banner97
banner47

İktidar ‘üvey evlat’ muamelesi yapıyor

CHP kent merkezinde yapılan yerel seçimlerde hep başarılı oluyor. Sizce bu başarıda Belediye Başkanlarının payı nedir?

Eskişehir’imiz Atatürk’ün izinde bir Cumhuriyet kenti olarak ün yaptı. Ve bununla hepimiz gurur duyuyoruz. Bunda Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başta olmak üzere hem merkezde, hem de taşrada belediye başkanlarımızın hemşerilerimizin talep ve beklentileri yönünde gerçekleştirdikleri bütün hizmetlerinin katkısı büyük. Gerek Yılmaz Hocamız, gerek Tepebaşı Belediye Başkanımız Dt. Ahmet Ataç, gerekse Odunpazarı Belediye Başkanımız Av. Kazım Kurt’un sosyal demokrat, halkçı belediyecilik anlayışıyla götürdükleri hizmetlerin payı fazla. Sadece onlar da değil, Mahmudiye Belediye Başkanımız İshak Gündoğan ve Han Belediye Başkanımız Erdal Şanlı Türkiye’de görülmedik belediyecilik yapıyor. İşte yerel yönetimlere örnek başarı sayesinde son seçimlerde Belediyeleri yönettiğimiz ilçelerde oylarımızı katlarken, Seyitgazi ve Alpu Belediyelerimizi de Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler kervanına kattık. Değerli Yılmaz Hocamız ve Belediye Başkanlarımız sadece yerel seçimlerde değil, Genel Seçimlerde de hem partimizin hem de mensubu olduğumuz Millet İttifakının hedeflerinin, ideallerinin, projelerinin halka anlatılmasında en büyük role sahiptir. Bu çalışmalar ve hizmetler önümüzdeki dönemde de Eskişehir’deki başarılarımızın en temel mimarı olacaktır.

CHP’nin Eskişehir ve Türkiye’deki konumunu nasıl görüyorsunuz?

Kurtuluş Savaşımızın, Cumhuriyetin kuruluşunun ve çok partili demokrasiye geçişin mimarı olan Cumhuriyet Halk Partimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin, Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet doğrultusunda ilerlemesi için ilk günkü heyecanla canla, başla çalışmaktadır. Bu mücadeleyi en alt kademedeki mahalle sorumlularımızdan, en tepedeki Genel Başkanımıza kadar tüm yol arkadaşlarımız yüreğinde hissetmektedir. Hedefimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümü olan 2023’te Cumhuriyetimizi tam demokrasi ile taçlandırmaktır. Partimizin Eskişehir’deki kıymetli emekçileri de bu inançla var güçleriyle çalışmaktadır, çalışacaktır.

CHP’nin kurulmasında rol oynadığı Millet İttifakı bundan sonra da devam edecek mi?

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun her fırsatta dile getirdiği gibi Türkiye’nin geleceği tam demokrasidedir, hukuk devletindedir. Ama bunun için büyük bir mücadele gerekmektedir. Önümüzdeki yol ayrımı çok açık. Demokrasi ile mi yönetileceğiz, yoksa tek adam anlayışı ile mi? İşte Millet İttifakı bu büyük sorun karışışında aralarında farklılıklar olsa da Türkiye’nin geleceği için aynı yöne bakan partilerin, oluşumların, hareketlerin bir araya gelmesiyle doğdu. Kısacası evlatlarımızın demokratik, özgür, bağımsız, barış ve kardeşlik içinde yaşayacağımız bir ülkede yetişmesini isteyen milyonlarca yurttaş adına bu ittifak oluşturuldu. Bu hedefe ulaşana kadar da devam etmesi hayati öneme sahiptir. Bu demokrasi ortaklığının bizler gibi düşünen politikacılarla, siyasetçilerle, emeklimizle, emekçimizle, esnafımızla, çiftçimizle, sanayicilerimizle, sanatçılarımızla bir arada yapabileceğimize inanıyoruz. Bu anlamda da Millet İttifakının ilerleyen dönemde de devam edeceğine, belki de büyüyerek devam edeceğine ve Türkiye’nin önünde yepyeni bir demokrasi yolu açacağına inanıyorum.

