banner8

“Yapabilir miyim bilmiyorum? “Yapamazsın diyorlar.” 

- Ne düşündükleri bu kadar önemli mi gerçekten?

Kendine dön ve şunu söyle;“Yapabilirsin ve bunu göreceksin!”

Eflatun’un dediği gibi “İnsanın kendi kendini fethetmesi, zaferlerin en büyüğüdür.”

Özgüven; her birimizin geliştirmeyi istediği bir duygu bir oluş halidir. Çoğu zaman özgüveni dışarıdan gelen takdir, onay ve başarı ile geliştireceğimizi sanırız. Bu yüzden nasıl göründüğümüze, davrandığımıza ve algılandığımıza gereğinden fazla özen gösterip daha büyük bir gerginlik yaşarız. Oysa özgüven dünyada değil tam da içimizde güçlenen bir haldir. Diğer insanların senin hakkında ne söylediklerinden çok kendi düşüncelerine ve fikirlerine önem verip sahip çıkmalısın. Tabi ki bunları yaparken de fikirlerini araştırma demiyorum. Unutma kendini savunacak tek kişi sensin. Her gün aynada gördüğün kişiyi gerçekten tanıyor musun? Dış görünüşün belki yerinde peki ya içinde olup bitenler? Gücünün ve potansiyelinin farkında mısın? Fikrine önem veriyor musun? Sen en iyisi kendine şu soruyu sor; KENDİMİ TANIYOR MUYUM VE GÜVENİYOR MUYUM?

Özgüven kendimizi kabul etmek, değerimizi fark etmek ve kendimizi değersiz, yetersiz hissettiren düşünce kalıplarından uzaklaşmak demektir. Bir işe kalkıştığımızda “Peki ya başaramazsam? gibi bazı olumsuz düşünce kalıpları zihnimizde oluşmaya başladığında yapabileceğimize dair inancımızı da kaybederiz. Özgüvenimizi uyandırmak için böyle bir cümleyi hayatımızdan çıkartmak ve iç diyaloğumuzu yeniden yazmak gerekir. Bu gibi olumsuz düşünce kalıplarından uzaklaşıp, güzel olacağına inandığımızda her şey mümkün olabilir. Hiçbir insan yoktur ki bir şeyi isteyip başaramasın. Emin ol fikirlerin, adımların seni istediğin yere götürecektir.

Tabi ki isteklerimizin de bir ölçüsü olmalı. Makul, ulaşılabilir ve gerçekçi olmalı. Bunun yolu da kendimizi iyi tanımaktan geçer. Güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerimizin farkına varıp, üzerinde çalışarak potansiyelimizi ortaya çıkarabiliriz. Sadece biraz sabır, bolca deneme. Unutma ki sen farklısın. Tıpkı diğer insanlar gibi. Margaret Mead’in dediği gibi “Her şeyinle eşsiz olduğunu sakın unutma. Tıpkı diğer herkes gibi…”

Kişinin kendisine dair pozitif duyguları geliştirmesi ile özgüven duvarına en sağlam tuğlalarından birini koymuş olur. Özgüven zor kazanılan fakat kolay kaybedilen bir duygu durumudur. İç dünyamızı bir yapı olarak düşünelim. Bu yapıyı oluşturan en sağlam tuğlalardan birini çektiğimizde duvar çöker ve onu yeniden inşa etmek zaman alır. Bizi güvensiz hissettiren duyguların çoğu ise kendini tekrar eden eski olumsuz kalıplardan oluşmaktadır. Bunları keşfedip tanımladıkça ne kadar büyük bir kısmının otomatik olarak ortaya çıktığını, kendimize yönelen yorum, yargı, saldırı ve eski inançların olduğunu fark etmeye başlarız. Bu düşünce yığınından kurtulursak eğer kendimize olan güvenimiz de artar.

Fark etmek özgürleşmeye giden yoldur. Kendi dönüşümünün en büyük sırrıdır. Kendini dinlediğinde hangi düşüncelerin sende sık belirdiğini fark edersin. Tüm bu düşünce yığınının ardındaki sakin alanı bulduğunda gerçek alanın parlamaya başlar. Gerçek olmayan her şey yavaş yavaş çözülür ve gücünü yitirir. Kendine dair olumsuz görüş ve yorumlarının gerçek olmadığını fark edersin. Çoğu zaman baktığında ise hiçbiri gerçeklik taşımıyor. Sen o inandığın kurguladığın gelecek planları değilsin. Söylenenden çok senin kendini nasıl cevapladığın önemli. Kendine söylediğin olumsuz düşünce kalıplarını bırak. Sen olduğuna inandığın sıfatlarla kısıtlı değilsin. Kendine dair olumsuz hikayelere takılma. Her an yeni seçimler yapabilirsin… Potansiyelini ve gücünü keşfederek farkındalığını kazanabilirsin…

Farkındalığını kazandığında ve kendini olduğun gibi kabullendiğinde kendine inancın ve güvenin artar. Her şeye kendini severek başlamalısın. Çünkü özgüven ve öz sevgi bir bütündür. Kişinin kendisi ve çevresi ile barışık olmasını ve değerli hissetmesini sağlar.

Kendimizi sevmek deyince bunu kişisel gelişimin klişesi gibi algılayabiliriz. Çoğunlukla kendini beğenmek ile özsaygı karıştırılabiliyor. Kendimizi sevmeye önce kendimizi görerek başlarız. Bunun için ilk yapmamız gereken “yargısız tanıklık”tır. Kendi içimize döndüğümüzde zihnimizde bazı anılarımız, fikirlerimiz ve yorumlarımız beliriyor olabilir. Açık, yargısız, bir şekilde bakar, kendimiz ile ilgili olumsuz hikayelere kapılmamayı öğreniriz.

Bunları olumlu ya da olumsuz diye hiç yargılamadan izleyebiliriz. Tüm çeşitliliği ile bunlar bizim bahçemizdir. Tıpkı normal bir bahçede olduğu gibi kendiliğinden biten otlar, rengarenk çiçekler, sarmaşıklar ve meyve veren ağaçların da olduğu gibi. Bunların hepsi aynı bahçede. İşte iç dünyamızda, düşüncelerimizde böyle. Bazı düşünceler daha zorlayıcı ve ısrarcı olabildiği gibi bazı düşüncelerde daha hafif ve yüzeysel olabiliyor. Bahçemizi daha verimli, daha güzel hale getirmek bizim elimizde. Fakat öncelikle kendi bahçemizi sevmemiz gerekir. Bahçemize zarar veren bazı otları temizlemek, güçsüz olan sarmaşıkları daha güçlü hale getirmek ve çiçeklerimizi soldurmamak, ağaçlarımızda yetişen meyveleri görmek ve bahçemize sevgiyle bakmak gibi…

Kendimizi tanıma ve anlama fırsatı vermeliyiz. Kendi ihtiyaçlarımıza saygılı olmalı ve göz ardı etmemeliyiz. Gerektiğinde “hayır” demeyi bilmeli, çekindiğimiz ya da karşımızdakine değer verdiğimiz için kendimizden taviz vermemeliyiz. Önce kendimizi sahiplenmeliyiz ki başka insanlara da faydalı olalım. Bunu tıpkı uçaklarda oksijen maskesini ilk önce kendimize takmamız gerektiği gibi düşünebiliriz.

Her yaptığımız hatada kendimize kızmak ve sinirlenmek yerine yaptığımız hatalardan ne kazandığımıza odaklanmalıyız. Bir sonraki deneyimimizde mutlaka işe yarayacaktır.

İç sesini dinle dışarıdan ne söylendiği değil. Senin kendini nasıl tanımladığın önemli. Bunları fark ederek kendine nasıl davrandığını ya da kendini nasıl sınıflandırdığını göreceksin. Birçok var olduğuna inandığın ya da dışarıdan yüklediğin düşüncelerinin gerçek olmadığını fark edeceksin. Kendini önce olduğun gibi kabul edip güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini keşfedeceksin.

Sorumluluk duygusunu keşfet. Kendinden sorumlu olan sensin. Sorumluluk duygusu güven ve sevgi duygusunu verecektir. Kendini sevmek hayatın içinde en doğru adımdır. Kendinizi anlamalı ve değer vermelisiniz. Çünkü her canlı eşsiz bir enerji ile dünyaya gelmektedir. Kendinizi başkaları ile kıyaslamayın. Çünkü daima sizden farklı görünen birileri olacaktır. Onun için başkalarının idealleri için yaşamayı bırakın ve sahip olduğunuzu sevmeye geliştirmeye odaklanın. Çok sevdiğim bir sözü tam da burada paylaşmak isterim.” “BAŞKALARININ BAHÇESİNE HAYRANLIKLA BAKARKEN KENDİ ÇİÇEKLERİNE BAKMAYI UNUTMA.” Gerçekten güzel bir söz. Her bireyin kendine ait özellikleri vardır. Tıpkı özgün bir sanat eseri gibi. Yeter ki kendimizi fark edelim. Gerçek gücümüz daima oradadır. Olumsuz düşüncelere inanmayı bıraktığımızda zaten doğamızda var olan sevgi ortaya çıkar.

Bunu hep hatırlamak dileği ile özgüveniniz ve sevginiz daima sizinle olsun…

 SEVGİYLE KALIN…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol