banner198
banner205
banner47

"Türk Yunan Kültürü Dünyada En Yakın İki Kültür"

Sevgili Orhan Osman müzik piyasası sizi Buzuki Orhan olarak tanıyor. Ama yine de sizden duymak isteriz, Haberes okuyucularına kendinizden bahseder misiniz? Nerede doğdunuz? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Ailenizden bahseder misiniz bizlere?
Herkese selamlar sevgiler. Kendim aslen Yunanistan Batı Trakya Gümülcine’nin bir köyündenim Uysallı köyü. Almaya Duesseldorf 1976 doğumluyum. Çocukluğum renkli çalışarak ve üreterek daha çok geçti. Küçük yaşta müzikle tanışınca artık enstrüman oyun arkadaşınız oluyor. Farklı bir iç dünyanız oluyor istediğinizi kurabildiğiniz bir dünya. Sanat dünyasına girdiğiniz daha çabuk olgunluğa erişiyorsunuz. Benim öyle geçti harika yıllardı. Ailem çiftçi bizde tarımla çok uğraştık.

Müziğe ilginiz ne zaman başladı? Ailenizde müzik ile ilgilenenler var mıydı? Sizi yönlendiren birileri oldu mu?
Ailemde müzikle ilgilenen yoktu. Dayılarım biraz çalıyor amatör çapta ama profesyonel olmadı benden başka. Buzuki ile tanışmam 10 yaşımda oldu. Bir köy meydanında abiler oturuyorlardı birinin elinde buzuki vardı. Ben ilk orada dinlemiştim. Hatta elime alıp ters tutmuştum. Eve koşarak gittim ben enstrüman istiyorum demiştim. Ailemde yok çalgı malgı.  Git kendin yap dedi annem. Bende bir tahta parçası bir çamaşır ipi alıp güzel bir çalgı yapmıştım.

Buzuki Gitar ve bağlamanın karışımı bir enstrüman değil mi? Çalış tekniği bağlama ya da gitar ile örtüşür mü? Nasıl bir teknikle çalışmak lazım? Buzukide ilerlemenizi sağlayan ve müzikal yetkinliğinizin oluşmasına ve de gelişmesine katkısı olanlar kimlerdir?
Buzuki ve gitar aslında pozisyon olarak benziyorlar akor basabiliyorsunuz fakat tavır olarak çok farklı iki enstrüman. Gitar daha çok eşlik enstrümanı olarak kullanılır. Buzuki solist bir enstrüman. Bu işin en efsane isimleri, Manolis Hiotis, buzukinin modern çalınışına çok ciddi katkısı olmuştur. Üç telli olan buzukiye bir tel ekleyip 4 telli yapmıştır. Ve stil geliştirmiştir Manolis Hiotis. Ardından Georgeos Zambetas daha klasik bir stil geliştirdi. Daha çok Yunan kokan tınılar da çalardı. Manolis Hiotis caz ve Latin karışımı. Gannis Paleologou da Anadolu formunda bir buzuki çalım tarzını ortaya koymuştur. Bunlardan beslendim hep.

“Coffee and Buzuki’’ dünyada ilk çıkan Buzuki plağı değil mi? Böyle bir çalışma yapma fikri nasıl oluştu? Plak piyasaya çıkana kadar süreç nasıl gelişti?
Piyasada uzun zamandır çalıyorum. Birçok prodüksiyonda eşlik ettim ve şunu fark ettim; dünyada buzuki enstrümantal plağı yoktu. Ve hep rakı ile özleştirme yaparlar. Bende rakı olmasın kahve tadında bir plak yapacağım dedim. Kahve eşliğinde besteledim çoğunu. Böylece Coffe and Bouzouki plağı doğmuş oldu koleksiyon plağı olarak zaten yerini aldı.

Türk ve Yunan müzik kültürünün ortak yönlerinden bahseder misiniz? Bu iki ortak kültürde Buzukinin yeri nerededir?
Türk Yunan kültürü dünyadaki en yakın iki kültür din hariç her şey aynıdır. Çok ortak şarkılarımız var. Yemeklerimiz duygularımız da aynı. Yunan müziğinde zaten hep buzuki önde olan bir enstrümandı. Türkiye’de benimle buzuki daha da sevildi. Birçok kişi çalış tarzımdan dolayı buzukiye başladı. Bununla ilgili çok öğrencim de oldu ve hala devam ediyorlar.

Ülkemizde Buzukiye ilgi nasıl sizce? Bunda sizin etkinizin olduğunu söyleyebilir miyiz?
Ülkede buzukiyi iyi tanıttım. Sebebi şu sadece; taverna kültüründe çalmadım. Rock caz Balkan Latin fasıl vs. gibi çok ayrı ve değerli insanlarla çalışma fırsatını buldum. Farklı kitlelere buzukiyi dinletme fırsatını buldum.  Yolun başındayız hala.

Bizlere albümlerinizden bahseder misiniz? Kimlerle çalıştınız? Ne tür çalışmalara yer verdiniz? Kendi besteleriniz var mıydı?
Devri Alem ilk albümüm Gökkuşağı MazidenKolik, İstanbul Rebetleri, Ne Lazım, Summer Party, Turkophony All Stars, Takvim Single, Yangın Yeri Single, Arabesk Dünya Single, Buzuki Harmanı, bunlar çalışmalarım. Yakında yeni single çıkacak ve düet olacak. Göknur Onur hanımla yapacağız. Eserin adı; “Bilemem” Müziğini besteledim sözünü Kemal Sunal’ın kardeşi Cemil Sunal yazdı. Çok güzel bir çalışma oldu. Türkiye’de Göksel Baktagir, Muammer Ketencioğlu, Nedim Nalbantoğlu bunlar vazgeçilmez benim için hayatımda önlemleri büyüktür. Bakış acımı da Dave Weckl ve Kai Eckhart dan aldım onlar bana bu işi çok daha ileri götürebileceğimin cesaretini verdiler.

Pandemi dönemini nasıl geçirdiniz? Bu zorlu süreçte neler yaptınız? Yeni besteler oldu mu? 
Pandemi hayatımızdan 2 yıl aldı. Çok büyük yara verdi. Bu nasıl düzelir bilemiyorum. Çok bestem var zaten 400 civarıydı. Yenileri ayrıca eklendi.

Bir müzik insanı olarak kendinizi nerede görüyorsunuz? Yapmak istediklerinizi ya da hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi? Kariyerinize bundan sonraki aşamada nasıl devam edeceksiniz?
Müziği yeni yeni anlamaya başladım 30 yıl sonra ve baktım ki çok çok başındayız bu işin yapılacak onarılacak o kadar çok şey var ki. Kendimi bir yerde görmüyorum ben kendi halinde yaşayan bir insanım. Amacım bu dünyadan ayrılırken güzel bir iki nota bırakabilmek ve arkamdan güzel sözleri evlatlarıma söylesinler. Ve mutlaka yetiştirdiğim öğrencilerim bu bayrağı daha ileri götürmeleri en büyük arzum ve isteğim.

Eskişehir’e hiç geldiniz mi? Pandemi sonrasında bir konser ya da turistik gezi planınız var mı? 
Eskişehir’e bir kez geldim konser amaçlı inşallah tekrar olur yine geliriz. Tüm Eskişehirli sanatsever dostlarımı sevgiyle 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol