banner8
banner45

Duyularımız ile kazandığımız deneyimler, geleceğimizi etkileyen duyguları yaratır. Birçoğumuz geleceğimizi hayatta yaşadığımız şeyler üzerine inşa ediyoruz. Yani sürekli aynı modelleri tekrar ediyoruz.

Değişim hayatımızda sürekli var olan bir şeydir. Doğa, içinde barındırdığı milyonlarca tür canlı ile birlikte durmaksızın değişim gösterir. Mevsimler değişiyor, gece güne dönüyor, kar suya, su buhara dönüşüyor. Hava bazen günlük güneşlik bazen yağmurlu ve kapalı oluyor. Her gün bize aynı gelse de doğada ufak tefekte olsa, birçok değişiklikler yaşanıyor. Doğanın kanunu gereği doğadaki canlıların hepsi varlıklarını değişebilme yeteneğine borçludur.Toplumsal değişimlerde doğa kanunlarına benzer. Biz istesek de istemesek de içinde bulunduğumuz koşullar bizi değişime zorlar. Ülkemizin ve dünyanın yaşadığı pandemi sürecini örnek gösterebiliriz. İçinde olduğumuz koşullar gereği günlük hayatımızda, iş hayatımızda ve birçok alanda değişimler meydana gelmiştir. Değişimlere ayak uydurmak bazı alışkanlıklarımızdan vaz geçmek demektir. Fakat çoğu insan değişen koşullara uyum göstermek yerine değişime direnç gösterir. Değişimi bazen de konfor alanımızı terk etmemek için reddederiz. Çünkü değişim bilinmezlik ve belirsizlik duygusu yaratır. İnsanları tedirgin eder. Bildiğimiz ve alıştığımız mevcut durumu değiştirmemek için bulunduğumuz alanın içerisinde kalmayı tercih eder bizi geliştirebilecek ve mutlu edecek bazı değişimlere kendimizi kapatırız. Düşmemek için yükselmemek, terkedilmemek için terk etmek, kaybetmemek için kazanmamak…buna benzer bazı seçimler biz farkında olmadan işliyor ve değişime olan direncimizi arttırıyor. Hayatınızda fiziksel, duygusal ya da maddi değişimler olmasını istiyorsak eğer, bir an önce harekete geçmeliyiz. Belli bir zaman dilimi içerisinde hepsini bir anda yapmamız mümkün olmayabilir. Değişime öncelikle sizi en kötü etkileyen durumu belirleyip ondan başlamanız daha doğru olur. Hedeflerinizi küçük ve başarılabilir parçalara bölün. Günlük, haftalık, aylık raporlamalar yapacağınız bir çizelge hazırlayın. Kendinize her gün değişmek için bir ödev verin ve bunu tamamlamaya özen gösterin. “Amacıma ulaşmak için bugün ne yaptım?” sorusunu kendinize her gün sorun. Bu konuya vakit ayırmaya çalışın ve güvendiğiniz kişiler ile bunları paylaşarak notlar tutun. Sorumluluklarınızı ve değişim konusundaki hedeflerinizi unutmayarak umutsuzluğa kapıldığınız noktalarda asla pes etmemelisiniz. Genelde umutsuzluk hissettiğimizde, başarısızlık duygusuna kapılırız. Aslında başarısızlık dediğimiz şey sadece hedefimize giden yoldaki duraklardır. Neleri değiştirmeliyim? Ne yaparsam daha iyi sonuç alabilirim? Şimdiye kadar izlediğim stratejide hangi tecrübeleri kazandım? Neleri yapmamalıyım? Gibi güçlü sorularla kendimize geribildirimlerde bulunabiliriz.

Kendi hayatımda bu aralar çok sık yaptığım ve faydasını gördüğüm “Boş Sayfa Çalışmasını” sizlerle de paylaşarak denemenizi tavsiye ederim. Öncelikle kendinize zaman ayırabileceğiniz bir süre yaratın. Bu zaman diliminde sizi uyaracak her türlü durumdan uzaklaşın. Telefonunuz kapalı olsun, sizinle iletişime geçebilecek kişiler yanınızda olmasın, dışardan herhangi bir gürültü ve ses gelmesin. Ortamda isterseniz sözsüz aynı ritimde çalan “new age” müziği olabilir. Bu durumdayken elinize kâğıt ve kalemi alın, kâğıdın en başına hayatınızda neyi değiştirmek istediğinizi etraflıca düşünün ve yazın. Kendinizi tamamen değiştirmek istediğiniz konuya odaklandırın. Her türlü düşünceyi kabul ederek aklınızdan geçen her şeyi kâğıda yazmaya çalışın. Çalışma sırasında eliniz hiç durmasın ve aklınızdan geçen her şeyi kâğıda aktarın. Eğer çalışmada durup düşünürseniz bilinçli zihniniz devrede demektir ve bu çalışmada tercih edilmemektedir. Zihninizin boşaldığını hissettiğinizde kâğıda yazdıklarınıza bakın. Olduğu gibi hepsini kabul edin. Yazdığınız cümleler içeresinde kendinize koyduğunuz engelleri, dirençleri saptamaya çalışın. İçinde kendi pozitif kaynaklarınızı da bulabilirsiniz. Dirençlerinizi ayrı bir kâğıda yazarak karşılarına bunları aşmak için nasıl pozitif düşüneceğinizi yazın ve kabul edin. Bizleri engelleyen en önemli dirençler korkularımız ve çekincelerimizdir. Korkularımız ile yüzleşmedikçe seviye atlayamayız ve kısırdöngü içerisinde aynı modellerle hayatımıza devam ederiz. Her türlü kuşkunun başarıyı yok ettiğini biliyoruz. Kendi içimize dönüp şu soruları soralım “Beni hedefime götürmekten alıkoyan hangi korkulara sahibim?”, “Bu değişim bana ne gibi avantajlar sağlayacak?”, “Değişimden nasıl etkileneceğim ve bana sağlayacağı dezavantajlar neler olacak?”, “Dezavantajlarımı nasıl en aza indirebilirim ve bunun için sahip olduğum kaynaklarım nelerdir?” gibi güçlü sorular sorarak aklınıza gelen ilk cevabı yakalamaya çalışın ve bunların gerçekçi olup olmadığına karar verin. Aslında hemen her türlü korku zihnimizin bizi korumak için yarattığı bir illüzyondur. Bu çalışma bizim kendi gerçeklerimizi, inanç kalıplarımızı ve dirençlerimizi fark etmemizi sağlamada yardımcı olabilir.  Direnç ortadan kalkmadan değişimi gerçekleştirmek mümkün olmaz. Değişimi yönetmek için öncelikle   değişime karşı direncin arkasındaki nedenleri anlayıp bunlarla ilgili inanç kalıplarımızı kırmalı ve yenilerini yaratabilmeliyiz. Kısacası kendi zihnimizin patronu olmayı başarmamız gerekir. Değişimin neden bu kadar zor olduğunu düşünüyoruz? Kısa vadeli, arzu ettiğimiz gerçek değişim gerçekleşmeden toz olup giden değişimden bahsetmiyorum, uzun vadeli gerçek değişimden bahsediyorum. Arzu ettiğimiz değişim ister kilo vermek olsun ister spor yapmak olsun, alışkanlıklarımız, bağımlılıklarımı ya da başka şeyler olsun davranışlarımızı değiştirmeye çalışmak herhangi birimizin yapmakta zorlandığı en zor işlerden biri.

  Albert Einstein’ın çok sevdiğim bir sözü var “Delilik her gün aynı şeyleri yapıp, farklı şeyler beklemektir.”  İnsanlar zamanının çoğunu dış dünyadaki bilinen koşullara tepki göstererek geçiriyor. Örneğin; hep aynı insanlarla zamanını geçirmek, hep aynı yere gitmek, güne aynı şekilde başlayıp aynı şekilde bitirmek ve tekrar tekrar aynı düşüncelere sahip olmak ya da aynı duygularla bir hayat yaşamak. Şimdi hep aynı duygular ile her gün yaşıyorsak ve duygular geçmiş deneyimlerin kimyasal sonuçlarından başka bir şey değilse ve aynı düşünceleri tekrar tekrar düşünüyorsak o zaman geçmişe sıkışıp kalmışız demektir. Dikkatimizi nereye verirsek, enerjimizi oraya yerleştiririz. Enerjimizi istediğimiz geleceğin vizyonuna odaklamak yerine, geçmiş olaylara fazlasıyla odaklarsak eski duygular tarafından cezbediliriz. Hayatımızdaki her şey aynı kalır. Bu şekilde değişimlerimizi gerçekleştirmemiz çok zor olur. Mevcut durumu koruyarak ve alıştığımız konfor ortamında kalırsak değişim gerçekleşmez. Değişimde başarılı olmak demek insanın kendisini tutsak eden alışkanlıklarından vaz geçmesi ve üstesinden gelmesi demektir. Mutlaka arzuladığımız hayat için daha yüksek standartları kendimize oluşturmalı ve bunu hak ettiğimize dair “Daha iyisini hak ettiğimi biliyorum ve bunu hayatıma dahil ediyorum” gibi cümleleri kendimizi söyleyebilmeliyiz. Değişimin zamanının geldiğini fark ettiğimizde harekete geçmekte gecikmemeliyiz.“Değişmeyi istemek yetmez. O değişimi gerçekleştirecek cesaret, enerji ve kararlılık gerekir.” Robert Kiyosaki’nin bu sözünü hayatınızdan eksik etmemeniz dileği ile mutlu ve kararlı kalın….

           

     

.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol