anlamına gelen, esprili ve uzun süre görüşülemeyecek durumlar için kullanılan bir ayrılık sözüdür. "Hâşâ huzurdan"; Toplum içinde hoş karşılanmayan, ayıp ya da kaba bir kelime (örneğin bir canlı adı) telaffuz edilmeden önce dinleyenlerden özür dilemek için söylenirdi. "Tekmil-i nefes eylemek" ; Birinin hayatını kaybetmesi, son nefesini vermesi anlamında kullanılan zarif bir ölüm ifadesiydi. "Refika-i hayatım"; Erkeklerin eşleri için kullandığı, "hayat arkadaşım, yoldaşım" anlamına gelen çok yaygın bir hitaptır. Ayrıca "Beybaba / Hanımanne" gibi kelimeler çocukların anne ve babalarına hem sevgi hem de yüksek bir saygı göstermek için kullandıkları ünvanlardır.
Dil, bir toplumun kendisini ifade etme gücünden çok daha öte bir anlam taşır. Çünkü yaşamlarımız dilimize; dilimiz ise yaşamlarımıza yansır... Bu iki unsur birbirini tamamlar. Kelimelerin gücüne inanırız. Çünkü bir kelime bir hayatı dönüştürme kudretine sahiptir. Bu açıdan dil mevzusunu basite indirgememek gerekir. Osmanlı döneminden kalan tarihî kaynaklarda yukarıda örneklerini verdiğimiz birçok zarif ve latif ifadeye rastlamak mümkündür. Bunlar o dönemin günlük yaşamında insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde önceliğin "güzel söz" olduğunu göstermektedir. Ölümün bile en güzel şekliyle ifade edilmesi bunun en güzel örneğidir. Hayata hep en olumlu tarafından bakmak o dönemin insanlarının olumsuz durumları bile en güzel şekilde açıklamalarından anlaşılmaktadır... Belki de günümüzde özellikle insan ilişkilerinde eksik olan da kaybetmiş olduğumuz kelimelerimizdir...