Bir Çeşme Ne Kadar Önemli Olabilir?

Osmanlı Devleti sosyal yaşamı yakından ilgilendiren uygulamalara fazlaca önem atfetmiştir. Toplumun ihtiyaç duyduğu her alanda özellikle vakıflar etkili olmuş, belirli bir nakit ya da taşınmaz malı bu vakıflara vakfedenler sayesinde eğitim, sağlık, bayındırlık hizmetleri karşılanmıştır.

Vakıf sisteminin en önemli özelliği de aslında hem vakfeden hem de vakfedilen toplum ihtiyaçları için bir fayda sağlıyor oluşudur. Küçük bir miktarda olsa malını vakfeden birinin öldükten sonra bile adının dualarla anılmasına vesile olmakta, karşılanan bir ihtiyaç da belki yüzyıllar boyu bir topluma hizmet etmek adına var olmaktadır.

Bilindiği üzere su hayatın kaynağıdır. Hiçbir canlı için su olmadan yaşamak mümkün değildir. Basit gibi görünen çeşme kültürü de bu inançla oluşturulmuştur. Ve yüzyıllardan beri kendi coğrafyamızda varlığını sürdürmektedir. Dünya tarihinde ilk çeşme örneklerinin Anadolu topraklarında ortaya çıktığı bilinir. Bu da yine İslam dininin Türklere kazandırmış olduğu, sosyal yaşama katkı sunduğu kültürel bir unsurdur.

Çeşitli mimari özellik ve süslemelerle bezeli çeşmeler gün içinde yoldan geçen insanların en önemli ihtiyacını karşılamaktadır. Üstelik yalnızca insanlara hizmet etmez çeşmeler, susamış bir sokak hayvanının su ihtiyacına da cevap verir; bir kedinin, bir köpeğin, bir kuşun su ihtiyacını karşılar.

Basit gibi görünen çeşme kültürü aslında büyük bir misyona hizmet etmektedir. En başta da söylediğim gibi ‘’SU HAYATTIR’’ en nihayetinde. Hayat koşturmacasında pek de farkına varamadığımız, hemen elimizin altında bulunduğu için bu ihtiyaca çok da fazla anlam yüklemek zorunda kalmadığımız su ihtiyacı çeşme kültürüyle ‘’insana ve tüm canlılara hizmet’’ amacı taşımaktadır. Bu açıdan da medeniyetin geçmişten günümüze kadar ulaşan en önemli göstergesidir.

Eskişehir Odunpazarı bölgesinde Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşmış birçok çeşme örneğine rastlamak mümkün. Üzerindeki Osmanlıca yazılar ve kendi dönemine ait geleneksel mimari yapıları ile aslında bizlere birçok mesaj vermektedir bu çeşmeler. Şimdilerde çoğundan su bile akmıyor elbette. Günümüzde yalnızca tarihi bir eser olarak varlığını sürdürüyor ve Tarihi Odunpazarı evlerinin o hoş tarihi dokusuna hoş bir ayrıntı katıyor. Lakin insan sormadan da edemiyor: niçin günümüzde de bu eski kültürü yaşatma çabamız yok ya da olmuyor? Acaba hiçbir şey eski günlerdeki gibi olmadığı için mi bu mümkün değil?