banner8

GÖRÜNÜM

Bursa Belediyesi 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla ‘15.055 Rakamı Neyi İfade Ediyor?’ diye bir çalışma yapmış. Hiçbir vatandaş bu sorunun yanıtını bilemiyor. Soruyu yönelten kişiler bu rakamın Kurtuluş Savaşı’ndaki şehit sayısı olduğunu söyleyince hepsi duygusal anlar yaşıyor. Peki bu çalışmayı yaptıran kişi kim? Bu isim, geçtiğimiz yıl meclis toplantısında CHP’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda toplu taşımanın ücretsiz olmasını önerisine, "halkın genelini ilgilendiren bir bayram değil" diyerek karşı çıkan Bursa’nın AK Partili Belediye Başkanı Alinur Aktaş. Aynı Aktaş toplantıda "O zaman ormancılık gününde de tatil yapalım" demişti. 30 Ağustos Zafer Bayramıyla, Ormancılık Gününü aynı kefeye koyma cüretini göstermişti. Bu sözlerinden dolayı hem Bursa halkından hem de Türk halkından büyük tepki almıştı. Demek ki tepki çeken sözlerinden dolayı 3,5 yıl sonra yapılacak seçimleri kaybedecek olmanın korkusunu yaşayan bu zat için artık 30 Ağustos ilgi konusu olmuş. Ne diyeyim? 30 Ağustos’u, Cumhuriyeti, Atatürk’ü yok sayanların tepkiler sonrasında yaptıkları çarkları samimi bulmuyorum.  3,5 yıl sonra tekrar aday yapılması halinde Bursa halkının bu zat için gereğini yapacağına inanıyorum…

///////////

ONBİR YIL SONRA KAVUŞTUĞU OĞLUNUN KOLLARINDA ŞEHİT OLDU

Dumlupınar Şehitliği'nde yer alan Şehit Baba ve Oğul Anıtı, şehit babasını kucaklayan bir oğlu gösterir. Bu anıt, Çetmeli Kara Ali Çavuş ile oğlu Mehmet Onbaşı anısına dikilmiştir. Çetmeli Kara Ali Çavuş 1912 yılında oğlu Mehmet sekiz yaşındayken Balkan Savaşı’na  katılmak için köyünden ayrıldı. Daha sonra sırasıyla Galiçya, Hicaz, Yemen, Kafkasya’da cepheden cepheye 11 yıl koştu. Çetmili Kara Ali Çavuş Anadolu’da Milli Mücadele başlayınca, doğu cephesinden Kurtuluş Savaşı’na koştu. Dumlupınar’da Başkomutan Meydan Muharebesi’nde 19 yaşındaki alay sancaktarı Mehmet onbaşı ile karşılaştı. Mehmet Onbaşı, onun 11 yıl önce bırakıp gittiği oğludur. Bu büyük asker 31 Ağustos 1922 günü 11 yıl sonra kavuşabildiği oğlunun kollarında şehit oldu. Oğlu, kahraman Onbaşı Mehmet ise, 9 Eylül’de İzmir’e giren birliğin başında şehit oldu. Şehit Baba ve Oğul Anıtı bu destansı olayı gelecek nesillere ulaştırabilmek için Dumlupınar Şehitliği’nde dikildi.  Bu Anıt, Haluk Tezonar tarafından yapıldı.  Türkiye Cumhuriyeti 98 yıl önce Dumlupınar’da kahramanlık  destanına imza attı. Bu destan sonrasında yurdumuzu düşmanlardan temizleyerek, Çağdaş Cumhuriyeti kurduk. İki gün sonra (31 Ağustos) Çetmeli Kara Ali Çavuş’un şehit olmasının 98’ncü yıldönümü. Başta Çetmeli Kara Ali Çavuş olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Onların sayesinde bizlere emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır…

//////////

ESKİŞEHİR 8 VE 9’NCU VEKİLLERİ

Eskişehir’in şu anda TBMM’de 9 milletvekili var. Şimdi bana ‘nereden çıktı 9? Biz 24 Haziran 2018 seçimlerinde 7 milletvekili seçmedik mi?’ diye soracaksınız. Evet oylarımızla ilimizden 7 milletvekilini seçip, meclise gönderdik. AK Parti’den Harun Karacan, Nabi Avcı, Emine Nur Günay, CHP’den Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İYİ Parti’den Arslan Kabukçuoğlu ve MHP’den Metin Nurullah Sazak Eskişehir milletvekili olarak bizleri temsil ediyor. Hemşerimiz olan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Ankara’dan, Aslen Emirdağlı olup, kendisini her zaman Eskişehirli olarak gören MHP Genel Başkan Yardımcısı Ulvi Ziya Yönter İstanbul’dan milletvekili seçildi. Her iki isimde Ankara’nın ya da İstanbul’un değil de Eskişehir’in vekili gibi çalışıyor. Bu iki isim sayesinde Eskişehir TBMM’de 9 vekille temsil ediliyor. Eskişehir ve Eskişehirspor ile ilgili konularda bazen ilimizden seçilen vekillerden daha fazla destek ve sorumluluk alıyorlar. Destici ve Yönter Eskişehir’in sorunlarına sahip çıktıkları için taraflı tarafsız herkes tarafından takdir görüyor. Onların da katılımıyla 9 milletvekili Eskişehir paydasında her ay bir araya gelmeli. Eskişehir’e yeni yatırımların gelmesi ve sorunların çözülmesi konusunda ortak çaba göstermeliler...

////////

NOSTALJİ

29 Yıl önce. Yıl 1991. Çifteler’in SHP’li Belediye Başkanı İsmail Özen ilçede ‘Çifteler Anadolu Tarım Fuarı ve Festivali’ düzenliyor. Sevilen sanatçı Edip Akbayram, festivalin açılış konuğu olarak konser veriyor. Çifteler’de bir sokağa Edip Akbayram’ın ismi veriliyor. Çifteler Belediye Başkanı İsmail Özen konser öncesi 'Edip Akbayram Sokak yazılı levha önünde' sevilen sanatçı ile fotoğraf çektiriyor. Eskişehir siyasetinin duayen ismi olan İsmail Özen, 1968-1977 yılları arasında Çifteler Belediye Başkanlığı yaptı. 1977-1980 yılları arasında CHP Eskişehir Milletvekilli idi. Özen yıllar sonra 1989-1994 yılları arasında da SHP’den Çifteler Belediye Başkanlığı yaptı. 19 Nisan 2019 Cuma günü vefat eden Özen’in mekanı cennet olsun. Eskişehir ve Çiftelerliler onun hizmetlerini asla unutmayacak...

///////

CUMARTESİ HİKAYESİ

LOKANTADA YEMEK YİYEN İLK KADIN

Süreyya Ağaoğlu, Türkiye'nin ilk kadın avukatıdır. 1924-25 ders yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra, Ankara'ya ailesinin yanına döner. Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı'nda staja başlar.. İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir? Evlerine gidemezler, evleri bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler.. Aslında o zamanlar Ankara'da yemek yenebilecek bir lokanta, İstanbul Lokantası vardır. Fakat bir sorun vardır: Sadece milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir.. Türkiye'nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar.. Dönemin Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu'na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası'nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, onayı verir.. İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu'nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikayetler yükselir. Şikayetler aynı gün, zamanın Başbakanı 'Rauf Bey'e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu'nu arayıp durumu anlatır. Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, "Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı.. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin," der.. Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur.. Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu'na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk'e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa, onu dinleyen Atatürk, "Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var" der. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Süreyya Hanım, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş." Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, "Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor" der. Süreyya Hanım hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası'nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, "Bugün Süreyya'yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek" der. Süreyya Hanım’ın şaşkınlığı daha da artar. Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, "Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi" deyince durumu anlar.. Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası'na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez.. Bu bir ilk olur... Atatürk ve Türkiye'nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir...

////////

FOTO ŞAKA

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer: Harun Bey, kent merkezindeki üç belediyeyi de neden alamıyorsunuz?

AK Parti MKYK Üyesi Harun Karacan: Utkucuğum “AK Parti’ye oy vermedim” diye övünenleri Eskişehir’de makam sahibi yaparsak, sonuç hep böyle olur.
Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Muammer Karaman: Harun Bey, yoksa bana taş mı attı ne? En iyisi fırça yemeden çorbamı kaşıklayıp şuradan uzayayım.

////////

FIKRA

KAHVERENGİ PANTOLON

Andrea Doria Osmanlı donanmasına karşı saldırıya geçeceği sırada kırmızı gömleğini istemiş.
"Neden?" diye soran yaverine ;"Yaralanırsam kan lekesi gözüküp askerlerimin moralinin bozulmaması için!" diye kahramanca cevap vermiş.
Tam o sırada dürbünle Osmanlı donanmasını gözleyen gözcü; “Başlarında Barbaros Hayrettin var efendim!" diye bağırmış.
"Allah kahretsin!" demiş Doria ve gömleğini çıkarıp eklemiş "Bu gömleği götürün, çabuk bana kahverengi pantolonumu getirin!"

///////

ÇİVİ

“Vatana ihanetin nedeni olmaz; er ya da geç bedeli olur.” Mustafa Kemal Atatürk

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol