Bizim Ağa Çok Düşünceli: Milleti Zorla Vejetaryen Yaptı

Bizim memleketin ağası var ya… Öyle her ağa gibi değil. Bu ağa çok ince düşünür. Bizim sağlığımızı düşünür.

Eskiden doktor derdi ki:
“Haftada iki gün et yiyin.”
Şimdi kasap diyor ki:
“Fotoğrafını çek, eve öyle git.”

Kıyma olmuş altınla yarışır,
Kuşbaşı mücevher niyetine,
Biftek desen banka kredisiyle.

Ama ağamız boşuna mı yapıyor bunu?
Hayır hayır…
Adam vizyoner.

Diyor ki:
“Bu millet çok et yiyor, kolesterol yükseliyor, kalp yoruluyor.”
Ne yapalım?
Et fiyatlarını yükseltelim,
Milleti mecburen vejetaryen yapalım!

Bak ne güzel sistem:

Emekliye zam yok,
Asgari ücretliye zam yok,
Ama ete bol zam var.

Niye?

Çünkü ağa diyor ki:
“Emekli et alırsa kalbi bozulur,
Asgari ücretli et yerse tansiyonu çıkar.
En iyisi hiç almasınlar, uzun yaşasınlar.”

Sağlık politikası bu!

Eskiden “koruyucu hekimlik” vardı,
Şimdi “koruyucu zam” var.

Kasap artık kasap değil,
Müze görevlisi.
Millet vitrine bakıyor:
“Bu bonfile hangi döneme ait?” diye.

Çocuk soruyor:
“Baba et neden yenmiyor?”
Baba diyor:
“Oğlum bu artık bayram yemeği,
Her gün yenirse kıymeti düşer.”

Halk arasında yeni diyet çıktı:

Kahvaltı: Zeytin – ekmek
Öğle: Hayal – umut
Akşam: Soğan – dua

Haftada bir de televizyon:
“Et tüketimini azaltın, sağlıklı yaşayın.”

Bak tesadüfe!

Hem maaş az,
Hem et pahalı,
Hem uzmanlar “yemeyin” diyor.

Ağa işi çözmüş.

Bir taşla üç kuş:

Zam vermiyor,
Et sattırmıyor,
Bir de “sağlığınızı düşünüyorum” diyor.

Ama bizim millet saf değil.

Biz biliyoruz:

Bu ülkede et pahalıysa,
Mesele sağlık değil,
Mesele sofradır.

Ve bir gün…

Kasap vitrininde sadece et değil,
Bu düzenin ayıbı da sergilenecek.

O gün gelince ağa diyecek ki:
“Ben sizin iyiliğinizi düşünmüştüm.”

Biz de diyeceğiz ki:

“Sağol ağa…
Ama biz tok yaşamak istiyorduk,
Uzun değil.”