Eskişehir’in merkezi iktidardan hak ettiği hizmetleri aldığını düşünüyor musunuz?

Eskişehir Milletvekili olarak üç dönemdir parlamentoda şehrimizi, hemşerilerimizi temsil ediyorum. Üç dönemdir Eskişehir’imizin sorunlarını elimden geldiğince Meclis kürsüsünde dile getirmeye çalışıyorum. Çiftçilerimizin, emekçilerimizin, emeklilerimizin kısacası tüm hemşerilerimizin bana ilettikleri sorunların çözüme kavuşması için çalıştım, çalışmaya da devam edeceğim. Bu süreçte gözlemlediğim şudur; Eskişehir sanayicisi, çiftçisi, esnafı, işçisi ve genel olarak tüm Eskişehir AKP döneminde hak ettiği hizmetleri alamamıştır. Bunda AKP iktidarının, yerel yönetimler CHP’de olduğu için bu şehre yönelik uyguladığı ‘üvey evlat’ muamelesi yatmaktadır. Sırasıyla sayalım: Yaklaşık 20 yıllık iktidarlarında Eskişehir’e tek bir fabrika dahi açmayan bu iktidar bu şehrin en önemli Türkiye markası olan TÜLOMSAŞ’ı fiilen yok etti. Eskişehir’in ihtiyacı olan Güney Çevre Yolu, ölüm yoluna dönen Seyitgazi-Afyon ile Alpu-Mihallıçcık karayollarının yapımı için 20 yıldır en ufak bir girişimde bulunulmadı. Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan afetlerde, devletin afet fonları çiftçi ve esnaf için kullandırılırken, Eskişehir’e ikinci sınıf muamele reva görüldü. Bu iktidar Eskişehir’in doğasını, çevre ile iç içe yaşam dengesini de bozacak adımları atmaktan geri durmuyor. Tüm Eskişehirliler karşı olmasına rağmen hala Alpu’nun verimli ovalarına zehirli termik santrali yapmak istiyorlar. Sivrihisar’ımızda Kaymaz Beldemizin dibine siyanürlü atık göleti kuruyorlar. Eskişehirlilerin sağlığını hiçe sayıyorlar. Eskişehir’e hiçbir yatırım yapmadıkları gibi Eskişehir’in kendi öz kaynaklarını dahi gasp etmekten çekinmediler. Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin YÖK’e aktarılması için kanun teklifi getirildi. Anadolu Üniversitesi, bu Üniversiteden bölünerek bütçesiz bırakılan Eskişehir Teknik Üniversitesi ve hatta Eskişehir için harcanabilecek paraya devlet tarafından el konuldu.

Sizce Eskişehir’in en büyük sorunu ne?

Eskişehir’in en büyük sorunu Ankara’daki tek adam yönetiminin Eskişehir’de belediyelerimizi ve onların temsil ettiği yaklaşık 1 milyon yurttaşımızı hiçe sayan politikaları. Türkiye çok büyük bir salgınla mücadele içinde. Böylesine bir dönemde belediyelerimizin fakire fukaraya bir kap sıcak yemek veren aşevlerinin engellenmesi bunun en çarpıcı örneği. Eskişehir ile ilgili alınan kararlarda kente verilecek hizmetlerde Büyükşehir Belediyemiz, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerimiz ile diğer ilçe belediyelerimizle hiçbir zaman işbirliği yapılmaması şehrin en temel sorunlarından biridir. YHT’nin Eskişehir giriş ve çıkışlarındaki alt geçitleri, yeni stadyum, Millet Bahçesi, Şehir Hastanesi gibi projelerin tümü şehri yöneten yerel yönetimlerle işbirliği içinde yapılmadı ve sonuç olarak bu durum sürekli alt yapı sorunlarına yol açmakta. Benzer biçimde ülke kaynaklarından Eskişehir ya hiç pay alamamakta, ya da çok sınırlı pay alabilmektedir. Ama tüm bunlara rağmen Belediyelerimiz Eskişehir’imizin ve hemşerilerimizin taleplerinin karşılanması konusunda var gücüyle çalışmalarını sürdürüyor. Sizlerin aracılığıyla tüm belediyelerimize, belediye başkanlarımıza ve ekiplerine bir kez daha yürekten teşekkür ederim.

Eskişehir paydasında kentin diğer milletvekilleriyle görüş alışverişi yapıyor musunuz?

Sorunların çözümlenmesi konusunda aranızda bir birliktelik var mı? Şehrin seçilmiş milletvekilleri olarak CHP’si, AKP’si, MHP’si, İYİ Partisi hepimizin tek görevi elbette şehrimizin, hemşerilerimizin sorun ve taleplerine çözümler bulmak. Bu doğrultuda zaman zaman tüm milletvekilleri ile ikili temaslarımız oluyor. Hepimiz bir araya gelemesek de Eskişehir’imizin, yurttaşlarımızın yaşadığı sorunların çözümü için şehrin seçilmişleri olarak herkesin taşın altına eline koyması gerekir. İktidar kanadı üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, iktidar olanaklarını Eskişehir için seferber etmelidir. Hele ki böyle bir dönemde bu büyük bir ihtiyaçtır. Bizler muhalefet milletvekiliyiz demeden tüm kapıları tek tek çalmakta Eskişehir için atılması gereken adımları talep etmekteyiz.

Pandemi döneminde Eskişehir’de nasıl bir mücadele yürütüldü? Bu mücadeleyi yeterli görüyor musunuz?

Bu salgın dönemini Eskişehir diğer şehirlere göre görece daha iyi atlattı. Salgının şehrimizde daha az kayıpla atlatılıyor olması hepimiz için memnuniyet verici. Pandemide insanlarımızın sağlığı için özveriyle mücadele veren sağlık emekçilerimize minnettarız. Aynı şekilde kamu kurum ve kuruluşlarımıza ve bu süreçte bilinç ve duyarlılıkla hareket eden Eskişehir halkımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu süreç Eskişehir’de daha iyi yönetebilir miydi? Evet yönetilebilirdi. Pandemi sürecinin Eskişehir’imizde daha iyi yönetilmesi adına Eskişehir Valiliği ile görüşmelerde bulunduk. Hem eski Valimiz hem de yeni gelen Valimiz ile görüştük. Görüşmelerimizde iki şey istedik. Bunlardan ilki, Eskişehir’deki covid-19 vakalarının düzenli olarak, şeffaf bir şekilde Eskişehir halkı ile paylaşılmasıydı. İkincisi ise salgınla mücadele kapsamında oluşturulan pandemi kurullarına sağlık örgütlerinin temsilcilerinin da alınmasını istedik. Maalesef bugüne kadar bu iki talebimiz de karşılanmadı. Bu taleplerin karşılanmasının şehrimiz adına sürecin daha iyi yönetilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Eskişehir’de hem merkezde hem de taşrada belediyelerimizin tüm kaynaklarını salgınla mücadele için seferber etmesi salgından görece daha az etkilenmemize katkı sağlamıştır. Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz ile Odunpazarı Belediyemizin Aşevi hesaplarına iktidar tarafından el konulmasına rağmen belediyelerimiz ihtiyaç sahibi yurttaşlarımıza bir kap sıcak yemek götürebilmek için var gücü ile çalışmalarını sürdürdü. Sürdürmeye de devam etmekte. Halk Ekmek günde 60 binin üzerinde ekmek üretimi yapıyor. Alo 153 çağrı merkezi Eskişehirlilere destek için hizmet veriyor. Binlerce yurttaşımıza sıcak yemek on binlerce yurttaşımıza ise erzak kolisi ulaştıran belediyelerimiz, kamu kurum ve kuruluşlara dezenfektan temizliğinin yanı sıra belediyelerin imkanları ile ürettikleri maskeler ile de devletin dağıtamadığı maskeyi yurttaşlarımıza ulaştırmayı başardı. Pandemi tamamen sona erene kadar da belediyelerimiz bu hizmetleri aksatmadan yurttaşlarımızın bu süreci en hafif şekilde atlatmaları için var güçleriyle çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.

