24 Yıldır İktidardasınız Şimdi Millete Akıl mı Soruyorsunuz?

Eskişehir siyasetinin “Kasabanın Şerifi” yine konuşmuş. Sayın Nebi Hatipoğlu, Özge Zaim’e verdiğiniz röportajda CHP’ye oy veren vatandaş üzerinden eğitim, akıl ve kültür tartışması açıyorsunuz. İşte orada duralım Sayın Şerif. Çünkü siz artık muhalefette değilsiniz. Mensubu olduğunuz parti yaklaşık 24 yıldır bu ülkeyi yönetiyor. O nedenle bugün vatandaşın aklını sorgulamadan önce, yönettiğiniz ülkenin karnesine bakmak gerekiyor.

24 yıl az zaman değildir.

Bir çocuk doğar, büyür, üniversiteyi bitirir, iş hayatına atılır.

Neredeyse bir nesildir iktidardasınız.

O hâlde gelin, CHP seçmeninin zekâsını değil, 24 yılın sonunda vatandaşın geldiği noktayı konuşalım.

Emekliye sorun.

“24 yılın sonunda geçinebiliyor musun?”

Asgari ücretliye sorun.

“Ay sonunu getirebiliyor musun?”

Gençlere sorun.

“Bir ev, bir araba alabileceğine inanıyor musun?”

Çiftçiye sorun.

“Ürettiğinden para kazanabiliyor musun?”

Esnafa sorun.

“Sabah dükkânı açarken siftahı mı düşünüyorsun, vergi ve Bağ-Kur’u mu?”

Sonra dönüp bu millete kimin akıllı, kimin kültürlü olduğunu anlatın.

---------

Sayın Hatipoğlu…

Bir iktidar 24 yılın sonunda hâlâ ülkenin sorunlarını anlatıyorsa artık insan ister istemez soruyor:

Peki bunları kim çözecekti?

Enflasyonu kim düşürecekti?

Emeklinin alım gücünü kim koruyacaktı?

Çiftçinin üretim maliyetini kim düşürecekti?

Gençlere işi kim sağlayacaktı?

Eğitimi kim düzeltecekti?

Adalete güveni kim güçlendirecekti?

Siz iktidarsınız.

Devletin bütçesini siz yönetiyorsunuz.

Bakanlıklar sizde.

Meclis çoğunluğu yıllarca sizdeydi.

Kararnameler sizden çıktı.

Ekonomi politikalarını siz belirlediniz.

Tarım politikasını siz uyguladınız.

Eğitim sistemini defalarca siz değiştirdiniz.

O hâlde başarının sahibi sizseniz, ortaya çıkan sorunların siyasi sorumluluğunu da başkasına bırakamazsınız.

İktidar olmak tam da bunun için vardır.

--------

Bir de çiftçinin karşısına çıkalım.

Çifteler’e gidelim.

Mahmudiye’ye gidelim.

Alpu’ya, Sivrihisar’a gidelim.

Bir köy kahvesinde oturalım.

Çiftçiye sormayalım hangi partiye oy verdiğini.

Başka bir şey soralım:

“24 yılın sonunda borcun azaldı mı?”

“Gelecek yıl tarlanı daha rahat ekebiliyor musun?”

“Çocuğuna çiftçiliği tavsiye ediyor musun?”

İşte gerçek kamuoyu araştırması budur.

Çiftçinin cevabını dinleyelim.

Sonra tarımın ne kadar başarılı olduğunu tartışırız.

------

Gençlerin yanına gidelim.

Üniversiteyi bitirmiş.

Diploması cebinde.

İş arıyor.

Mülakat düşünüyor.

Torpil konuşuyor.

Kira düşünüyor.

Evlenmeyi erteliyor.

Ev almak hayal…

Araba almak hesap işi…

Sonra o gence dönüp:

“Sen siyasetten anlamıyorsun” demek kolay.

Asıl zor olan şu soruya cevap vermektir:

Bu genç neden kendi ülkesinde geleceğini kurmakta zorlanıyor?

Yaklaşık 24 yıldır ülkeyi yöneten siyasi anlayışın milletvekiliyseniz, önce bunun cevabını vermelisiniz.

--------

Emekliye gidelim.

Bu ülkeye otuz, kırk yıl prim ödemiş.

Bugün markette etikete bakıyor.

Kasaba gidince gram hesabı yapıyor.

Torununa harçlık verirken düşünüyor.

Kirasını ödedikten sonra ayın geri kalanını hesaplıyor.

O insanın siyasi tercihine akıl vermeden önce sorun:

“Amca, bu ülkeye kırk yıl çalıştın; bugün sana verdiğimiz hayatı yeterli buluyor musun?”

Cevabını dinleyin.

Belki siyaset hakkında çok şey öğretir.

------

Ve gelelim meşhur “transfer” meselesine…

“Transferler kulüplerde olur, partilerde olmaz” diyorsunuz.

Söz güzel.

Ama hafıza da güzel bir şeydir Sayın Şerif.

Siz hangi partiden milletvekili seçildiniz?

İYİ Parti’den.

Bugün hangi partidesiniz?

AK Parti’de.

Sizin geçişiniz “Eskişehir’e hizmet” oluyorsa başkasının siyasi tercih değişikliğini küçümsemek olmaz.

İnsan parti değiştirebilir.

Fikir değiştirebilir.

Bunda tek başına ayıp yoktur.

Ama kendinize kullandığınız terazinin aynısını başkasına da kullanacaksınız.

Adalet önce orada başlar.

--------

Özgür Özel’i eleştirin.

YENİ Parti’yi eleştirin.

CHP’yi eleştirin.

Yanlışlarını bulun, yüzlerine vurun.

Siyasetin gereğidir.

Ama CHP’ye oy veren vatandaşın aklını, eğitimini ve kültürünü tartışmaya başladığınızda bizim de size sorma hakkımız doğar:

Madem siz bu kadar doğruyu biliyorsunuz, yaklaşık 24 yılın sonunda bu millet neden hâlâ geçim derdiyle boğuşuyor?

Çünkü iktidarın başarı ölçüsü muhalefete attığı laf değildir.

Emeklinin sofrasıdır.

Çiftçinin tarlasıdır.

Esnafın kasasıdır.

İşçinin maaşıdır.

Gencin geleceğe olan umududur.

Vatandaşın cebidir.

---------

Kasabanın Şerifi’ne son sözümüz de şu olsun:

Sayın Hatipoğlu…

Bu milletin zekâsını sınava sokmayın.

Millet sizi sınava sokar.

Soruları da çok basittir:

24 yıldır yönettiğiniz ülkede benim alım gücüm ne oldu?

Çocuğum neden gelecek kaygısı taşıyor?

Çiftçi neden borçlu?

Emekli neden hesap yapıyor?

Esnaf neden zorlanıyor?

Genç neden ev kurmaktan korkuyor?

Bunlara cevap verin.

Çünkü sandık günü vatandaşın önünde tek soru olacak:

“Yaklaşık 24 yıl yetki verdik. Sonunda bize nasıl bir Türkiye bıraktınız?”

İşte o sorunun cevabını ne CHP verir, ne YENİ Parti, ne de başka bir muhalefet partisi.

O hesabı, 24 yıldır ülkeyi yönetenler verir.

Ve unutmayın Sayın Şerif:

Muhalefeti küçümseyebilirsiniz.

Rakibinizi eleştirebilirsiniz.

Ama milleti küçümsemeyin.

Çünkü bu kasabada son sözü şerif söylemez.

Son sözü sandıkta millet söyler.