Ne zaman oldu?
Kim sattı?
Kime danışıldı?
Sanki evin tapusunu sen uyurken dayının biri emlakçıya vermiş.
Önce eski Devlet Hastanesi…
Şimdi Hava Hastanesi…
Eskişehir’in ortasında ne kadar kıymetli kamu arazisi varsa Ankara oturmuş metreyle ölçüyor.
Hastane diye bakmıyorlar artık.
“Buradan kaç daire çıkar?”
“Kaç dükkân sığar?”
“Kaç yandaş doyar?”
Hesap bu.
Hasta ikinci planda, müteahhit birinci sırada.
AKP’nin memleket yönetme şekli de bu zaten:
Vatandaş hizmet bekler, bunlar arsa bakar.
Millet şifa arar, bunlar ihale arar.
Memleketi emlak ofisi gibi yönetiyorlar.
----------
İşin daha komik tarafı ne biliyor musunuz?
Eskişehir’de AKP’nin yerel yöneticileri de öyle bir sessiz ki sanırsın hepsi aynı anda “duymadım, görmedim, bilmiyorum” kursuna gitmiş.
Resmî Gazete’de karar çıkıyor…
Bizimkiler hâlâ:
“Takip ediyoruz.”
Neyi takip ediyorsunuz dayı?
Kamyon yüklenmiş gidiyor, siz arkasından tozunu takip ediyorsunuz.
Halk soruyor:
“Bu şehirde hastane yerleri satılıyor, sizin haberiniz var mı?”
Ses yok.
Ya gerçekten haberleri yok…
ki bu daha fena; şehir elden gidiyor bunlar çay içiyor demektir.
Ya da haberleri var, ses etmiyorlar…
ki bu da “biz alıştık, siz de alışın” demektir.
--------
Bakın açık söyleyeyim:
Eskişehir’de vatandaşın haberi olmadan şehrin ortasına gizli gizli SATILIK tabelası asmışlar.
Biz hastane sanıyorduk, meğer vitrinmiş.
Dün ambulans giren yere yarın kepçe girerse şaşırmayın.
Çünkü bunların gözünde kamu malı emanettir diye bir şey yok.
Nakit eden gider.
AKP sıkıştıkça memleketin çatalını kaşığını satıyor.
Yetmedi, şimdi hastane arsalarına kadar geldiler.
Yereldekiler de dönüp bakıyor.
Hani mahallede ev soyulurken pencereden izleyen komşu vardır ya…
Tam o hesap.
------------
Eskişehir şunu iyi bilsin:
Bugün hastane yeri gider, yarın başka kamu alanı gider.
Bunlar memleketi yönetmiyor kardeşim…
Yavaş yavaş ilana koyuyor.
Az kaldı, şehrin girişine şunu asarlar:
“Eskişehir: Sahibinden Acil Satılık. İçinde Halk da Var.”