Allah düşmana vermesin.
Tarlayı sürerken yok.
Tohum alınırken yok.
Gübre alınırken yok.
Mazot alınırken yok.
İlaç alınırken yok.
Elektrik faturası gelince zaten ortadan kayboluyor.
Ama hasat zamanı…
Sanki köy kahvesinde düdüğü çalmışlar gibi geliyor.
— “Ben sizin ortağınızım.”
— “Yarısı benim.”
Çiftçi şaşırıyor.
“Ortak, hoş geldin de…
Tohumun parası ne olacak?
Gübrenin parası ne olacak?
Mazotun parası ne olacak?
İlacın parası ne olacak?
Elektrik faturası ne olacak?”
Ortak sakince cevap veriyor:
— “Orasını ben bilmem.”
Çiftçi yine soruyor:
“Peki ürünün fiyatı ne olacak?”
Ortak yine konuşuyor:
— “Onu da ben söylerim.
Beğenmezsen… ithal ederim.”
Çiftçi bir süre düşünüyor, sonra yine soruyor:
“İyi de ortak…
Tohum, gübre, ilaç, mazot, elektrik…
Bunların parasını ne yapacağız?”
Ortak bu sefer gururla konuşuyor:
— “Size kredi veriyorum.”
Kahvede bir sessizlik oluyor.
Bir çiftçi fısıldıyor:
“Duyan da sanır ki ortak cebinden veriyor…”
Öteki gülüyor:
“Bedava değil ki…
Faiziyle yine bize ödettiriyor.”
Zaten köyde durum belli.
Tarlalar bankada ipotekli.
Traktörler bankada ipotekli.
Çiftçi borcu ödeyemiyor.
Ama çare var!
Borcu ödemek için yeni borç alıyor.
Buna da köyde artık bir isim taktılar:
“Borç taklası.”
Çiftçi diyor ki:
“Bu gidişle biz çiftçi değil,
taklacı kuş olacağız.”
Bir borçtan öbür borca takla atıyoruz.
Ortak ise gayet rahat.
Elini arkaya bağlamış, tebessüm ederek şöyle diyor:
— “Siz rahat olun.”
— “Yüzünüzü nereye dönerseniz dönün…”
— “Arkanızda hep ben varım.”
Çiftçi birbirine bakıyor.
Birisi diyor ki:
“Yahu biz ortak değiliz galiba…”
Öteki cevap veriyor:
“Yok kardeşim… biz ortak falan değiliz.
Biz, ortak sandığımız ağanın marabasıymışız.”
Sonra televizyonu açıyorlar.
Birileri çıkmış konuşuyor:
“Çiftçinin traktörü var.” diyor.
Kahvede sessizlik oluyor.
Bir çiftçi öbürüne bakıyor:
“Biz ne yapacaktık?” diyor.
“Tarlayı atla mı sürecektik?”
Öteki cevap veriyor:
“Yok kardeşim, belli ki biz modern çiftçiyiz.
Traktör var…
Mazot yok.”
Bir başkası ekliyor:
“Tarla var…
Para yok.”
Bir diğeri diyor ki:
“Ürün var…
Fiyat yok.”
Ama ortak var.
Hem de her hasatta var.
Bizim ortak garip bir ortak.
Masrafa gelince görünmez oluyor.
Hasada gelince devlet töreniyle geliyor.
Sonunda kahvede biri şöyle diyor:
“Bu ülkede çiftçi artık buğday değil,
sabır ekiyor.”
Ama sabrın da bir sınırı var.
Çünkü bir gün çiftçi gerçekten soracak:
“Ortak mıyız biz…
yoksa sen ağa, biz maraba mıyız?”
İşte memleketin trajikomik hikâyesi bu.
Tarlayı süren çiftçi.
Masrafı yapan çiftçi.
Borcu ödeyen çiftçi.
Ama fiyatı belirleyen…
Bizim görünmez ortak.