Mutlak butlan kararı ve CHP Genel Merkezi’nin tahliye edilmesinin ardından kameraların karşısına çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayın yapılabilmesi için önce tedbir kararının kalkması gerektiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu kurultayı uzunca süre yapmamak için aklınca ‘cinlik’ yapıyor. Tedbir kararı kendisine değil, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e geldi. Alınan tedbir kararı onun kurultay yapmasına mani değil. YSK Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığına tanımıyor ki! ona mazbata vermedi. Kılıçdaroğlu mazbatası olmadan partiyi nasıl 1-1,5 yıl yönetmeyi düşünebiliyor. Özgür Özel çok güzel söylemiş. “Olağan ya da olağanüstü kurultay, yeni bir kurucu işlemdir. Dolayısıyla tedbir olması kurultay yapılmasına engel değildir. Mesele niyet meselesidir” diye. Kılıçdaroğlu’nun niyeti CHP’yi iktidara taşımak değil. Partiyi bölerek, AK Parti’yi eski şaşalı günlerine döndürmek için geldiği veya getirildiği her halinden belli oluyor.
MADEM HİLE VAR NEDEN KURULTAYDAN KAÇIYORSUNUZ?
13 seçim kaybetmesine rağmen ona destek olan partililere yaşattığı bu durum karşısında pes! diyorum. Atatürk’ün kurduğu partiye ihanet etmeyi nasıl kendine yakıştırabiliyor? Madem Kılıçdaroğlu ve avanesi kurultayda hile yapıldığını söylüyor. Peki neden kurultaydan kaçıyorlar. Dedikleri gibi hileyle kaybetmiş olsalar, yeni kongrede seçimi kazanırlardı. Onlar da biliyorlar. Kurultayda hile olmadığını, Özgür Özel’in bileğinin hakkıyla seçimi aldığını.
‘SEN NASIL BİZDEN FAZLA OY ALIRSIN’ DİYE ÖZEL’İ GENEL BAŞKANLIKTAN ETMEYE ÇALIŞIYORLAR
Bunların amaçları AK Parti iktidarına biat edip, anamuhalefet imkanlarından yararlanmayı sürdürmek. Hiçbir seçim kazanmadan saltanatlarına devam etmek. Bu saltanatlarının devamı için tabi ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hayal ettiği Anayasa’nın çıkarılmasına destek olacaklar. Türkiye’nin kurucu partisinin mazbatası olmayan bir Genel Başkan tarafından yönetilecek olması Türkiye demokrasi tarihine yüzkarası olarak geçecek. Kıytırık bir meslek odası seçiminde yapılmayanlar, Türkiye’nin en köklü partisine yapıldı. Önce 2024 yerel seçimlerinde Türkiye’de 1’nci olan partinin Cumhurbaşkanı adayını hapse attılar. Bu yetmedi. ‘Sen nasıl bizden fazla oy alırsın’ diye Saray’ın yargısını harekete geçirerek Özgür Özel’i Genel Başkanlıktan etmeye çalışıyorlar. Bunu da yaparken; CHP içinde kendilerine hizmet edecek Brutuslardan destek alıyorlar. Yaptıkları siyasi operasyonu; “parti içerisinde çekişme. Bizim dahlimiz yok” masalıyla anlatıyorlar. Okuduğunu anlayabilecek zekada olan insanlar bu masalı yer mi? Tabi ki hayır. Gerçek CHP’liler bu Brutuslara yüz vermeyip, Özgür Özel’e sonuna kadar sahip çıkmalılar. Yoksa ülkeyi kendilerine muhalif insan ve kurumları zulüm yaparak yönetenler; 24 yıldır hesap vermeden sürdürdükleri iktidarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle Özgür Özel’i de cezaevine atarlar. Buna da en çok Kılıçdaroğlu ve avanesi sevinir.
Türkiye Cumhuriyeti demokrasi açısından belki de en karanlık dönemini yaşıyor. Darbe yönetimleri tarafından yapılmayacak hukuksuzluk artık sıradanlaştı.
‘KARAKUŞU KADISI’ FIKRASI
Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklar ve adaletin ayaklar altına alındığını bir dönemde merhum Süleyman Demirel’in ‘Karakuşi Kadısı’ fıkrası aklıma geldi. Osmanlı döneminde, yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken, burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek duruyor. Karakuşi Kadı, fırıncıya ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: ‘Hani bizim ördek?’ diye sormuş. Fırıncı boynunu büküp ‘Uçtu’ deyince, iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarmış; korkusundan kaçmaya başlamış. Gayrimüslim vatandaş da peşinde koşuyor. Duvardan atlarken, öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmez mi! Kadın oracıkta düşük yapmış; kocası da fırıncının peşine düşmüş. Fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler, hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. Ördeğin sahibi, ‘Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikâyet etmiş. Kadı, fırıncıya sormuş: ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’ Fırıncı ‘Uçtu’ demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış: Ördeğin karşısında ‘Tayyar’ yazılı. “Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşın şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: ‘Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o Müslüman’ın tek gözü çıkarıla...’ Karakuşi Kadı, ‘Şimdi’ demiş, ‘Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.’ Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş. Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da, Karakuşi Kadı, ‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak’ diye hüküm kesmiş. Böyle olunca adam da, şikâyetini anında geri almış. Kadı Yahudi’ye sormuş: ‘Senin şikâyetin ne?' Yahudi ellerini açmış, ‘Ne diyeyim kadı efendi’ demiş. ‘Adaletinle bin yaşa sen, e mi !’ Merhum Süleyman Demirel fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek; “Ananı öpen, kadı ise, kime şikâyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu! Anladınız mı?” demişti.