Pandemi nedeniyle esnaf, tüccar ve sanayiciye verilen destekleri yeterli buluyor musunuz?

Ülkemiz zaten ekonomik olarak bir krizin içinden geçmekteydi. Bu salgın ekonomiyi daha çok vurdu. Salgınla mücadele kapsamında ilan edilen plansız sokağa çıkma yasağı ile iş yerleri kapandı, uzun süre iş yapamadı. Kahvehaneci esnafımız, lokantalar, tuhafiyeciler, bakkallar, kafeler bu süreçten en çok etkilenen kesimlerin başında geliyor. Şehrimizde salgından etkilenen esnafımız ve onların temsilcileri ile gerçekleştirdiğim görüşmeler sonrasında Eskişehir’de salgından etkilenen esnaf raporumuzu hazırladık. Eskişehir’de iş yapamaz hale gelen esnaf faturalarını, kirasını ödeyemedi. Yanında çalıştırdığı personelini işten çıkarmak zorunda kaldı, dükkanını kapadı. Şehrimizdeki üç üniversitenin salgınla mücadele kapsamında aldığı online eğitim kararı da maalesef Eskişehir’deki esnaf ve işletme sahiplerini etkiledi. Üniversitelerimize yakın mahallelerde kafeler, lokantalar, berberler, apartlar iş yapamaz duruma geldi. Bölgede bulunan apartların çoğu öğrenciler gelmediği için boş kaldı, kapanma kararı aldı. Gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonrasında esnafımızın, tüccarımızın, işletme sahiplerinin, iş insanımızın taleplerini ülkeyi yönetenlerin gündemine getirdik. Esnafımıza kira desteği, elektrik, gaz, su fatura desteği istedik. Esnafımız için sicil affı çıkaralım dedik, stopaj vergisini kaldıralım dedik. Devlet bu süreçte esnafımıza kredi desteği veriyoruz diyerek, onları borçlandırmaya gitti. Eylül ayı itibarıyla bu kredilerin ödemesi geldi. Ama esnafımızın bu kredileri ödeyecek gücü yok. Maalesef borcu borç ile kapatmaya çalışıyor. Hem Eskişehir’de hem de Türkiye’nin dört bir yanında esnafımızın, tüccarımızın, sanayicilerimizin talepleri bir an önce karşılanmalıdır.

Eskişehirspor’un geleceği için ne düşünüyorsunuz?

Eskişehirspor’umuz muhteşem taraftarı ve cefakar oyuncularıyla her zaman Anadolu futboluna örnek olmuş, örnek olmaya da devam eden bir takım. Ne yazık ki hem bu salgın süreci, hem de takımın içinde bulunduğu ekonomik durum Eskişehirspor’umuzu zor duruma soktu. Ama hangi koşulda olursa olsun bizler Anadolu yıldızı Eskişehirspor’umuzun yanındayız, yanında olmaya da devam edeceğiz. Türk futbolunda yer edinmiş, 1965’ten bu yana taraflı tarafsız çok sayıda futbolseverin sempatisini kazanmış bir kulüp şehrin önde gelenleri yanında olmayı sürdürmeliyiz. Hem kulüp, hem vefakar taraftarımız, hem de Eskişehirliler Eskişehirspor’umuz için destek bekliyor. İktidar muhalefet hep birlikte Eskişehirspor’umuza destek olalım. 

Beş yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndesiniz. Meclis Genel Kurulu ve komisyonlarda Eskişehir ve Eskişehirliler için neler yaptınız?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde seçildiğim günden bu yana Eskişehirli hemşerilerimizin omuzumuza verdiği sorumluluk bilinci ile hareket etmeye gayret gösteriyorum. Gerek Genel Kurul’da gerekse komisyonlarda, kanunlar görüşülürken Eskişehirli hemşerilerimizin, esnafımızın, çiftçimizin, emeklisinin, girişimcilerimizin, sanayicilerinin ihtiyaçlarını hükümet organlarının dikkatine getirmeye çıkarılan kanunlarda bu taleplerin karşılanmasını sağlamak için mücadele veriyorum. TBMM Genel Kurulu’nda; bazen alın terinin karşılığını alamayan pancar çiftçimizin, bazen TÜLOMSAŞ işçilerimiz, bazen siftahsız kepenk kapatan esnafımız, bazen devletin ağır ihmali nedeniyle göz göre göre katledilen kadınlarımızın, bazen Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı tarikatların tuzağına düşme riski ile karşı karşıya olan yavrularımızın ve onların çare arayan ailelerinin, bazen onlarca defa girdikleri mülakata rağmen partizanca tutum nedeniyle işe alınmayan gençlerimizin, bazen Emeklilikte Yaşa Takılanların, atanamayan öğretenlerimizin, kanunla verilen hakları gasp edilmek istenen milyonlarca engellimizin, gurbetçilerimizin, inşaat işçilerimizin, yediden yetmişe tüm yurttaşlarımızın sesi olmaya çalıştım. Meclis mesaimin önemli bölümünü hem ulusal basın hem de Eskişehir’imizin de içinde yer aldığı yerel basının koşullarının iyileşmesi için harcadım. Üyesi olduğum Dışişleri Komisyonu’nda da özellikle şehrimizin ayrılmaz parçası olan Kırım Türklerinin ve anavatanları Kırım’ın sıkıntılarını dertlerini Türkiye ve Dünya gündemine taşımak için mücadele veriyorum.

Siyaset dışındaki hobileriniz neler?

Siyaset dışında vakit buldukça yürüyüş yapmayı, konser ve tiyatrolara gitmeyi çok seviyorum. Eskişehir Senfoni Orkestramızın konserleri ile Şehir Tiyatroları’nda sergilenen oyunları vakit buldukça izlemeye çalışıyorum.

En son okuduğun kitap hangisidir?

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Metastaz kitabı. Hem Pehlivan’ın hem de Terkoğlu’nun bu kitapta ile FETÖ borsasının üzerine gittikleri için aylarca özgürlükleri çalındı, cezaevinde tutuldular. Tek umudumuz; Türkiye’nin artık yazısı, haberi, ifadesi nedeniyle gazetecilerin, yazarların, siyasetçilerin, akademisyenlerin, avukatların, hak savunucuların cezaevine konulmadığı bir ülke olmasıdır.

Size bazı isimler sayacağım. Bu isimleri birkaç kelimeyle tarif eder misiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Onurlu, fedakar ve dürüst, demokrasi ve hukuk devleti mücadelesinde hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen lider.

Yılmaz Büyükerşen: Atatürk’ü ve onun ilke ve inkılaplarını, Cumhuriyet’in ideallerini Türkiye’de en iyi özümseyen isim. Eskişehir’i kültürü, sanatı, şehirciliği ve özgürlük ortamıyla çağdaş bir dünya kenti yapan isim. Başarılı çalışmalarıyla sadece Türkiye değil, tüm dünyaya örnek.

Harun Karacan: ETO, TOBB ve TBMM’de Eskişehir’e katkıları oldu.

Prof. Dr. Nabi Avcı: Ben gazeteci, Nabi Bey Başbakan Başdanışmanı iken tanıştık. Saygı ve nezaketi hiçbir zaman ihmal etmez.

Dr. Jale Nur Süllü: Hem iletişim, hem de yerel yönetim tecrübesini şimdi Meclis’te ülkemiz için kullanıyor. Çok çalışkan, güler yüzlü, vefalı, güvenilir yol arkadaşım.

Prof.Dr. Emine Nur Günay: Siyasi rekabeti nezaketle yürütüyor. Avrupa Konseyi’nde de ülkemiz için önemli çalışmalara imza atıyor.

Dr. Arslan Kabukçuoğlu: Eskişehir’in sorunlarını ve çözüm yollarını Meclis’e taşıyan isimlerin başında geliyor.

Dt. Ahmet Ataç: Çocuklar, kadınlar, engelliler, yaşlılar yediden yetmişe tüm Tepebaşılılara özveri ile hizmet için çalışıyor.

Av. Kazım Kurt: İyi bir avukat olduğu kadar Odunpazarlı hemşerilerimize başarı ile hizmet veren Belediye Başkanımız.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol