Ve böyle ortamlarda bulunduğunuz anda kalbinizde bir boşluk hissediyorsunuz. "Sahi hayat bu kadar basit mi?" sorusunu ise sormadan edemiyorsunuz... Ve "neden herkes bu kadar bencil ve sadece kendi hayatına odaklı?" sorusunu... Dünyada milyarlarca insan var. Ve her insanın ise bir yaratılış gayesi... Birbirimize umudu, sevgiyi , değerli duyguları hissettirmek varken neden karşımızdaki insanı ya da kendimizi bir yarışın içerisinde hissediyoruz ya da hissettiriyoruz ki? Her insandan öğrenecek anlamlı bir hayat dersi varken ne diye kendi fazlamızı karşı tarafın eksiğiyle yüceltme derdindeyiz? Son yıllarda hayatımda olan insan sayısını gitgide azalttığımı fark ettim. Ve sanırım en büyük nedeni de; insanların hayatlarını sürekli başkalarıyla kıyaslama derdinde olmasıydı. Birbirimize öğretecek anlamlı kelimelerimiz yoksa birlikte olmamızın çok da bir anlamı olduğunu zannetmiyorum. Zamanla kaybolan samimi insan ilişkilerinin yokluğununda en büyük müsebbibinin sosyal medya olduğunu düşünüyorum. Birçok sosyal ağ sürekli yarış halinde olmamız gereken birer yarış atına çevirdi her birimizi... Ve burada her an düzenli olarak kendi hayatlarını parlatma gayretinde olan insanlara... Kimse kendisini kandırmamalı. Hiç kimsenin hayatı yapay bir ekran arkasında gösterildiği gibi mükemmel değil. Zaten burası dünya; burada her daim bir şeylerle sınanıp hayat yolunda yürümeye gayret ediyoruz... Mühim olanı ise bu yolda kırmadan incitmeden ötekileştirmeden yürüyebilmek...
Her birimizin aynı geminin yolcusu olduğumuzu hesaba katarak... Ve eğer gerçektende yaşamımıza aldığımız insanlar bizlere bir şeyler katmıyor ya da biz onların hayatına artı bir değer katmıyorsak bu tür insan ilişkileri ile aramıza mesafe koyma cesaretini gösterebilmeliyiz... Aslında meselenin özeti; usul usul yürümeye çalıştığımız hayat yolunda, bizlere yoldaşlık edecek, ufkumuzu genişletecek, hoş bir sada bırakacak güzel insan biriktirme çabamız olmalı her daim. Manevî olarak kaliteli bir hayat amacımız var ise ...