banner189

Bugün Ramazan Bayramı. Tüm okurlarımızın bayramını şimdiden en içten dileklerimle kutluyorum.
ALIŞKANLIKLAR DEĞİŞİYOR
Bayramlar, aile ve toplumdaki birlik ve beraberlik duygularını pekiştirme de çok önemli günlerdir. Yıllardan beri hep “Nerede eski bayramlar” muhabbeti vardır. Herkes kendi çocukluğundaki bayramı özler. Kendisi sonrasındaki kuşaklarda yaşanılan bayramlarda yine aynı tadı alamamaktan yakınırlar. Ama bu konuda göz ardı edilen bir nokta var. Her yeni kuşakta insanların yaşam alışkanlıkları da gelişiyor. Teknoloji gelişiyor. Düşünceler değişiyor. Eskiden şehirlerarası yolculuklar çok zordu. Bugün şehirlerarası yolculuk yapmak kolaylaştı. Hızlı trenle, uçakla ve yeni otobüslerle konforlu bir ortamda yolculuk yapılabiliyor. Ülkeyi yönetenler her bayramda tatil günlerini birleştiriyor. Bundan dolayı kamuda çalışanlar 9-10 günlük tatiller yapabiliyor. Bu uzun tatillerde turizm sektöründe hareketlilik yaşanıyor. Vatandaşlar uzun bayram tatillerini güneyde 5 yıldızlı otellerde geçirmeye başladı. Bu da “Eski bayramlarda büyükler ziyaret edilirdi. Şimdi tatil olarak kullanılıyor. Çocuklar anne ve babalarının bayramlarını ziyaret ederek kutlardı. Şimdi telefonla arayarak kutluyorlar” eleştirilerine neden oluyor. (Pandemiden dolayı zaten son üç bayramdır sevdiklerimizi ziyaret edip, bayramlaşamıyoruz. Ancak otellerde yine bayram tatili yapabiliyoruz. Maddi durumu iyi olanlara sokağa çıkma yasağında beş yıldızlı otellerde doyasıya tatil yapma imkanı sunuluyor. Tatile gidecek parası olmayanlara de ‘Evine kapan’ deniliyor.)


 

YENİ BİR ŞEYİN ALINMASI
BÜYÜK BİR MUTLULUKTU
Herkes kendi çocukluğunun bayramlarını arıyor. Bu da çocuklar için bayramın aynı bir önemi olduğunu gözler önüne seriyor. Çocukluğumun en güzel yılları 1980’li yılların başında geçti.(1973 doğumluyum) O zamanlarda annelerimiz bayram temizliği ve hazırlıklarına bir hafta önceden başlardı. Tepsilerle baklavalar veya kadayıflar pişirilirdi. Bayram sonuna kadar fırınlar tatil olduğu için 4-5 günlük ekmek alınırdı. O yıllarda bayramda alınan bir çift ayakkabı biz çocukları sevindirirdi. Öyle marka düşkünlüğü kimsede yoktu. Ağabey ve ablasına küçük gelen elbise ve ayakkabılarla büyüyen biz çocuklar için kendilerine yeni bir şey alınması büyük mutluluktu. Evimizin tek kız çocuğu olan ablam arife günü gece yarısına kadar annemle bayram hazırlığı yapardı. Yorgunluktan canı çıkardı. Babayla birlikte bayram namazına gitmek de erkek çocukları için büyük mutluluktu. Evlerde anne babanın ellerini öptükten sonra hep beraber kahvaltı yapılırdı.
ESKİDEN KOMŞUYA
EMANET EDİLİRDİ
O yıllar da evler müstakil bahçeli tek katlı idi. Oyun oynanacak çok boş arsa vardı. Annemiz bize bir torba verirdi. Arkadaşlarımız ile birlikte tüm komşuları gezip, onların bayramlarını kutlardık. Onlarda torbamıza fıstık şeker koyarlardı. Çok azda olsa kenarları oyalı mendillerin içinde bayram harçlıkları da verenler olurdu. O parayla bakkaldan gazoz, gofret alırdık. Çok para toplanıldığı takdirde Adalar’daki lunaparka gider eğlenirdik. Yeni Sineması’nda karete filmi izlemeye giderdik. Şimdiki çocuklar ellerinde torba ile tüm sokağı dolaşarak şeker toplamıyor. Apartmanda büyüyen çocuklar sadece apartmanda tanıdıkları birkaç dairenin zilini çalarak, bayram şekerlerini alabiliyor. Çünkü aileler olarak bizler buna izin vermiyoruz. Artık sokağımızda yaşayanlara güvenmiyoruz. Değil sokağımızdaki insanları, oturduğumuz apartmandaki üst komşumuzu tanımıyoruz. Annelerimiz bizi sokakta oynarken, komşularına emanet edip çarşıya gidebilirdi. Komşular sokaktaki tüm çocuklara kendi çocukları gibi bakardı. Sokakta herkes birbirini tanırdı. O yıllarda kimin hastası var, kimin sıkıntısı var bilinirdi. Hastası, cenazesi olan komşulara yemekler taşınırdı. Sokağa gelen yabancı insan hemen fark edilirdi.
ONLARIN EKSİKLİĞİ
HÜZÜN VERİYOR
Her evde telefon yoktu. Bizim evimizde de telefon yoktu. Akrabalarımızı, dostlarımızı telefonla değil, ziyaret ederek bayramlarını kutlardık. Eskiden Adalar civarında çok sayıda kartpostal satıcısı vardı. Birbirinden güzel doğa manzaraları, futbol takımı oyuncularının resimleri, sinema ve müzik dünyasının yıldızlarının fotoğraflarının olduğu kartpostallar büyük ilgi görürdü. Herkes yakınlarına, başka şehirlerde yaşayan dostlarına kartpostallar göndererek, bayramlarını kutlardı. Şimdi onların yerini cep telefonuyla gönderilen SMS’ler aldı. Annemi 2006 yılının 3 Ekim’inde kaybettim. Babam da 3 Mayıs 2013’te vefat etti. Onları kaybettikten sonra anne ve babanın değerlerini daha iyi anlıyorsun. Özellikle bayramlarda onların eksikliği insana hüzün veriyor. Bayram ziyaretinde çaldığınız kapının arkasında anne ve babanızın olması çok güzeldir. Bayram tatiline gidecek olsanız bile yolculuğa çıkmadan anne babanızın ellerini öpüp, hayır dualarını almaya çalışınız. Bunu her bayram ertelerseniz bir gün vakit çok geç olabilir…

/////////////////////////////

/////////////////////////////

DÜNYA TARİHİ

Balon Alan Alman Küçük Kız

Yıl 1935. 86 yıl öncesine ait tarihi fotoğrafta balon alan Alman küçük kız görülüyor.

/////////////////////////////

UNUTULMAZ REPLİKLER

“Eğer sözler soluk, soluk da cansa tek söz çıkmaz ağzımdan” Hamlet

/////////////////////////////

ÇİVİ

“Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz.” Victor Hugo

/////////////////////////////

FIKRA

Pazar Akşamı

Genç, güzel, üstelik oldukça dekolte kırmızı bir elbise giymiş bir kadın, Pazar akşamı gittiği bir Pub da, bara doğru yürür.
Barmene yaklaşır, elleri ile barmenin saçlarını okşayarak:
“Bu barın sahibi sen misin?” diye sorar.
“Hayır” der içi eriyen barmen, “Barın sahibi bizim patron…”
Genç kadın elini barmenin dudaklarına götürür ve öpmesine izin verir.
“Patrona bir söyleyeceğim vardı…”
Barmen resmen erimiştir. Kendinden geçmek üzereyken sorar :
“Neydi patrona söylemek istediğiniz ?”
Kadın gülümser:
“Kadınlar tuvaletinde ne tuvalet kağıdı var, ne sabun var, ne de havlu…”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol