GÜNDEM

Eskişehir HABEV Başkanı Uysal'dan AK Partili Leyla Usta'ya Sert Tepki

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Av. Ufuk Uysal; "Sayın Leyla Usta’nın, Suriye’de yaşanan iç savaş ve insanlık trajedileri üzerinden kurduğu kıyaslama ile Alevi toplumunu hedef alan söylemleri, yalnızca bir siyasi gaf değil; aynı zamanda bu toprakların kadim kültürüne ve ortak vicdanına yönelik derin bir saygısızlıktır" dedib

Ufuk Uysal şu ifadeleri kullandı; "AK Parti Milletvekili Sayın Leyla Usta’nın, 'Suriye’de 13 yıl boyunca Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanların, bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diyerek ortalığı ayağa kaldırmaları' şeklindeki talihsiz beyanlarına ilişkin itirazlarımızı kamuoyuyla paylaşmak zorunluluğu doğmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında sarf edilen bu ayrıştırıcı ifadeler, toplumsal barışın en önemli güvencesi olan kardeşlik hukukuna vurulmuş ağır bir darbedir. Sayın Leyla Usta’nın, Suriye’de yaşanan iç savaş ve insanlık trajedileri üzerinden kurduğu kıyaslama ile Alevi toplumunu hedef alan söylemleri, yalnızca bir siyasi gaf değil; aynı zamanda bu toprakların kadim kültürüne ve ortak vicdanına yönelik derin bir saygısızlıktır.

İnançlar yarıştırılamaz, acılar kıyaslanamaz. İnançlar üzerinden bir üstünlük ya da hiyerarşi kurulamaz. Toplumsal birlikteliğe ve barışa zarar veren ayrıştırıcı bir dil yerine; sorumluluk bilinciyle, birleştirici ve kapsayıcı bir üslup tercih edilmelidir. Aleviler, bu ülkenin asli ve ayrılmaz bir unsurudur.

Alevi toplumu; Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin 'aslanla ceylanın kardeşliği' felsefesini benimsemiş, bu anlayışı yaşatmayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı ilke edinmiş bir inanç topluluğudur. Bu felsefe, Aleviliğin temel düsturu olan 'incinsen de incitme' ilkesinin somutlaşmış hâlidir. Güçlünün zayıfı ezmediği, sömürünün, her türlü şiddetin ve katliamın son bulduğu bir dünya idealini ifade eder.

Aleviler; dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, tüm varlıkların sevgi ve hoşgörü temelinde bir arada yaşayabileceğini savunur. Tüm Müslümanlar dâhil olmak üzere, insanlığın uğradığı her türlü haksızlık ve katliama karşı durur. Bunun aksini iddia edebilecek ya da ispatlayabilecek hiç kimse yoktur.

Alevi toplumu; inançları, kültürü ve bin yıllık tarihsel birikimiyle bu toprakların ayrılmaz bir parçasıdır. Alevilerin güvenliği ve hakları üzerinden yürütülen her tartışma, aslında ortak yaşam irademize yöneltilmiş bir tehdittir.

Siyaset, sorumluluk ve özen gerektirir. Milletvekillerinin görevi; vatandaşlar arasında “biz ve onlar” ayrımı yapmak değil, her bireyin bu ülkede eşit, güvende ve onurlu bir yaşam sürebileceği duygusunu tesis etmektir. İnançları siyasi bir koz ya da polemik aracı hâline getirmek, toplumsal dokuyu derinden zedeler.

Hangi inanca mensup olursa olsun, bir insanın yaşam hakkı üzerinden “neden ses çıkarıyorsunuz?” sorusunu sormak vicdani ve ahlaki değildir. Mezhepçi bir bakış açısıyla yapılan bu tür açıklamalar, toplumsal barışın temelini oluşturan hoşgörü ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. Kabul edilmesi mümkün olmayan bu dilin terk edilmesi; birleştirici, kucaklayıcı ve eşit yurttaşlık temelinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine uygun bir siyasi üslubun benimsenmesi, Türkiye’nin geleceği açısından zorunludur."