banner97
banner105
banner47

"Büyükşehir'lerin sıkıntılarını çözmeliyiz"

Büyükşehir belediyelerinin gelirlerindeki azalmayı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi örneğinden yola çıkarak değerlendiren Kabukcuoğlu, “Mart 2020'de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Maliye Bakanlığından 41 milyon lira ödenek almış iken takip eden aylarda ortalama 24,5 milyon Türk lirasına düşmüştür. İller Bankası payı Mart ayında 14 milyon lira iken takip eden aylarda düşmüş ve ortalama 10,5 milyon lira olmuştur. Öz gelirlerindeki azalma yüzde 60 civarındadır. Kiralama bedellerinde belli iskonto yanında genellikle kira alınmamıştır. Toplu taşımada yolcu sayısında yüzde 62 kadar azalma olmuştur. Eğitim, kültür, sanat ve spor faaliyetleri, tiyatro, opera, tematik parklar gelirlerinde de yüzde 85 kadar düşme olmuştur” dedi. Genel Kurul’a hitap eden Kabukcuoğlu, il hudutları içerisinde bütün vatandaşlara hizmet veren, yalnızca yol, çöp bertaraf etme tesisleri, yeşil alanlar, kenti içi trafik düzenlemesi değil, tüm köy, belde ve ilçelerin tarım ve hayvancılık hizmetlerinin geliştirilmesi gibi ekonomik çalışmaların da büyükşehir belediyelerinin sorumluluğunda olduğunun altını çizerek bazı önerilerde bulundu: “Belediyelerin genel bütçeden aldıkları paylar yetersizdir. Belediyelerin kamuya olan borçları, genel bütçe vergi gelirlerinden kesilmektedir. Belediyeler bu borçları ödemekte zorlanmaktadır. Bu borçlar ya affedilmelidir ya da yeniden yapılandırılmalıdır. 2464 sayılı Kanun hava gazından belediyelere pay vermektedir. Hava gazı üretimi artık kalktığına göre bunun yerine belediyeler doğal gazdan bir pay almalıdırlar. Belediyelerin telefon, teleks, fakstan aldıkları paydan başka internet ve cep telefonundan da pay almaları uygun olacaktır. Konaklama bedelinden belediyelere verilecek payla, çevre, yol ve park gibi şehirlerin ihtiyacı olan iyileştirilmeler sağlanacaktır. Toplu taşıma, belediyelerin ilin en ücra köşelerine yapmaları gereken hizmetlerdir. Bu önemli bir giderdir, getirisi çok küçüktür. Hiç olmazsa buradaki, akaryakıtlardaki KDV oranları kaldırılmalıdır. Köyden mahalleye dönüştürülen yerleşim yerleri tekrar eski köy tüzel kişiliğine dönüştürülmeli, köy tüzel kişiliğinin malları da iade edilmelidir. Anayasa'mızda üretimin artırılması ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesi sağlanmalıdır, bunu gerçekleştirirken belediyeler izne tabi olmadan, belediye meclisinin kararıyla yapmalıdırlar. Günümüzde belediyelerin böyle bir yetkisi maalesef yoktur. Kent yoksulluğunun önlenebilmesi için belediyelere mevzuatta imkân sağlanmalıdır. Belediyelerin, bünyelerinde çalıştırdığı işsizler, işsizliğin önlenmesinde önemli bir role sahiptir. İşsizliğin önlenmesinde belediyelere yardımcı olmalı, fırsat verilmelidir.” Çevre sağlığının gerçekleştirilebilmesi için atıkların, kanalizasyon giderlerinin toplanması, temiz içme suyunun temininin şart olduğunu, eğer kanalizasyon giderleri bertaraf edilmezse sağlıklı içme suyunun da temin edilemeyeceğini belirten Kabukcuoğlu, köylerin içme suyu ihtiyacının büyük oranda çözülmüş, ancak kanalizasyon sularının bertaraf edilmesinde hala eksiklikler olduğunu söyledikten sonra konuşmasına şöyle devam etti: “2018 rakamlarıyla 76 milyon nüfusuyla belediyelerin yüzde 99,4'ü içme ve kullanma suyu şebekesine sahiptir. Bu belediyelerimizin sadece 443 tanesinde arıtma tesisi bulunmaktadır. 2018 yılı verileriyle ülkemiz nüfusunun yüzde 91'inin kanalizasyon şebekesinden faydalanabildiğini görüyoruz. Bu orandan yola çıkarak diyebiliriz ki: Kanalizasyon hizmetleri dışında kalan yaklaşık 7,5 milyonluk bir nüfus vardır.Nüfus artışı, tarımsal faaliyetlerde artma, enerji üretiminde, sanayileşmede artma su niteliği ve niceliği üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Kuraklığın yaşandığı ortamda atık suların tekrar kullanılabilir hâle getirilmesi sadece biyolojik bir zorunluluk değildir, aynı zamanda bir fiziki ihtiyaçtır. Bu nedenle atık su arıtma tesisleri elzemdir ve yapılmalıdır. OECD Çevresel Performans İncelemeleri 2019 Raporu'na baktığımızda ülkemizde atık su toplama ağlarına ve arıtma tesislerine erişim artmış olsa da OECD ülkeleri arasında bu bakımdan son sıralarda yer almaktadır. Evsel atık suların yüzde 14'ü arıtılmadan deşarj edilirken sanayide bu oran yüzde 38'dir; zaten ırmakları, nehirleri görüyoruz” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol