banner224
banner47

Öğretmen borç batağında

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi, anket çalışmasının sonuçlarını açıkladı.  Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No'lu Şube Başkanı yapılan anket sonuçlarıyla ilgili şunları söyledi;

"Eğitim çalışanlarının ekonomik ve mesleki sorunları, yüz yüze eğitim süreçleri, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet ve toplu sözleşme sürecine ilişkin düşüncelerini de kapsayan anket çalışmasına 3-13 Kasım tarihleri arasında 13 bin 261 öğretmen katıldı. Bu çalışmanın amacı, eğitim çalışanlarının mevcut eğitim sistemi ve uygulamaları hakkında düşüncelerini, yaşanan sorunları ve Hükümetten, Milli Eğitim Bakanından beklentilerini ortaya koymaktır. Anketimiz başta Türk Eğitim-Sen’in internet sitesi olmak üzere beş ayrı internet sitesinde de yayınlandı.

Buna göre;

Ekonomiye ilişkin bulgular

Ankete katılan eğitimcilerin gıda masrafları 2000 TL ve üzerinde. Yüzde 19,8’i ek iş yapıyor. Yüzde 14,4’ü de kripto para ile ilgileniyor. Nedeni ise kripto parayı ek kaynak aracı olarak görmeleri.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %82,6’sı borcu olduğunu ifade ederken %17,4’ü ise borcu olmadığını belirtmiştir.

Borcu olduğunu ifade eden katılımcıların %36,7’si 100.001 TL’den fazla borcu olduğunu ifade etmiştir. %25,2’si 50.001-100.000 TL arası, %28,3’ü ise 10.001 ila 50.000 TL arasında borcu olduğunu belirtmiştir.

“Son zamlardan sonra sizi ekonomik olarak hangisi etkiledi?” sorusuna sırasıyla en çok; gıda fiyatları (%79,5), akaryakıt harcamaları (%53,4), elektrik/su/doğalgaz maliyetleri (%45,3), kredi ödemeleri (%29,2), kira ödemesi (%27,8) cevabı verilmiştir.

Öğretmenlerin %41,9’u haftada bir pazar/market alışverişi yaptığını belirtirken, %35,8’i ise haftada birden fazla yaptığını belirtmişlerdir.

Öğretmenlerin %81,6’sı pazar/market alışverişinde fiyatların çok pahalı olduğunu belirtirken %16,9’u ise pahalı olarak değerlendirmiştir.

Öğretmenlerin %35,9’u aylık gıda masraflarının 2.001 TL ve üzerinde olduğunu ifade ederken, %27,9’u 1.501-2.000 TL olduğunu belirtmiştir.

Öğretmenlerin büyük çoğunluğu (%72,2) fiyat artışlarının nedenini Türk Lirasının değer kaybetmesine bağlamaktadır. Daha sonra sırasıyla en çok; döviz fiyatlarındaki artış (%56,9), yetersiz yerli üretim ve dışa bağımlılık (%48,2) olarak sıralanmaktadır.

Öğretmenlerin %59,2’si evlerinin kendilerine ait olduğunu belirtirken, %33,8’i ise kirada oturduğunu, yüzde 7’si de ailesinin evi olduğunu ifade etmişlerdir. Kirada oturduğunu ifade eden öğretmenlerin %38,3’ü kiranın maaşının %21 ila %30’u arasında olduğunu belirtmiştir.

Katılımcıların %19,8’i ek iş yaptığını belirtmiştir. 2020 yılında yaptığımız aynı araştırmada öğretmenlerin % 14,1’i ek iş yaptığını belirtmişti. Ek iş yaptığını belirten katılımcıların %44,4’ü özel ders verdiğini belirtirken %24,5’i ise tarım ve hayvancılıkla uğraştığını, %9,3’ü ticaret/ticaret yaptığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %85,6’sı kripto para ile ilgilenmediğini belirtirken, %14,4’ü ilgilendiğini belirtmiştir. Kripto para ile ilgilendiğini belirten katılımcıların %78,9’u maaşlarının yetersizliği nedeniyle ek kaynak aracı olarak gördüğünü, %11,6’sı ise meraktan ilgilendiğini, %8,9’u sanal yatırımların ilgisini çektiğini belirtmiştir.

Katılımcıların %39,2’si salgın döneminde alım güçlerinin %31-50 oranında düştüğünü, %37,1’ise %51’den daha fazla düştüğünü belirtmiştir.

“Salgın döneminde herhangi bir yatırım yaptınız mı?” sorusuna katılımcıların %69,85’i borcu olduğu veya maaşının yetersiz olduğu için salgın döneminde herhangi bir yatırım yapamadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %1,8’i maaşına haciz konulduğunu belirtmiştir.

Yüz yüze eğitim sürecine ilişkin bulgular

Katılımcıların büyük kısmı salgının başladığı günden bugüne kadar en çok kaygı ve stres yaşıyor.

Katılımcıların %64,3’ü okullarında karantinaya alınan sınıfın olduğunu, %35,7’si ise karantinaya alınan sınıfın olmadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %36,8’i yüz yüze eğitim başladığından beri okullarında 5 ve üzeri sınıfın karantinaya alındığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %91,7’si karantinaya alınan sınıflarda uzaktan eğitimin devam ettiğini belirtmiştir.

Katılımcıların çoğunluğu yüz yüze eğitimde salgın açısından en çok sorun yaşadıkları konunun öğrenciler arasındaki fiziksel mesafenin sağlanamaması (%78,3) olduğunu belirtmişlerdir. Daha sonra en çok; temizlik ve güvenlik personelinin yetersizliği (%63,3), kalabalık sınıflar (%59,6), hijyen ürünlerinin yetersizliği (% 26,2) olarak sıralanmıştır.

Katılımcıların çoğunluğunun salgının başladığı günden bugüne kadar psikolojik olarak en fazla kaygı ve stres yaşadığı (%65) ortaya çıkmıştır. Daha sonra sırasıyla en çok; motivasyon kaybı (%50), öğrencilerle iletişimde zorluk (%36) uykusuzluk/fazla uyku hali (%32), yeme bozuklukları (%21), anksiyete yani kaygı bozukluğu (%16), ani öfke patlamaları (%16) gibi sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştır.

“Çocukların okula gidememesi, uzaktan eğitim ve tam kapanmalar nedeniyle öğrenciler açısından gözlemlediğiniz sorunlar nelerdir?” sorusunu da yönelttik. Buna göre katılımcıların vurguladığı hususlar sırasıyla en çok; öğrenme kayıplarının olması (%20,67), dikkat ve motivasyon eksikliği (%17,66) ve okula karşı isteksizlik (%17,07)’dir.

Katılımcıların %94,75’i aşı yaptırdığını belirtmiştir. Aşı yaptırmayan katılımcıların ise %78’i düzenli olarak PCR testi yaptırmadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %38’i okulda öğretmenlere PCR testi denetimi yapıldığını, %35’i ise yapılmadığını söylerken, %27’si de “Okuldaki tüm öğretmenler aşı yaptırdı” cevabını vermiştir.

Katılımcıların %86,8’i yüz yüze eğitim başladığından beri covide yakalanmadığını belirtirken, %13,2’si yakalandığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %42,4’ü öğrencilere pilot illerde uygulanan PCR testi uygulamasını desteklediğini belirtirken, %31,5’i desteklemediğini ifade etmiştir. %26,1’de “kararsızım” cevabını vermiştir.

Öğretmenlerin Mesleki Sorunlarına İlişkin Bulgular

Araştırmaya katılan katılımcılar öğretmenlik mesleğiyle ilgili yaşanılan en olumsuz durum olarak %88,8 oranıyla mesleğin değer görmemesi ve saygınlığını kaybetmesini ifade etmişlerdir. Daha sonra sırasıyla en çok; ücret ve özlük hakları olarak diğer ülkelerdeki meslektaşlarından daha geri bir noktada olmak (%81,4) ve liyakatsizlik, kadrolaşma (% 46,2) olarak ifade edilmiştir.

Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarında en çok liyakatsizlikten şikayetçiler.

Katılımcıların %58,4’ü Bakanlık merkez teşkilatında en çok yaşadıkları sorun olarak liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir. %14,4’ü ise hiçbir sorun yaşamadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %52,52’si il/ilçe müdürlüklerinde en çok yaşadıkları sorun olarak liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir. %22,24’ü ise hiçbir sorun yaşamadığını ifade etmiştir.

“Okulunuzda/kurumunuzda en çok sorun yaşadığınız konu hangisidir?” sorusuna katılımcıların %48,76’sı okullarında hiçbir sorun yaşamadığını ifade ederken, %28,65’i ise liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir.

Katılımcıların %93,8’i herhangi bir sendika üyesi olduğunu ifade ederken, %6,2’si ise üye olmadığını belirtmiştir.

Katılımcıların yüzde 32’si kurumunda sendikal ayrımcılığa veya siyasi, ideolojik baskıya maruz kaldığını ifade etmiştir.

Öğretmenler mülakata karşı.

Yüzde 38,6’sı mesleki tükenmişlik yapıyor, yüzde 36,9’u ise kısmen mesleki tükenmişlik yaşıyor.

Katılımcıların %93,2’si MEB’e bağlı herhangi bir kadro için mülakat uygulamasının uygulanmasını uygun bulmamaktadır. Mülakat uygulamasının uygun olmadığını ifade eden katılımcıların en çok vurguladıkları gerekçe yandaş kayırma yapılması (%,77,6), adaletsiz uygulamaya yol açması (%75,6) ve hak gaspı (%55,6) olarak ifade etmişlerdir.

Katılımcıların %39,2’si proje okullarına yönetici ve öğretmen atamasının nasıl yapılması gerektiği ile ilgili mülakatın olmadığı bir ölçme ve değerlendirme sisteminin olması gerektiğini ifade ederken, %27,2’si ise MEB öğretmen atama yer değiştirme ve yönetici atama yönetmeliğine bağlı olarak yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Katılımcıların %38,6’sı mesleki tükenmişlik yaşadığını ifade ederken, %24,5’i yaşamadığını, %36,9’u ise kısmen yaşadığını belirtmiştir.

Mesleki tükenmişlik yaşayan katılımcılar bu durumun nedeni olarak en sık vurguladıkları noktalar maaşların yetersizliği, öğretmene değer verilmemesi ve öğrenci/veli tutum ve davranışları olarak ortaya çıkmıştır.

Öğretmenlerin mesleki imajla ilgili sorunlarına yönelik bulgular

Ankete katılanlar öğretmenlik mesleğinin toplum tarafından saygın bir meslek olarak görülmediği görüşünde. Onlara göre mesleğin itibarını artırmak en çok siyasilerin elinde.

Katılımcıların %69,3’ü öğretmenlik mesleğinin toplum tarafından saygın bir meslek olarak görülmediğini düşünürken, %27,4’ü ise kısmen görüldüğünü ifade etmiştir. Mesleğin toplum tarafından saygın bir meslek olarak kabul edilmediğini düşünen katılımcıların en çok vurguladığı hususlar siyasilerin (%70,3), toplumun (%48,1) ve merkezi eğitim yöneticilerinin tutum ve davranışları (%42,7) olarak ortaya çıkmıştır.

Araştırmaya katılan katılımcıların büyük çoğunluğu mesleğin saygınlığını arttırmanın siyasilerin elinde olduğunu ifade ederken, büyük bir kısmı da merkezi eğitim yöneticilerinin elinde olduğunu vurgulamışlardır.

Katılımcıların %40,8’i öğretmenlerin mesleki imajına katkı sağlamak için MEB’in yapması gereken en önemli hususun Öğretmenlik Meslek Kanununun çıkarılması olduğunu ifade etmişlerdir.

Okullarda şiddet konusuna yönelik bulgular

Katılımcıların %27,7’si meslek hayatlarında en az bir defa şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Meslek hayatında en az bir kere şiddete maruz kalmış katılımcıların %51,5’i veliler, % 27,1’i il/ilçe okul yöneticisi, %16,1’i öğrenci, %4,1’i meslektaşı olan öğretmen, %1,1’i de hizmetli, memur tarafından şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir.

En çok maruz kaldıkları şiddet türünün ise sözlü şiddet (%58,5) olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu %21,2 ile psikolojik şiddet, %20 ile fiziksel şiddet, %0,3 ile cinsel şiddet takip etmektedir.

Toplu sözleşme görüşmelerine yönelik bulgular

Katılımcıların %81,4’ü toplu sözleşme görüşmelerinde imza atılan ücret artışlarının beklentilerini karşılama konusunda çok yetersiz kaldığını belirtmişlerdir. %15,5’i beklentilerini karşılamada yetersiz kaldığını ifade ederken, %2,6’sı ise kısmen yeterli, %0,5’i çok yeterli vurgusunu yapmıştır. Ücret artışının beklentilerini karşılamadığını ifade eden katılımcıların %39’u bu sorumluluğun yetkili konfederasyonda olduğunu, %33’ü ise Hükümette olduğunu ifade etmişlerdir.

3600 ek gösterge meselesinin çözümünün 2022 yılı sonuna bırakılması konusunda katılımcıların %35’i hiç memnun değilim, %13,7’si memnun değilim, %30,7’si kısmen memnunum, %14’ü memnunum, %6,5’i çok memnunum cevabı vermiştir. Bu sonuç ek gösterge konusunda ivedilikle adım atılmasının gerekli olduğunu göstermektedir.

Katılımcıların %7,9’u eş durumu mağduriyeti yaşadığını belirtmiştir. Eş mağduriyeti yaşadığını ifade eden katılımcıların %39,5’i bir yıldır, %18’i iki yıl, %12,5’i üç yıl, %5,8’i dört yıl ailesinden ayrı yaşadığını belirtirken, %24,2’si ise beş yıl ve üzeri ailesinden ayrı yaşadığını vurgulamıştır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun hala çıkarılmaması eksiklik olarak görülüyor.

Katılımcıların %94,4’ü Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılmamasını bir eksiklik olarak görürken %5,6’sı eksiklik olarak görmemektedir. Katılımcıların Öğretmenlik Meslek Kanunundan beklentileri en çok sırasıyla; öğretmenlik mesleğinin itibarını arttırıcı ve mesleğin statüsünün sağlam zemine kavuşturulmasına yönelik düzenlemeler ile öğretmenlerin mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ön plana çıkmaktadır.

Katılımcıların Hükümetten ve Milli Eğitim Bakanı’ndan beklentileri en çok sırasıyla; öğretmenlik mesleğinin saygınlığının geri kazandırılması (%71,7), öğretmenlerin ücret sorunlarının çözülmesi (%,58,1) 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi (%55,4) ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması (%40) olarak belirtilmiştir.

Türkiye’nin en büyük sorununu ekonomik sorunlar ve işsizlik olarak görüyorlar. Bunu kadrolaşma ve liyakatsizlik takip ediyor.

Katılımcıların %42,7’sine göre Türkiye’nin en büyük sorunu ekonomik sorunlar ve işsizlik olarak ifade edilmiştir. Bunu %18,6 ile kadrolaşma ve liyakatsizlik, %12,9 ile adaletsiz uygulamalar, % 9,4 ile eğitim alanında yaşanan sorunlar olarak belirtilmiştir.

Demografik Bilgiler

Ankete katılanların %66’sı erkek, %34’ü kadındır. Katılımcıların %5,9’u 1-5 yıl, %18,4’ü 6-10 yıl, %20,5’i 11-15 yıl, %15,8’i 16-20 yıl, %39,4’ü 21 yıl üzeri kıdeme sahiptir. Katılımcıların %96,2’i kadroludur. %3,9’u okul öncesinde, %30’u ilkokulda, %31’i ortaokulda, %31,5’i lisede görev yaparken, %3,6’sı diğer seçeneğini işaretlemiştir. Katılımcıların %87,4’ü evli, %12,6’sı bekârdır. %23,6’sının 1, %46,1’inin 2, %12,6’sının 3, %1,8’inin 4 ve üzerinde çocuğu vardır. %15,8’i ise çocuğu olmadığını belirtmiştir. Anketimiz eğitimcilerimizin yığınla sorun içinde boğuştuğunu göstermektedir. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 82,6’sının borcu olması, son zamlardan en çok gıda fiyatlarından etkilenmeleri, pazar/market alışverişlerinde fiyatların çok pahalı olduğunu belirtmeleri, fiyat artışlarının nedenini en çok Türk lirasının değer kaybetmesine bağlamaları çok önemli sonuçlardır. Ayrıca ek iş yapan öğretmenlerin geçen yıla oranla artarak yüzde 19,8’e yükselmesi, yüzde 14,4’ünün kripto para ile ilgilenmesi ve kripto parayı maaşların yetersizliği nedeniyle ek kaynak aracı olarak gördüklerini ifade etmeleri, salgın döneminde herhangi bir yatırım yapamamaları üzerinde düşünülmesi gereken hususlardır. Türkiye’nin en büyük sorununu ekonomik sorunlar ve işsizlik olarak ifade etmeleri de eğitimcilerin ekonomideki memnuniyetsizliğini net olarak ortaya koymaktadır. Öte yandan salgının psikolojik etkileri göz önüne alındığında bunun eğitim çalışanları ve öğrenciler üzerinde yıkıcı etkilere neden olduğu da anket çalışmamızda görülmüştür. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu mesleklerinin değer kaybettiğini ve saygınlıklarının azaldığını düşünürken, liyakatsiz yöneticilerin iş başında olmasından da çok rahatsızlardır. Eğitimciler mülakat uygulamasına karşı çıkarken, yaşadıkları mesleki tükenmişliğe dikkat çekmeleri de Mili Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde titizlikle çalışması gereken husustur. Okullarımızda şiddet olaylarının yüz yüze eğitimle birlikte artış gösterdiği göz önüne alındığında katılımcıların yüzde 27,7’sinin meslek hayatlarında en az bir defa şiddete maruz kaldığını ifade etmesi çok önemlidir. Öte yandan katılımcıların yüzde 94,4’ünün Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılmamasını büyük bir eksiklik olarak görmesi bu konuda harekete geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Cumhurbaşkanının 3600 ek gösterge meselesini önümüzdeki yılın sonuna kadar çözüme kavuşturmayı planladıklarını ifade etmesi ise öğretmenleri memnun etmemiştir. Çünkü öğretmenler bu konuda somut adım beklemekte, yine verilen sözlerin yerine getirilmeyeceğinden endişe etmektedir."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol