Adliye Önünde Hukuk Değil Çavuşluk Yapıldı

Dün adliye önünde bir açıklama yapıldı. Ama açıklama hukuka mıydı, yoksa çavuşluk talimine mi, belli değil.

Mikrofon kuruldu, kameralar dizildi
ve sahneye Serhat Tunç çıktı.
Elinde ne vardı?
Mahkeme kararı yok.
Savcı mütalaası yok.
Hakim hükmü yok.

Ama çavuşta heves çoktu.

“Sayıştay 53 bulgu bulmuş” dedi.
E güzel…
Peki çavuş, devamı nerede?

Sayıştay bu bulguları sonuca bağladı mı?
Hayır.
Tepebaşı Belediyesi savunmasını verdi mi?
Verdi.

O zaman soralım:
Çavuş, sen adliye önünde neyin hükmünü dağıtıyorsun?

Sayıştay denetler.
Suç varsa dosyayı verir.
Savcı araştırır.
Hakim karar verir.

Ama çavuş bekleyememiş.
Demiş ki:
“Ben buradan yürürüm.”
“Adliye önü iyidir, devlet kokar.”
“Bir görünelim, hukuku da araya sıkıştıralım.”

İşte tam da burada mesele kopuyor.

Adliye önünde açıklama yapmak;
hukuka saygı değil,
hukuka parmak sallamaktır.

“Yargı bağımsızdır” deyip
yargının kapısında siyasi nutuk atmak,
ne demektir çavuş?

“İpler bizde” demenin
mikrofonlu versiyonu değil midir bu?

Tepebaşı Belediyesi ilk defa Sayıştay görmüyor.
20 yıldır görüyor.
Hem de bıkmadan, usanmadan.

CHP’li belediyeler bu ülkede
en çok denetlenen belediyelerdir.
Girdiler, çıktılar, baktılar, ölçtüler, biçtiler…
Sonuç?
Suç yok.

Şimdi “AKP döneminin Sayıştayı” bazı bulgular görmüş olabilir.
Olabilir.
Eyvallah.

Bizim de hesabını veremeyeceğimiz tek kuruş yok.
Bugüne kadar verdik,
bugün de veririz.

Ama çavuşun derdi hesap sormak değil.
Derdi hesaptan siyaset çıkarmak.

Denetimi beklemek değil,
denetimin önüne geçmek.

Çavuş, şunu iyi bil:
Tepebaşı halkı bu işleri yer mi?
Yemez.

Bu halk;
– Yapılan hizmeti bilir
– 20 yılda ilçenin nasıl nefes aldığını bilir
– Adliye önü şovuyla kandırılamayacağını bilir

O yüzden sen nöbetine devam et çavuş.
Kapıda bekle, mikrofonu parlat.

Bizim sınırımız
Tepebaşı halkının vicdanıyla çizilidir.

Boşuna uykusuz kalma.
Çünkü burada
ne çavuş hüküm verir,
ne de kamera karar yazar.

Hüküm hukuktan,
not halktan çıkar.