Dünya üzerinde milyarlarca insan, inanç, din, ideoloji ve dünya görüşü varken; sırf belki de görüntü olarak çok da hoşlanmadıkları ve onaylamadıkları bir giyim tarzını küçücük bakış açılarıyla değerlendirebilip, hayatı sadece bu kadar dar bir pencereden ibaret görebiliyorlar? Bu hakkı bu kişiler kendilerinde nasıl ve neden bulabiliyorlar?
Kimse kimsenin düşüncesini, görünüşünü onaylamak zorunda elbette değil. Ama şunu bilmek zorundayız ki; her birey topluma maddi manevi bir zarar vermediği sürece istediği gibi giyinmekte özgürdür. Hoş, bizim toplum olarak özgürlük kavramımız ‘’teşhircilik’’ olarak da algılandığı için bu kavram içinde ayrı bir yazı kaleme almak gerek. Lakin şu an konumuz tamamen ilk paragrafta bahsettiğim kişilerin başörtüsü kullanan insanları ‘’küçümseyici, kendi fikirlerini ise yüceltici ifadeleri ve karşı tarafa hakareti kendilerinde hak görmeleridir.
Bir defa şunu artık kabul etmemiz gerekir ki; günden güne değişen, gelişen bu dünyada çoğu kişinin dış görünüşünü tamamen medya ve toplum odaklı oluşturuyor oluşudur. Tamamen kendi inancına, kendi değer yargılarına, kendi fikirlerine göre toplumdan bağımsız olarak bir giyim tarzı oluşturan insanlar toplumun azınlığını oluşturmaktadır. Ve bence düşünce yapısı ne olursa olsun kendi iradesiyle böyle bir hayat benimsemiş insanlar bence saygı duyulası kişilerdir… Neden mi? Çünkü en başında her insan hür iradesiyle hareket etmesi gereken, tamamen kendi hayatından sorumlu olan bir varlıktır. Ve fikirlerimiz, yaptıklarımızda genellikle ilk başta kendi hayatımızı etkiliyor. Ve hal böyle iken ‘’o yapıyor bende yapayım’’ diyerek direkt olarak kabul ettiğimiz durumları kendi düşünce dünyamızda belli bir süzgeçten geçiremeyebiliyoruz. Çünkü bir açıdan da toplumsal bir varlıktır insanoğlu. Yani çok da yadırgamamak gerek aslında ‘’elalem ne der’’ düşüncesini. Ama hayatıda tamamen toplumun isteklerine göre yaşamak da insan iradesine saygısızlık gibi geliyor bana.
Ve ‘’onlar öyle bende böyle olayım’’ veya ‘’o başörtüsü kullanıyor demek ki yobaz ‘’ ‘’bu kız çok açık giyiniyor demek ki teşhirci ve ahlaksız’’ gibi kalıplar zamanla toplumumuza yerleşiyor ve bizlerde bunu kabul edebiliyoruz. Peki bu cümleleri tekrar tekrar okuyarak idrak edip, çevremizdeki açık ya da kapalı hanımefendileri bir gözlemleyelim. Her başörtüsü kullanan amayene tabir ile ‘’yobaz ya da geri kafalı mı?’’ Ya da başı açık olan kadınların çoğunluğu teşhirci mi? Böyle bir mantık hatası ve genellemenin ne kadar sağlıksız olduğunu sanırım söylememe gerek bile yok… Peki akıl ve vicdan sahibi bireyler olduğunu zanneden insanlar hangi hakla insanları fikir ve görünüşlerinden ötürü bu kadar dar bir kalıba sokabiliyor? Hatta daha da ileriye gidersek bahsettiğim videodaki hanımefendi gibi hakaret edebilme hakkını kendisinde görebiliyor?
Neden kabul edemiyoruz yıllardır, bu topraklarda bin bir çeşit fikir, düşünce, inanç, yaşam tarzının filizlenip yaşatılmaya çalışıldığını ? Birçok milleti yüzyıllardır içimizde barındırdığımızı? Belki de diğer ülkelere göre bizi farklı ve özel kılan budur. Peki neden farklı renklerden bu kadar rahatsızız? En acısı da şudur ki; yaşanan iki olayda da insanlık onurunun ayaklar altına alınıp yok sayılması vardır aslında. Kendini üstün görürken karşı tarafı sırf ‘’kendi düşüncesine göre giyinmedi’’ diye öteki ilan etmektir. Yani burada sorun sadece başörtüsü, açıklık, kapalılık değildir. Bu; kendi üstünlüğünü başka insanların tercihleri üzerinden kanıtlamaya çalışmak, empati kuramamaktır. Ve bu durum ne siyasi ne toplumsal en çok da insanidir… Peki bizler tarihte böyle bir millet miydik? Bu ötekileştirici dile ne zamandır sahibiz? Ülkemize birlik beraberlik tohumları ekilmesi gerekirken kimler ne sebeple toplumuzu bu kadar ayrıştırdı? Bunu hiç düşündük mü? Oysa hepimiz aynı gemideyiz ve gemi battığında sağ çıkan kimler olacak ya da olacak mı, düşündük mü hiç…