CHP Bir Saltanat Hevesinin Ürünü Değildir

Bazı partiler vardır, liderin gölgesinde büyür. Bazı partiler vardır, lider gider parti biter. Bir de öyle bir parti vardır ki, lider gider ama fikir kalır, ilke kalır, halk kalır. O partinin adı: Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

CHP, bir kişinin kariyer projesi, bir otel lobisi pazarlığı değildir.
CHP, bir saltanat hevesinin ürünü değildir.
Bu parti, dilekçeyle kurulmadı;
Kökü Sivas Kongresi’ne, harcı Müdafaa-i Hukuk’a dayanır.
Atatürk bu partiyi kurarken, kendine tapılacak bir yapı kurmadı.
Tam tersine, kendisini bile eleştirebilen bir parti istedi.
Bakın tarihe…
Atatürk hayattayken bile, CHP içinde ses vardı, itiraz vardı.
Çünkü bu parti, “Lider ne derse o olur” partisi değildi.
Bu parti, “Halk ne derse o olur” partisi olarak doğdu.
Atatürk, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” derken, aslında partinin kodlarını da yazıyordu:
— Şahıslar fanidir, kurumlar ve halk kalıcıdır.
Tarih bunun şahididir.
Koca İsmet İnönü’yü düşünün.
“Milli Şef”ti, kudretliydi ama demokrasi için iktidarı kendi eliyle devretti.
Seçimi kaybedince küsmedi, “Bu benim en büyük zaferimdir” diyebildi.
Çünkü koltuğu değil, milleti kutsal bildi.
Sonra Bülent Ecevit’e bakın.
Parti içi demokrasinin en büyük ispatıdır.
Genel Başkanına, Kurtuluş Savaşı kahramanı İnönü’ye karşı kurultayda yarıştı ve kazandı.
Biat etmedi, mücadele etti.
Parti bölünmedi, tam tersine “Halkçı Ecevit” oldu, dağlara taşlara yazıldı.
Bu partide genel başkanlar değişti.
İnönü geldi geçti.
Ecevit geldi geçti.
Baykal geldi geçti.
Bugün Kılıçdaroğlu, yarın başkası…
Ama parti kaldı.
Çünkü CHP, “Ben gidersem parti biter” diyenlerin partisi değildir.
CHP, “Ben giderim ama bu çınar kalır” diyebilenlerin partisidir.
Bugün bazıları CHP’ye bakıp, “Niye bu kadar tartışma var?” diye soruyor.
Cevabı basit:
Çünkü burası tek sesli bir kışla değil.
Çünkü burası saray gibi suskun değil.
Çünkü burası biat değil, itiraz kültüründen besleniyor.
Bizim oralarda bir laf vardır:
“Susandan adam olmaz, konuşandan kavga çıkar ama doğruluk çıkar.”
CHP’yi diğer partilerden ayıran tam da budur.
Burada lider putlaştırılmaz.
Burada genel başkan ilahlaştırılmaz.
Burada koltuk mülkiyet sanılmaz.
Burada esas olan şudur:
— Halk.
CHP, adını süs olsun diye “Halk Partisi” koymadı.
O isim, bu partinin tarihine borcudur.
CHP,
işçinin sesidir,
emeklinin nefesidir,
çiftçinin ahıdır,
öğretmenin onurudur,
gençlerin umududur.
Ve en önemlisi…
CHP, hiçbir zaman “lider partisi” olmadı,
Her zaman “milletin partisi” olmaya çalıştı.
Atatürk’ün mirası da budur zaten:
Bir kişiye değil,
bir aileye değil,
bir zümreye değil…
Millete dayanan bir siyaset.
O yüzden CHP, yüz yıldır ayakta.
O yüzden CHP, her yenilgiden sonra da geri dönebildi.
Çünkü bu parti, bir kişinin değil, bir halkın partisidir.
Ve halkın partisi,
liderlerle değil,
halkla yaşar.